Etiket arşivi: GELMEDEN

İcra ve İflas Hukuku • İPOTEK VADESİ GELMEDEN İCRA TAKİBİ YAPILAMAZ

İpoteğin süresi: temin ettiği borca hangi süre boyunca bu garantinin devam edeceğini gösterir. kefaletin süresine çok benzer.
ipoteğin vadesi daha doğrusu ipotekle temin edilmiş borcun vadesidir. Akit tablosunda bir borç ve vadesi varsa bu vadeli ipotektir. Vade gelmeden muaccel olmaz.

ipotek süresi dolduğunda kendiliğinden sona ermese de ipotek süresi bir aralık belirtir; ve bu aralıkta borçsuzluğunu ispatlayan mal sahibine ipoteğin terkinini isteme hakkı verir. yani şu şekilde;
diyelim ki ipotek 01.01.2007 de bir yıl için tesis edildi ve bir cari hesabın teminatı..
bu durumda 31.12.2007 gününden sonra geçmiş bir yıl içerisinde borçsuzluğunu ispatlayan mal sahibi ipoteği terkin ettirebilir. o tarihten sonra cari hesaba ilave borç çalışması da sonuca etkili değildir.
dolayısıyla ipotek süresinin dolmasıyla ipotek kendiliğinden sona ermese de o süreçte yani zaman aralığında borçsuzluğu ispatlayabilirse sonraki herhangi bir tarihte ipoteği fekkİ ettirebilir.

MK 858, Tescil edilen rehnin terkininin yanısıra, taşınmazın yok olması sonucunda da rehnin sona ereceğini öngörmekte ve kamulaştırmaya ilişkin kanun hükümlerinin saklı olduğunu belirtmektedir.(MK 858/II)Gerçekten, taşınmazın yok olması, kamulaştırmanın vuku bulması, belirli bir süre ile sınırlı olarak kurulan rehinlerde sürenin dolması ile hem maddi hem de şekli değerini yitirir.

T.C.
YARGITAY
19.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2005/6919
KARAR NO: 2006/3324
KARAR TARİHİ: 30.03.2006

ÖZET: İpotek akti vadeli olarak düzenlenmiştir. Dosyaya sunulun sözleşme tapu dışı ve adi yazılı şekilde yapıldığından, resmi ipotek akit tablosundaki hükümleri değiştiremez, ipotek vadeli düzenlendiğine göre vadesi gelmeden takibe girişilemez.

Tararlar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazdı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, davalının oğlu İbrahim müvekkiline borcu sebebiyle Çorum İkinci İcra Müdürlüğü’nün 2002/2137 sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının bu icra dosyasına teminat olmak üzere davacı lehine taşınmazına ipotek tesis ettiğini, yanlar arasındaki sözleşmeye göre İbrahim’in borcu taksitler halinde ödenecek, taksitlerden biri ödenmediği takdirde borçlu ve kefile ihtar çekilmeksizin hem ipotek paraya çevrilecek, hem de takibe devam edileceğinin hükme bağlandığını, sözleşmede belirtilen ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiğini, takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin borçtan şahsen sorumlu olmadığını, ipotek verdiği taşınmaz ile sorumlu olduğunu, ipotek senedinin davacıdan alınan borç para karşılığı olarak tesis edildiği halde, ipoteğin süreli teminat ipoteği olduğunu, ipoteğe konu borcun süresinin 30.06.2003 tarihinde dolduğu halde, takibe yasaya aykırı olarak bu tarihten önce başlandığı gibi ipotek alacağının faizsiz olarak belirlendiğinden işlemiş, işleyecek faiz talebinde de bulunulmayacağını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, iddia savunma, taraflar arasında imzalanan 11.07.2002 tarihli sözleşme, ipotek akit tablosu, icra dosyaları, toplanan delillere göre davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Davaya temel alınan ipotekli takibin dayanağı olan resmi ipotek akit tablosundan davalının davacıdan almış olduğu borca karşılık taşınmazını ipotek verdiği anlaşılmaktadır. İpotek akti "30.06.2003 tarihinde Ödeme şartıyla", başka bir ifadeyle vadeli olarak düzenlenmiştir. Dosyaya sunulan 11.07.2002 tarihli sözleşme tapu dışında ve adi yazılı şekilde yapıldığından, resmi ipotek akit tablosundaki hükümleri değiştirir güçte kabul edilemez. O halde uyuşmazlığın resmi ipotek akti çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. İpotek, vadeli tesis edildiğine göre henüz vade gelmeden takibe girişilmesi akde aykırıdır. Mahkemece, bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün (BOZULMASINA), bozma biçimine göre öteki yönlerin incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2005/4803
KARAR TARİHİ:21.4.2005

