Etiket arşivi: gün

İşe Bir Gün Mazeretsiz Devamsızlık – Geçerli Fesih

T.C YARGITAY
22.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 1185
Karar: 2014 / 1786
Karar Tarihi: 10.02.2014

ÖZET: Somut olayda; davalı işveren işyerinde gece sorumlu müdürü olarak çalışmakta olan davacının iş sözleşmesinin, 26.07.2012 tarihli fesih bildirimi ile üst üste iki gün mazeretsiz olarak işe gitmediği gerekçesi ile tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiği, devamsızlığa ilişkin 24.07.2012 ve 25.07.2012 tarihlerinde devamsızlık tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf yargılama sırasında, 25.07.2012 tarihinde saat 17:00 itibari ile davacının işine son verildiğini açıklamıştır. Dosyaya sunulan gece vukuat defterinin incelenmesinden; davacının 23-24 Temmuz 2012 gecesi nöbetine geldiği ve defteri imzaladığı, 24-25 Temmuz 2012 gecesi ile 25-26 Temmuz 2012 gecesi nöbetlerine ise gelmediği anlaşılmasına rağmen; zaten davacının iş sözleşmesi 25 Temmuz günü saat 17:00’de feshedildiğine ve davacı da gece nöbeti tuttuğuna göre, henüz nöbetine gelip gelmeyeceği belli değilken davacının işine son verildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Fakat fesih anı itibari ile davacının 24-25 Temmuz gecesi nöbetine gelmediği ve işe bir gün devamsızlık yaptığı da sabittir. İşe bir gün mazeretsiz olarak devamsızlık yapmak ise olsa olsa geçerli fesih sebebi yapılabilir. Davacının bir gün işe devamsızlığı sebebi ile iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.(4857 S. K. m. 18, 20, 21, 25)

Dava ve Karar: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Yücesoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin üst üste iki gün mazeretsiz olarak işe devam etmediği için haklı sebeple feshedildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, feshin haklı ve geçerli bir geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatma tazminatının dört aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

İş sözleşmesinin, işçinin işyerine devamsızlıkta bulunması sebebiyleişverence haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 II-(g) bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.

Somut olayda; davalı işveren işyerinde gece sorumlu müdürü olarak çalışmakta olan davacının iş sözleşmesinin, 26.07.2012 tarihli fesih bildirimi ile üst üste iki gün mazeretsiz olarak işe gitmediği gerekçesi ile tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiği, devamsızlığa ilişkin 24.07.2012 ve 25.07.2012 tarihlerinde devamsızlık tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf yargılama sırasında, 25.07.2012 tarihinde saat 17:00 itibari ile davacının işine son verildiğini açıklamıştır. Dosyaya sunulan gece vukuat defterinin incelenmesinden; davacının 23-24 Temmuz 2012 gecesi nöbetine geldiği ve defteri imzaladığı, 24-25 Temmuz 2012 gecesi ile 25-26 Temmuz 2012 gecesi nöbetlerine ise gelmediği anlaşılmasına rağmen; zaten davacının iş sözleşmesi 25 Temmuz günü saat 17:00’de feshedildiğine ve davacı da gece nöbeti tuttuğuna göre, henüz nöbetine gelip gelmeyeceği belli değilken davacının işine son verildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Fakat fesih anı itibari ile davacının 24-25 Temmuz gecesi nöbetine gelmediği ve işe bir gün devamsızlık yaptığı da sabittir. İşe bir gün mazeretsiz olarak devamsızlık yapmak ise olsa olsa geçerli fesih sebebi yapılabilir. Davacının bir gün işe devamsızlığı sebebi ile iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

Hüküm: Yukarıda belirtilen sebeplerle;

1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Davanın REDDİNE,

3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 62,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,

7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 10.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak : www.sinerjimevzuat.com

Yargıtay kararı: İşe Bir Gün Mazeretsiz Devamsızlık – Geçerli Fesih .

