Etiket arşivi: HACZİ

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • AKARYAKIT POMPALARININ HACZİ

T.C
YARGITAY
8.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2013 / 7667
KARAR NO: 2013 / 11699
KARAR TARİHİ: 12.09.2013

ÖZET: Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle bayilik sözleşmesini getirtip incelemek, gerekli ise akaryakıt firmasını davadan haberdar ederek davayı takip etme ve delillerini sunma olanağını sağlayarak sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Kabule göre de; istihkak davalarında mülkiyetin tespitine ve mahcuzların aidiyetine yönelik hüküm kurulamayacağının dikkate alınması gerekir.(2004 S. K. m. 96, 97/A) (6102 S. K. m. 133, 211)

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz edene tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire`ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR: Davacı vekili, Kastamonu 2. İcra Müdürlüğü`nün 2012/6780 Sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Taşköprü 1. İcra Müdürlüğü`nün 2012/471 Sayılı talimat dosyasında yapılan 12.10.2012 tarihli hacze konu menkullerin davacı Kollektif Şirkete ait olduğunu, ortağın şahsi borcu sebebiyle şirket mallarının haczedilemeyeceğini belirterek istihkak iddiasının kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davaya konu haczin, takip borçlusunun kredi kartı başvurusu sırasında bildirdiği, ödeme emrinin de tebliğ edildiği yerde ve borçlunun huzurunda yapıldığını, burada görülen vergi levhalarının hiçbirinin üçüncü kişi şirket adına düzenlenmediğini, borçlunun hacizde yetkilisi olduğu davacı şirket adına istihkak iddiasında bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece toplanan delillere göre, 6102 Sayılı T.T.K.nun 133., 211. maddeleri gereğince ortağın şahsi borcu sebebiyle Kollektif Şirketin mal varlığının haczedilemeyeceği, alacaklının hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kar payından, şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabileceği, bilanço düzenlenmemişse bilançonun düzenlenmesi neticesinde borçluya düşecek kar ve tasfiye payı üzerine haciz konulabileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunun tespitiyle haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, üçüncü kişinin İ.İ.K.nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.

Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin de tebliğ edildiği takip adresinde ve borçlunun huzurunda yapılmıştır.

İ.İ.K.nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.

İspat yükü altında olan üçüncü kişi hacze konu akaryakıt pompalarının şirkete ait olduğunu iddia etmiş, ancak buna yönelik fatura, envanter kaydı vb. bir belge dahi sunamamış, istihkak iddiasını kanıtlayamamıştır.

Diğer yandan akaryakıt istasyonlarındaki pompaların, akaryakıt firması tarafından bayilik sözleşmesindeki şartlar dahilinde ödünç olarak bayinin kullanımına bırakılması ticari yaşam içinde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu koşullarda Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle bayilik sözleşmesini getirtip incelemek, gerekli ise akaryakıt firmasını davadan haberdar ederek davayı takip etme ve delillerini sunma olanağını sağlayarak sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.

Belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.

Kabule göre de; istihkak davalarında mülkiyetin tespitine ve mahcuzların aidiyetine yönelik hüküm kurulamayacağının dikkate alınmaması isabetli değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İ.İ.K.nun 366. ve H.U.M.K.nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca H.U.M.K.nun 388/4. (H.M.K.m.297/ç) ve İ.İ.K.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 618,30 TL peşin harcın istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verild

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 09 Oca 2015, 11:36


YARGITAY 8. HD E:2013/4195 K: 2013/9316 *MÜSTAKBEL ALACAK HACZİ * AVUKATIN CMK KAYNAKLI ÜCRET ALACAĞININ HACZİ

YARGITAY

8. Hukuk Dairesi

ESAS: 2013/4195

KARAR: 2013/9316

 

 

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR

 

Borçlu şikayetinde; icra takibinde avukat olduğu için doğması muhtemel CMK ücret alacaklarına haciz konulduğunu ancak doğması muhtemel bir alacağın haczedilemeyeceğini bu nedenle CMK ücret alacaklarına uygulanan haczin iptali ile kesilen paraların tarafına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

 

Mahkemece CMK uyarınca, ileride doğacak avukatlık ücreti alacaklarının haczinin mümkün bulunmayacağından ve ayrıca Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesinin avukatlık ücretleri haczedilemez, şeklindeki hükmüne göre de, CMK alacaklarına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.

 

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi uyarınca, "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haciz edilemez" (HGK'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-213 Esas, 2004/215 sayılı Kararı) Bu madde avukat olan borçlunun kendi borcu için değil üçüncü kişi olan işverenin borcu için avukata ait vekalet ücretinin haczedilemeyeceğini düzenlemiştir.

 

Ayrıca kural olarak, iki kişi arasında mevcut olan bir hukuki ilişkiye (temele) dayanan, henüz doğmamış olmakla birlikte ilerde doğması muhtemel bulunan alacaklara müstakbel alacak denir. Müstakbel (beklenen) ya da doğacak alacaklar için haciz ihbarı ya da haciz yazısı gönderilebilmesi, üçüncü kişi ile borçlu arasında süregelen bir hukuki ilişkinin varlığına bağlıdır. Hukuki münasebetin varlığı ve bu ilişki nedeniyle borçluya ödenecek ve devamlılık arz eden bir alacağın bulunduğu hallerde, üçüncü kişiye haciz yazısı gönderilebilir. Müstakbel (beklenen) bir alacaktan bahsedilebilmesi için, bir hukuki ilişkinin (temelin) mevcut olması, bu hukuki ilişkiden doğacak alacağın cinsinin ve borçlunun (olayda borçlunun çalıştığı kurumun) belli olması yeterlidir. Alacağın miktarının belli olup olmaması veya böyle bir alacağın doğmama ihtimalinin bulunması önemli değildir. İşçiler ve memurların işveren nezdinde işleyecek ücret alacakları, müstakbel alacaklara örnek olarak gösterilebilir. (Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı-sh 428 vd.) Kanun, ücret hacizlerinde, bu anlamdaki müstakbel alacakların haczedilebileceğini açıkça kabul etmektedir (İİK 83, 355, 356).

