Etiket arşivi: GİZLİ

Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları • MORG ÜNİTESİNE YERLEŞTİRİLEN GİZLİ KAMERA, SORUŞTURMA İZNİ

Danıştay 1. Daire
Esas: 2014/232
Karar: 2014/25

… Üniversitesi Rektörlüğünün 03.02.2014 tarih ve 1364 sayılı yazısı ekinde gönderilen soruşturma dosyası ile yukarıda belirtilen Kurul kararı ve bu karara şikayetçi tarafından yapılan itiraz, Tetkik Hakimi açıklamaları dinlenildikten sonra, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53 üncü maddesi uyarınca incelendi;

Gereği Görüşülüp Düşünüldü :

Dosyanın incelenmesinden, … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Morg Ünitesinde sözleşmeli memur olarak görev yapan şikayetçi …’ün 08.06.2012 tarihli dilekçe ile, çalışma odasında bulunan yangın alarm cihazına gizli kamera yerleştirildiği, bu durumun tutanak ve resim çekilmek suretiyle tespit edildiği, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddiasıyla Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, konuyla ilgili olarak Rektörlükçe yapılan soruşturma sonucu düzenlenen fezlekede, şüphelilerin ifadelerinde özetle; kamera sisteminin Hastanenin güvenliğini sağlamak amacı ile kullanıldığı, …’ün çalışma odasının, ölüm kayıt defterinin bulunduğu kayıt odası olduğu, bu odanın kişisel bir oda olmadığı, bahse konu kameranın kişisel takip amaçlı olmadığı, Morg Ünitesine giren çıkanları görüntüleyen, art niyetli kişilere yönelik önlem amacıyla duman ikaz sistemine yerleştirilen bir kamera olduğu, Hastanenin güvenlik açısından riskli olan tüm birimlerinde kamera bulunduğu, Morg Ünitesinin bodrum katında kritik bir yer olduğu hususlarını beyan ettikleri, söz konusu ifadeler değerlendirilmek suretiyle şikayetçinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmediği, bu iddiayı ispatlayacak somut bilgi, belge ve delile ulaşılamadığı belirtilerek şüphelilerin men-i muhakemelerine karar verilmesinin önerildiği, Yetkili Kurulca da bu öneri doğrultusunda karar verildiği anlaşılmıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, şikayetçinin Morga yerleştirilen gizli kameralar ile görüntülerinin kaydedildiğine ilişkin şikayeti üzerine yapılan soruşturma sonucunda Rektörlükçe oluşturulan Yetkili Kurul tarafından verilen 17.12.2013 tarih ve 13 sayılı men-i muhakeme kararının Dairemizin 30.01.2014 tarih ve E:2014/140, K:2014/129 sayılı kararıyla onandığı, bu dosyada ise şikayetçinin, çalışma odasındaki yangın alarm cihazına gizli kamera kurdurularak özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği iddialarının soruşturulduğu, anılan soruşturma sonucunda da Yetkili Kurulun 17.12.2013 tarih ve 14 sayılı kararıyla şüphelilerin men-i muhakemelerine karar verildiği, böylece biri Morg Ünitesi, diğeri şikayetçinin çalışma odası olmak üzere gizli kamera kurdurulması ve görüntülerin kaydedilmesi eylemleri nedeniyle soruşturma yapıldığı, her iki suçun da suçun işlendiği yer itibarıyla birbirinden farklı olduğu görülmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Özel hayatın gizliliği ve korunması" başlığı altındaki 20’nci maddesinde, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Özel hayatın gizliliğini ihlal" başlıklı 134’üncü maddesinde ise, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlâl eden kimsenin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlâl edilmesi hâlinde ise verilecek cezanın bir kat artırılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu suçun maddi unsurunun, kişilerin gizli yaşam alanına girerek veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve kaydedilmesi olduğu, anılan suçla korunan hukuki menfaatin ise, kişilerin gizli yaşam alanlarının kayıt altına alınmasının önüne geçilmesi, bu şekilde kişilerin mahremiyet hakkını, özel hayatına müdahalenin korunması olduğu açıktır.

Olayda, Üniversite tarafından şikayetçiye bir anlamda yaşam alanı olarak tahsis edilen odadaki yangın alarmı cihazına gizli kamera yerleştirilmek suretiyle şikayetçinin özel hayatının gizlice kayda alındığı, bu durumun tutanak düzenlenmek ve resim çekilmek suretiyle somut olarak ortaya konulduğu, kaldı ki, şüphelilerin ifadelerinde de bu durumun kabul edildiği, şikayetçinin kişisel odası niteliğinde sayılması gereken çalışma odasına gizlice kamera yerleştirmek ve şikayetçiyle ilgili hususları kayda almak suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun işlendiği, bu nedenlerle mevcut delillerin atılı suçtan dolayı şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olduğu anlaşıldığından, … Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 17.12.2013 tarih ve 14 sayılı men-i muhakeme kararının bozulmasına, atılı suç nedeniyle şüphelilerin lüzum-u muhakemelerine, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 134 üncü maddesi uyarınca yargılanmalarına, yargılamanın … Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına, dosyanın karar ekli olarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın birer örneğinin Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğüne ve itiraz edene gönderilmesine 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 13 Şub 2015, 01:37