Aynı gün saate çok duruşma verilmesi belirsizlik yaratacağından tarafları gelmeyenler sona bırakılmalı

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 2011/8343 esas ve 2012/1192 karar sayılı, 14.02.2012 tarihli kararı

Bir çok duruşmanın aynı gün ve saatte verilmesi belirsizlik yaratılacağından taraflardan biri aleyhine haksız bir sonuca sebebiyet verilmemesi için tarafları gelmeyen davaların duruşmalarının bitmesi muhtemel veya mümkün olan en son saat beklenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir

01.06.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetleri” başlıklı “Üçüncü Kısımın” “Birinci Bölüm”ünün 46/d maddesi uyarınca tutulması zorunluluğu bulunan “duruşma günleri defteri” aynı Yönetmeliğin 50. maddesinin birinci fıkrasında, “mahkemelerin iş durumlarına göre duruşma yapılacak gün ve saatlerin bir sıra dahilinde yazıldığı defter” olarak tarifi yapılmış, yine aynı Yönetmeliğin “Duruşma listesi” başlıklı 81. maddesinde de, “Duruşmalı işlemlerde mübaşir tarafından; mahkemesi, mağdur, şikayetçi ve sanık ile vekillerinin isimleri ve duruşma tarih ve saati yazılmak suretiyle bir liste düzenlenir ve bu liste duruşma salonu dışında herkesin görebileceği bir yere asılır.

Bu listelerin bir sureti ayrı bir dosyada saklanır.” Hükümleri dikkate alındığında, mahkemenin her dava dosyası için değişik saatler belirleyerek duruşmalara devam etmek, böylelikle taraflara ve vekillerine Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesindeki “…meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip” olduğu güvencesini vermek ve tarafların usul hükümlerine riayet edip etmediklerinin denetimini mümkün kılmak yerine, 6. sıradan 46. Sıradaki dava dosyasına kadar tek saat verilmek suretiyle (09.00) yaratılan bu belirsizlik nedeniyle taraflardan biri aleyhine haksız bir sonuca sebebiyet verilmemesi açısından, tarafları gelmeyen davaların duruşmalarının bitmesi muhtemel veya mümkün olan en son saat beklenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı bulunduğundan ve temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 14.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kredi kartıyla gün içerisinde yapılan komisyon karşılığı nakit para ticareti tefecilik suçudur

 

Kredi kartı üzerinden para satanlar, artık tefeci muamelesi görecek. Yargıtay, kredi kartıyla aynı gün içerisinde yapılan komisyon karşılığı nakit para ticaretinin tefecilik suçu olduğuna karar verdi.

Kredi kartı ile alışveriş yapılmış gibi göstererek vatandaşa nakit verip karşılığında komisyon alan kuyumcu ve beyaz eşya satıcıları artık tefeci muamelesi görecek. Yargıtay, aynı gün hiçbir satış yapmamasına rağmen POS cihazı üzerinden satış gerçekleştirilmiş gibi yapılan işlemde alınan komisyonla kredi kartının ait olduğu bankanın aldığı komisyonun karşılaştırılması gerektiğini, eğer fark varsa burada tefecilik suçunun oluştuğunu belirtti.

Olay, Bolu’da bir vatandaşın kuyumcu hakkında dava açmasıyla başladı. Kuyumculuk yapan sanığın POS cihazı tefeciliği yaptığı iddiasıyla yargılaması Bolu 2.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme, sanığın beraatine karar verdi. Karara yapılan itirazı görüşen Yargıtay 5.Ceza Dairesi, yerel mahkeme kararını oybirliğiyle bozdu. Dairenin bozma gerekçesinde kuyumcu olan sanığın işyerinde herhangi bir alışveriş yapılmadığı halde, yapılmış gibi gösterildiğini belirtti. Kararda, ‘Alışveriş yapılmış gibi kendilerine para ihtiyacı nedeniyle başvuran kişilere ait kredi kartlarıyla POS cihazı aracılığıyla işlem yapıp, gerçek olmayan bu alışveriş tutarından belli bir komisyon kesintisi yapıldığı’na dikkat çekti.

Kazanç maksadı var

Yargıtay “Bu nedenle bankaya komisyon ödememeleri veya kredi kartı sahiplerinden aldıkları komisyon miktarından az ödemeleri halinde, eylemlerin kazanç elde etmek maksadıyla başkasına ödünç para verme niteliğinde olduğu kabul edilmelidir” dedi. Yargıtay, yerel mahkemeden sanıklara ait pos cihazlarının ait oldukları bankalara veya Bankalararası Kart Merkezi’ne başvurularak suç tarihinde yapılan işlemlerin talep edilmesini istedi. Yargıtay, “Pos cihazlarından yapılan alışverişler karşılığında komisyon ödeyip ödemedikleri ve ödemişlerse miktarları sorulup gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulsun” dedi.