Etiket arşivi: H.G.K

YARGITAY H.G.K 2011/9-832 E. , 2011/771K. *SÜRE TUTUM DİLEKÇESİ VERİLMESİ* TEMYİZ HARCININ YATIRILMASI

YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu

2011/9-832 E.N ,

2011/771 K.N.

 

 

İçtihat Metni

 

Taraflar arasındaki "Alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Muratlı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen 16.09.2010 gün ve 2009/63 E., 2010/226 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 05.04.2011 gün ve 2011/16497-10185 sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

 

HUKUK GENEL KURULU KARARI

 

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

 

Bilindiği üzere, sağlıklı bir temyiz incelemesi yapılabilmesi için hükme esas alınan deliller ile dava evrakının eksiksiz olması, işlem sırasına göre belli bir düzen içinde bulunması gerekmektedir.

 

Nitekim, bu gereğin yerine getirilmesine yönelik olarak Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 25.maddesinde "dava dosyalarının düzenlenmesine ilişkin" kurallar açıklanmış ve aynı maddede dosyaya giren her kağıt ve evrakın dosyanın kapağında gösterilen belli hanelere düzgünce yazılması ve bu hanelerde yer alan numaraların dosyadaki evrak üzerinde de aynı sırayla gösterilmesi, tek kartona sığmayan dosyalarda başka bir kartona geçilmesi halinde de aynı kurallara uyularak iki ya da daha fazla kartonun sırasıyla birbiriyle ilgilendirilmesi gereğine işaret edilmiştir. Uygulamada dizi pusulası olarak adlandırılan bu belge, dosyanın temyiz incelemesine eksiksiz gönderilmesini sağladığı gibi, zaman ve evrak kaybını da önlemektedir.

 

Yine aynı Yönetmeliğin 53. maddesinin 5,6,7,8. fıkralarında dosyaların temyiz incelemesine gönderilirken dikkat edilmesi gereken hususlar ve bununla ilgili sorumluluklar sıralanmıştır.

 

Diğer taraftan, dosya gönderme formu düzenlenip, imzalanırken açıklanan gereklerin yerine getirilip getirilmediği formu imzalayan ilgili hakimince de denetlenmelidir.

 

Özellikle vurgulamakta yarar vardır ki, temyiz dilekçesinin mahkemeye sunulmasından itibaren hem hakimin hem temyiz talep edenin, hem de kalemin yapacağı işlemler bulunmaktadır.

 

Buna göre, temyiz dilekçesinin mahkeme hakimince havalesini takiben kalemce, gerekli harç ve giderler hesaplanıp, ilgilisinden tahsil olunur ve dilekçe temyiz defterine kaydedilir. Kaydedilen dilekçede kaydın yapıldığı tarih ve sıra numarası açıkça yazılmak suretiyle gösterilir. 

 

Temyiz defterine kayıt tarihi itibariyle gerekli harç ve giderler yatırılmamışsa bu husus mahkemece belgelenir ve havale tarihinden çok sonra harçlandırılan dilekçelerin kaleme tevdii halinde de bu durum belgeye bağlanarak dilekçe teslim alınıp, temyiz defterine bundan sonra kaydedilir. 

 

Mahkeme temyiz dilekçesinin gerekli şartları taşıyıp taşımadığını irdeler ve taşımaması halinde de, vereceği ek kararla bu dilekçeyi reddedebilir. Bu red kararına karşı da temyiz yolu açıktır. 

 

Somut olaya gelince: 

 

Eldeki dava, fazla mesai alacağının tahsili istemli olup; İş Mahkemesi sıfatıyla hükme bağlanmıştır.

 

Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece karar bozulmuştur. 

 

Mahkemece önceki kararda direnilmiş; 28.06.2011 günlü bu karar taraf vekillerinin yüzüne karşı verilmiştir.

 

Davacı vekili aynı tarihte (28.06.2011) havale ettirdiği dilekçe ile hükmü temyiz etmiş; gerekçeli kararın kendisine tebliğini istemiştir. Bu süre tutum dilekçesinde hakim havalesi olmakla birlikte temyiz defterine kaydedildiğine ilişkin bir açıklama ya da kayıt yer almamakta; dosya gönderme formunda da bu bilgi bulunmamaktadır. Dilekçe üzerine harç hesabı yapılmamış; parantez içi ve onaysız, imzasız not şeklinde (temyiz harcı Bursa'dan yatırılacak) açıklaması düşülmüştür.