 

Somut olayda, H… aynı zamanda avukat olmasına rağmen kendisinin taraf olduğu kira sözleşmesinden kaynaklı alacak nedeniyle takip borçlusu konumundadır. CMK'nun zorunlu müdafilik hükümleri gereğince, avukatların zorunlu müdafi olarak girdikleri davalardan tarifeye göre vekalet ücret alacaklarının, yukarıda açıklandığı üzere yasa gereği rutin olarak …Barosu tarafından görevlendirilmesi ile süregelen bir hukuki ilişki sonucunda doğacağı bellidir. Böylece borçlunun mesleğinin avukatlık olması nedeniyle …Barosu tarafından görevlendirme sonucu CMK'ndan kaynaklı vekalet ücreti alacaklarına haciz konulmasında yasaya aykırılık söz konusu değildir. Sonuç olarak şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile borçlunun CMK alacaklarına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.

 

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Yargıtay,emekli ikramiyesinin kayıt ve sınırlama olmaksızın tamamının haczi kabildir.

Yargıtay 12.Hukuk Dairesi

Esas:  2010/2308-  Karar: 2010/4023 – Karar Tarihi: 23.02.2010

ÖZET: Emekli Sandığınca şartları oluştuğunda toptan ve bir defada ödenmekte olan emekli ikramiyesinin kayıt ve sınırlamalara tabi tutulmaksızın tamamının haczi kabildir. Mahkemece şikayetin reddi gerekir.

(2004 S. K. m. 82, 83) (5510 S. K. m. 88, 93)

Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

5510 Sayılı Kanunun 17.4.2008 tarih ve 5754 Sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 93. maddesinin birinci fıkrasına göre, bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri 88. maddeye göre takip ve takibi gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Emekli Sandığınca şartları oluştuğunda toptan ve bir defada ödenmekte olan emekli ikramiyesi, anılan madde kapsamında sayılan gelir, aylık ve ödenek niteliğinde olmadığı gibi, bu paranın haczedilemeyeceği yönünde gerek 5510 Sayılı Kanunda gerekse İİK. nun 82 ve 83. maddelerinde herhangi bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu durumda emekli ikramiyesinin anılan kanun ve maddelerde gösterilen kayıt ve sınırlamalara tabi tutulmaksızın tamamının haczi kabildir. O halde mahkemece şikayetin reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

——————————————————————————————————————————————-

Av.Suat Şahin tarafından kamu avukatları mail grubunda yapılan paylaşımı, Genç Baro okurları ile paylaşıyoruz. Av.Suat Şahin e teşekkür ederiz.

Merhaba, emekli ikramiyesinin haczedilebileceğine ilişkin karar ektedir.Karar her ne kadar emekli sandığına ilişkin olsa da içerik itibariyle 5510 /93. maddeye dayandırdığından eski ssk anlamında da kullanılabilinir. Selamlar

Av.Suat Şahin

BELEDİYE MALLARININ HACZİ / HACZEDİLMEZLİK ŞİKAYETİ / SOYUT KAMUYA TAHSİS KARARI

T.C.

YARGITAY

Onikinci Hukuk Dairesi

E: 2006/6102

K:2006/9448

T: 28.4.2006

BELEDİYE MALLARININ HACZİ
HACZEDİLMEZLİK ŞİKAYETİ
SOYUT KAMUYA TAHSİS KARARI
5393 s. BELEDİYE KANUNU [Madde 15]

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Haciz tarihi esas alınıp olaya uygulanması gereken 5272 Sayılı Belediye Kanunu Anayasa Mahkemesi tarafından 18.01.2005 tarih ve 2004/118 E. 2005/8 K. sayılı kararla iptal edilmiş ve iptal kararı 13.04.2005 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesince 6 aylık süre sonunda iptal kararının yürürlüğe gireceği hükme bağlanmış, hacizle ilgili aynı hükümleri taşıyan 5393 Sayılı Yasa ise 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda haciz tarihi itibariyle olayda anılan yasanın 15/son maddesinin uygulanması zorunludur. Bu maddeye göre haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde ( fiilen ) kullanılması gerekli olup gerekçede yer verilen kamuya tahsis kararı alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

Somut olayda şikayetçi belediyeye ait mevduat hesabına, yatırılan ödemelerin 5272 Sayılı Kanunun 15/son maddesi gözetilerek bankadan ve belediyeden gerekli araştırma yapılarak hesaba yatan paraların kaynağı ve nitelikleri belirlenmelidir.

Banka hesabındaki paranın vergi, resim ve harç niteliğinde” olması veya kamu hizmetine fiilen tahsis edilmesi halinde haczedilemeyeceği düşünülmelidir. O halde, şikayetin yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ). 28.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.