Özet: Taşınmaz rehni ancak terkinle (rehin hakkı sahibinin yazılı talebi ile) sona ereceğinden, ipoteğin belirli bir süre için kurulmuş olması halinde, bu sürenin sonunda ipoteğin kendiliğinden sona ermeyeceği Kamuya açıklık kuralı taşınmaz ipoteğinin sona ermesinde de hakim olduğundan; taşınmaz rehni (ipotek) terkin ile sona erer. (MK. 858) Tapu sicilinde bir tescil olduğu sürece, tescil edilmiş rehin hakkının mevcudiyeti karine olarak kabul edilir. (MK’nun madde 992/c-l) Rehin hakkı sahibinin yazılı terkin talebi ile (terkine rıza) terkin yapılır. Terkin için ayrıca hukuki bir sebep aranmaksızın rehin hakkı sahibinin tek başına muvafakati yeterlidir. İpotek hakkı sahibinin terkine muvafakat borcu olmasına rağmen, yazılı terkine muvafakat beyanında bulunmaktan kaçınırsa, taşınmaz maliki, mahkemeye başvurarak ipoteğin fekkine ilişkin alacağı ilamla tapu memurundan terkini talep edebileceği gibi İİK’nun 153. maddesi koşullarında da icra dairesinden terkin talebinde bulunabilir. (Alacaklı gaip, ikametgahı meçhul veya alacağını almıyorsa borçlu İİK’ nun 153. maddesi gereği ipotek bedelini icra dairesine depo ederek, icra mahkemesinden takip koşulu aranmaksızın ipoteğin fekkini talep etmesi gibi). Rehinli alacaklının geçerli yazılı talebi üzerine yapılan terkin kurucu bir fonksiyon yerine getirir. Taşınmaz rehni gerek şekli, gerek maddi açıdan terkinle sona erer. (Prof, Dr. M. Kemal Oğuzman – Prof. Dr. Öner Seliçi – Prof. Dr. Şaibe Oktay – Özdemir Eşyaltu Kulu sf: 655). M.K rehinli taşınmazın tamamen yok olması halinde rehnin sicil dışı sona erdiğini kabul etmesi (MK’nun madde 858/f-l) ve MK. 858/2. fıkrası (kamulaştırma)’daki nedenler haricinde, ipoteğin, feragat, teminat altına alınan alacağın sona ermesi durumunda taşınmaz rehni doğrudan doğruya sona ermez. Tescil maddi değerini kaybetmiş olsa dahi, maddi durum sicil dışı değiştiğinden, tapu kütüğü gerçek duruma uymasa da, taşınmaz rehni sicildeki kayıt sürdüğü sürece "şekli bakımdan" tapu kütüğündeki hukuki varlığını sürdüreceğinden, terkin bu gibi halde de düzeltici bir görev olarak zorunludur. Her taşınmaz açısından ipotek yukarıda açıklanan özel durumlar dışında terkinle sona erer. Somut olayda, gözlendiği gibi; ipoteğin belirli bir süre için kurulmuş olması bu sürenin sonunda ipoteğin re’sen fekkini gerektirmeyeceğinden ve tapu kaydında müşteki ipotek alacaklısının ipoteği de halen tescilli olduğundan İİK’ nun 134. maddesinde açıklanan ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerden olduğu nazara alınarak icra mahkemesince şikayetin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde “ipotekte belirlenen süre”nin dolması nedeniyle ipoteğin ortadan kalktığından bahisle istemin reddi isabetsizdir. SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21.04.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C
YARGITAY
14.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2009/10370
KARAR NO:2009/11327
KARAR TARİHİ: 21.10.2009

>İPOTEĞİN KALDIRILMASI

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.02.2009 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.06.2009 günlü hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Davacı, davalıların murisi İsmet’e olan borcu sebebiyle 560 ada 14 parsel numaralı taşınmazda bulunan 1/2 hissesi üzerine konulan ipotek şerhinin bedelin faizi ile birlikte ödenmesi koşuluyla kaldırılması isteğinde bulunmuştur.

Davalılar, ipoteğe konu borcun ödenmediğini, ipoteğin, ipotek bedelinin uyarlanması veya bedelin faizi ile birlikte ödenmesi halinde kaldırılabileceğini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalılar ve katılma yolu ile davacı temyiz etmiştir.

İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.

Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen iradesiyle terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.

Somut olayda; 17.10.1979 tarihli ipotek akdinin çerçevesini tayin eden resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, ödenmeyen 50.000 TL borç için 1 yıl vade ile tesis edildiği görülmektedir. Açıklanan bu niteliğe göre ipotek, kesin borç (karz) ipoteğidir. Türk Medeni Kanunu’nun 875. maddesine göre kesin borç (karz) ipoteği, anapara yanında, gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı, ipoteğin fekki için anaparanın dışında takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteye-bileceğinden, ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın, gecikme faizinin, icra takibi yapılmışsa takip giderlerinin ödenmesi halinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa, bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur.

Ancak, borçlu anapara ipotek miktarından bir kısmını ödemiş veya depo etmişse yine de davanın reddi gerekir ise de, "çoğun içinde az da vardır" kuralı uyarınca Tapu Sicil Tüzüğü’nün 31/son maddesi hükmüne göre ipotek bedelinden ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesi gerekir.

Bütün bu açıklamaların sonucu doğrultusunda mahkemece yapılması gereken iş; ipotek, kesin borç (karz) ipoteğine ilişkin bulunduğundan, taraflardan alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıp yapmadığını sorup saptamak, icra takibi varsa bu dosyayı getirtmek, resmi akit tablosundaki sözleşme hükümlerini gözetmek suretiyle alacaklının anapara dışında isteyebileceği gecikme faizi ile (vade tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için ipotek bedelini faizi ile birlikte hesap ettirmek) icra takibi yapılmışsa takip giderlerini gerek görülürse bilirkişiye hesaplatmak, bunların toplamını alacaklıya ödenmek üzere davacıya depo ettirmek, eksiksiz depo edilirse ipotek şerhini terkin etmek, kısmen ödeme yapılırsa davanın reddine karar verilmekle beraber ödenen bölümü kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesine karar vermek olmalıdır.

Değinilen yönler gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hüküm açıklanan bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.

SONUÇ: Tarafların temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 21.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 13 Şub 2015, 09:53