 

Davacı vekili Bursa Nöbetçi İş Mahkemesi aracılığıyla Muratlı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine gönderilmek üzere 19.09.2011 tarihli dilekçesini vermiş; temyiz harcını Bursa Mahkemeler veznesine yatırdığına ilişkin 19.09.2011 tarihli harç makbuzunu da eklemiştir. Temyiz dilekçesinin üzerinde 2011/96 Temyiz no. açıklaması vardır.

 

Mahkeme temyiz istemi konusunda bir değerlendirme yapmamış; dosyayı dizi pusulasına bağlamaksızın ve açıklama yapmaksızın temyiz incelemesine göndermiştir. 

 

Görülmektedir ki, yüze karşı verilen karara karşı süresi içinde verilen süre tutum dilekçesi üzerinde 28.06.2011 havale tarihinden başka temyiz defterine kaydedildiğine ilişkin herhangi bir bilgi yer almadığı gibi bu tarihte temyiz başvuru ve temyiz peşin harçlarının tahsiline ilişkin bir kayıt ya da belge de bulunmamaktadır. Harç 19.09.2011 tarihinde tahsil edilmiştir. 

 

O halde mahkemece yapılacak iş; süre tutum dilekçesinin 28.06.2011 tarihinde havale edilmesinden sonra temyiz defterine kaydedilip kaydedilmediğinin araştırılması, kaydedilmişse bu dilekçe üzerine düşülen "Temyiz harcı Bursa'dan yatırılacak" açıklaması da değerlendirilerek; harca tabi olmasına rağmen harç alınmadan temyiz defterine kayıt edilen temyiz dilekçesi hakkında yapılacak işlemlere ilişkin 25.1.1985 günlü 1984/5 Esas ve 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişkin hükümlerine göre işlem yapılması; aksine süre tutum dilekçesi temyiz defterine kaydedilmemiş ise 19.09.2011 tarihinde harçlandırılan dilekçe de değerlendirilerek temyiz isteminin süresinde yapılıp yapılmadığı konusunda bir karar verilmesi; temyiz dilekçesinin süresinde verildiği kanaA..ne ulaşılması halinde de dava dosyası ve eklerinin, içerikleri açıklanan Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği hükümleri gereğince, dizi pusulasına bağlanması, gönderme formunu imzalayan hakimce son kontrolünün de sağlanarak temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a eksiksiz biçimde gönderilmesi olmalıdır.

 

Açıklanan nedenlerle; dosyanın, açıklanan işlemler yapılıp, belirtilen eksiklikler giderilmek üzere Yerel Mahkemeye geri çevrilmesi gerekmiştir.

 

S O N U Ç : Yukarıda yazılı noksanlığın tamamlanması için dosyanın mahkemesine, GERİ ÇEVRİLMESİNE, 14.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY H.G.K E. 2012/19-260 K. 2012/432 *MENFİ TESPİT DAVASI *HARCA ESAS DEĞERİN BELİRLENMESİ

T.C.

 

YARGITAY

 

HUKUK GENEL KURULU

 

E. 2012/19-260

 

K. 2012/432

 

T. 4.7.2012

 DAVA : 

 

Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Borçka Sulh Hukuk Mahkeme’since davanın kabulüne dair verilen 20.1.2010 gün ve 2008/315-2010/9 Sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 19.1.2011 gün ve 5799/318 Sayılı ilamı ile; ( … Davacı, davalı banka tarafından kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için aleyhine takip başlatılmış ise de kendisinin asıl borçlu veya kefil sıfatıyla kredi sözleşmesi imzalamadığını, sahte imza ile borçlu gösterildiğini belirterek davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Takibe konu edilen tutarın 4416 TL olmasına ve bu meblağ üzerinden davacının borçlu bulunmadığının tespitine rağmen mahkemece eksik yatırılan nisbi harcın tamamlatılmadan ve bu husustaki Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi hükmü de gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir… ), Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. H.G.K.’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

 

KARAR : 

 