Eşin gizli ses kaydı, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi kabul edilmez

Gizli Ses Kaydı Boşanma Delili

Boşanma davası sırasında erkek eşin boşanma delili olarak mahkemeye sunduğu ve birlikte yaşadıkları evde eşinin kendisini aldattığını ortaya çıkaran ses kayıtlarını mahkeme “özel hayatın gizliliği” nedeniyle reddetti. İkamet edilen yerde bulunan aile mahkemesinde görülen davada hakim, ses kayıtlarının hukuka aykırı yollarla temin edildiği ve bu sebepten ötürü mahkemede delil olarak kullanılamayacağına ve davanın reddine karar verdi.

Aile mahkemesinde görülen davanın reddi üzerine eski koca, davayı bir üst mahkemeye taşıyarak kararı temyiz etti.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nde görülen davada hakim aile mahkemesinin vermiş olduğu “özel hayatın gizliliği” nedeniyle ses kaydının boşanma delili sayılmaması kararını bozarak gizli ses kaydı boşanma delili kabul edilir kararı verdi. Kocanın eve yerleştirmiş olduğu ve diğer eşin haberi olmaksızın alınan ses kayıtları Yargıtay tarafından boşanma delili olarak kabul gördü.

Yargıtay bu kararının gerekçesi ise şu şekilde açıklandı: “Evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin ayrı özel yaşam alanı olmayıp, ailenin yaşam alanıdır ve diğer eş yönünden dokunulmaz değildir. “

Bu sebepten dolayı eşlerden birisi diğer eşin sadakatinden şüphe duyması durumunda birlikte ikamet ettikleri konutta , eşin haberi olmaksızın ses kayıt cihazı yerleştirmek suretiyle, eşinin ulu orta olmayan konuşmalarını kayıt altına alması , özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi ile hukuk normlarına aykırı olduğu kabul edilmez.” İfadeleri kullanıldı.

Böylelikle eşlerin ortak yaşam alanları içerisinde sergiledikleri tutumlar için özel hayatın gizliliği ilkesinin geçerli olmadığı kanaati Yargıtay tarafından onanmış olmaktadır. Yargıtay’ın bu kararına göre eşlerin birlikte yaşadıkları konut ortak yaşam alanı olarak kabul edilirken , burada gerçekleşen eşlerden birisinin haberi olmaksızın ses kaydı alınması boşanma davasında özel hayatın gizliliği çerçevesinde değerlendirilmemektedir.

Ancak Yargıtay’ın vermiş olduğu “gizli ses kaydı boşanma delili olarak kabul edilmektedir” kararı boşanma davası için kabul görmekle birlikte, ses ve ya görüntülerin kişilerin haberi olmadan gizli bir şekilde kayıt altına alınması Türk Ceza Kanununda bulunan 133 ve 134 sayılı maddelere göre suç teşkil etmektedir. Bu durumda boşanma gerçekleşirken ses kaydını gizli bir şekilde elde eden kocaya hapis cezası verilmektedir.

GİZLİ BAĞIŞ / TAPU İPTALİ VE TESCİL TALEBİ

T.C.
YARGITAY
Birinci Hukuk Dairesi
E: 2006/2705
K: 2006/3982
T: 12.4.2006
GİZLİ BAĞIŞ
TAPU İPTALİ VE TESCİL TALEBİ
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 19]
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak muris bırakanları M.Ç.’nin 1150 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki payını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğluna temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalının tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Ş.D.İ.’nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden çekişmeli 1150 ada 2 parsel sayılı taşınmazın dava dışı M.Ş. adına kayıtlı iken 2.11.1989 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik edildiği, taşınmazın 1/2 payının 3.7.1991 tarihinde davalının kardeşi D.’ye devredildiği, davalının yaşının küçük olması nedeniyle her iki işlemi de anne ve babasının ( murisin ) velayeten yaptıkları, D.’nin edindiği 1/2 payı 4.8.1998 tarihinde muris N.’ye aktardığı ve taşınmazın halen 1/2 payın miras bırakan, 1/2 payın da davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı ileri sürülen iddianın içeriğine ve davalının savunmasına göre; yanlar arasındaki uyuşmazlık, murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi ( davalı ) adına kaydettirmesi halinde 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekte, 1.4.1974 tarihli karar, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Somut olayda olduğu gibi bedeli ödenerek “gizli bağış” şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Bunun yanısıra, karara, yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı, Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarih 586/782; 21.9.1994 tarih 248/538; 21.12.1994 tarih 667/856; 11.10.1995 tarih 1995/1-608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
O halde, değinilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.