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, müşterek ve müteselsil borç senedi altındaki imzanın davacı eli ürünü olmadığından bu senet yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık bölümünde gösterilen sebeplerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir. Bozma ve direnme kararlarının içerikleri itibariyle H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; harca esas dava değerinin menfi tespit talebine konu senet üzerinde kullanıldığı belirtilen kredi tutarı mı, yoksa icra takibiyle talep edilen alacak miktarı mı olduğu noktasında toplanmaktadır. İşin esasına geçilmesinden önce, dava değerinin dava dilekçesinde 1.200,00 TL olarak açıklanmış olması sebebiyle mahkemece 20.1.2010 tarihinde verilen hükmün temyiz kesinlik sınırının altında olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmış, H.G.K.’nca yapılan görüşmede; davacı aleyhine başlatılan icra takip miktarının takip tarihi itibariyle 4.416,00 TL olması sebebiyle hükmün temyiz kesinlik sınırının altında olmadığı, başka bir değişle kararın temyizinin mümkün olduğu oyçokluğuyla kabul edilerek işin esasına geçilmiştir. İşin esasına gelince: Harç devletin mahkemeler aracılığı ile yaptığı adli hizmete ondan yararlananların katkısıdır.

 

 

Ancak yasada belirlenen durumlarda harç alınabilir. Diğer bir deyimle kanunsuz harç alınamaz ve eksik olan harç tamamlanmadan işlem yapılamaz. 492 Sayılı Harçlar Kanunu`nun 30. maddesi aynen “Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değerüzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. H.U.M.K.nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir. Yukarıda belirtilen yasa hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktar ödenmedikçe, davaya devam edilme olanağı bulunmamaktadır. 

 

 

Şu hale göre; karar ve ilam harcı maktu ise tamamı, nispi ise dörtte biri dava açılırken davacı tarafından peşin olarak ödenmelidir. Peşin olarak dörtte biri ödenecek olan nispi karar harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanacaktır. Ancak; mahkeme davacının dava dilekçesinde belirlediği hakkın niteliği ve değeri ile bağlı olmadığı gibi hakkın niteliğini ve değerini resen araştırması gereklidir. Bir başka deyişle maktu harca tabi bir iş olduğunu söyleyen davacının bu nitelendirmesi ile mahkeme bağlı değildir. Mahkemenin davaya konu hakkın mal varlığı hakkı ( dava konusunun belirli bir değerle ilgili ) olduğu kanısına varması halinde bu hakkın değerini takdir etmesi ve karar ve ilam harcını bu değer üzerinden hesaplayarak, davacıya tamamlattırması gerekir. Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağına göre, davanın başında alınmış olan karar ve ilam harcının noksan olduğu, sonradan anlaşılırsa noksan karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunup müteakip işlemler yapılamaz. Yargılama sırasında, dava konusunun değerinin dava dilekçesinde bildirilenden daha fazla olduğu anlaşılır veya mahkemece tespit edilirse, yalnız o oturum için davaya devam edilerek ondan sonraki oturuma kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadan davaya devam olunamaz. Peşin harcın tamamlanmamasının müeyyidesi ise dosyanın işlemden kaldırılmasıdır.

 

 Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Yerel mahkemece menfi tespit talebine konu dava değerinin, davacının kullandığı iddia edilen kredi tutarı olan 800,00 TL olduğu benimsenerek bu miktar için yatırılmış olan harcın yeterli olduğundan tamamlanması gereken harç bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Oysa, davacı aleyhine başlatılan icra takibinin dayanağı olarak yukarda anılan sözleşme gösterilmiş olup, 1.427,00 TL asıl alacak ve 2.989,00 TL işlemiş faiz olarak toplamda 4.416,00 TL için davacı ile birlikte diğer borçlulardan talep edilmektedir. Yerel mahkemece de; “…20.10.1999 tarihli Tarımsal Krediler İkraz Sözleşmesi sebebiyle davalı Ziraat Bankası’na borçlu olmadığının tespitine…” şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu itibarla, her ne kadar davacı, senette adına atfen atılı bulunan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit davasının değerini 1.200,00 TL olarak açıklamış ve nispi karar ve ilam harcını da bu değere göre yatırmış ise de; yukarda da açıklandığı üzere takip talebi, ödeme emri, dava dilekçesi ve mahkeme kararı dikkate alındığında dava değerinin 4.416,00 TL olduğu belirgindir. Hal böyle olunca, mahkemece, yukarda ayrıntısıyla açıklanan olgular gözetilerek eksik alınan nispi karar ve ilam harcının tamamlanması gerektiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu`nun 30. madde hükmüne aykırı olarak yargılamaya devamla karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. O halde, direnme kararının, Özel Daire bozma ilamında ve yukarda gösterilen sebeplerle bozulması gerekir. 

 

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, yapılan 2. görüşmede, 04.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.