Etiket arşivi: Hakaret

YARGITAY 4. C. D. E:2014/16690 K:2014/14210*AVUKAT’IN SAVUNMASINDA HAKİME SÖYLEDİĞİ SÖZLERİNİN HAKARET OLMADIĞI

T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2014/16690
KARAR NO:2014/14210
KARAR TARİHİ: 29.04.2014

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; davada alacaklı vekili olan sanık avukatın, duruşmayı yöneten mahkeme hâkiminin duruşmaya geç ve dosyaya hazırlanmadan çıktığını gösterir nitelikte davranışlar sergilemesi nedeniyle yargılamanın 15 ay gibi bir zaman uzamasına neden olduğunu düşündüğü ve yine bu bağlamda, olay günü duruşma tutanağına ara kararını eksik yazdığı kanısıyla şikâyetçi hâkime "Bak biz iddia etmiyoruz, burası emniyetçe tespit edilen adrestir, dosyayı incelemeden çıkarsanız böyle olur, on beş aydır yargılama ağır ceza mahkemesi gibi devam etmektedir. Vergi dairesinden dosyaya gelen yazıyı yazmamanız da dosyayı incelemediğinizi göstermektedir. Burada babanızın uşağı yok" şeklindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık Ömer ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle (HÜKMÜN
BOZULMASINA), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Basından Hukuk Haberleri • RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A HAKARET SAVIYLA AÇILAN DAVADA YEREL MAHKEME BERAAT KARARI

Recep Tayyip Erdoğan’a Hakaret Savıyla Açılan Davada Beraat Kararı

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde uzman hekim olarak çalışan müvekkil hakkında, o tarihte Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Facebook hesabı üzerinden paylaştığı görüntülerle hakaret ettiği savıyla Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava sonunda, ‘suç işleme kastının bulunmadığı’ gerekçesiyle müvekkilin beraatına karar verilmiştir.

Karar, davada ‘temyiz hakkı’ kazanamamış Recep Tayyip Erdoğan vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bu nedenle temyiz istemi CMK. 237/1, 242/1 ve 296/1 maddelerine açıkça aykırıdır.

Şöyle ki:

Mahkemece, 06.11.2014 tarihli duruşmada verilen ara kararı gereğince iddianame ve duruşma tutanağı Cumhurbaşkanlığı Hukuk İşleri Başkanlığına gönderilerek, davadan haberdar edilmeleri ve varsa taleplerini Mahkemeye bildirmeleri olanağı sağlandığı halde geçen iki buçuk ay içerisinde davaya katılma talepleri olmadığı için ‘katılan’ sıfatını kazanamamıştır.

‘CMK m. 237- (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.’ ve

‘CMK m.242 – (1) Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.’ dediğinden dolayı ‘katılan’ sıfatı olmanyınca yapılan temyiz başvurusu açıkça hukuka aykırı olmuştur.

Bu nedenle temyiz isteminin Yargıtay’ca reddedilmesi gerekir. 25.03.15

Sanık Avukatı
Av. Selahattin Sarıoğlu

C.SAVCILIĞI İDDİANAMESİ
Resim
DURUŞMA TUTANAĞI VE HÜKÜM KARARI
Resim
Resim
MAHKEMENİN ARA KARARLA, CUMHUR BAŞKANLIĞI HUKUK İŞLERİNE GÖNDERDİĞİ MÜZEKKERE
Resim
MAHKEME KARARINA KARŞI KATILAN HAKKI OLMAYANIN,TEMYİZ TALEBİ.
Resim

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Prş Mar 26, 2015 5:52 am


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • MİRASTAN ÇIKARMA, ANNESİNİ DÖVME VE HAKARET ETME

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2010/553
KARAR NO. 2010/2901
KARAR T. 18.2.2010

MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA–MİRAS BIRAKANIN ÇIKARMA SEBEBİ ANNESİNİ DÖVDÜĞÜ VE HAKARET ETTİĞİ–İSPAT YÜKÜ

ÖZET : Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakan çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısına aittir. Miras bırakan çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılgıya düşmüşse çıkarma geçersiz olur. Davacının yetmişdört yaşındaki annesini dövdüğü ve hakaret ettiği, bu suçtan dolayı mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Tasarrufta gösterilen çıkarma sebebinin varlığı davalılarca ispat edilmiştir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

Miras bırakan, 14.08.2000 tarihli vasiyetnamesiyle saklı pay sahibi mirasçısı olan oğlu İ.Bülent’i mirasçılıktan çıkarmış, çıkardığı mirasçının miras payı üzerinde tasarrufta bulunmuş, bu payın davalılara ait olacağını belirtmiştir.

Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmiş ise geçerlidir. Belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa çıkarma geçersiz olur ( TMK m. 512 ).

Tasarrufta çıkarma sebebi gösterilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacının 03.10.1999 tarihinde yetmişdört yaşındaki annesini dövdüğü ve hakaret ettiği, bu suçtan dolayı mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Tasarrufta gösterilen çıkarma sebebinin varlığı davalılarca ispat edilmiştir. Bu durumda çıkarmaya ilişkin tasarrufun, sebebi hakkında açık bir yanılmaya dayandığı kabul edilemez. O halde davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2007/5238
KARAR NO. 2007/7109
KARAR T. 30.4.2007

ÖZET : Miras bırakanın yapacağı ölüme bağlı tasarrufuyla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkartabilir. Mirasçılıktan çıkartılan ( ıskat edilen ) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Ölüme bağlı tasarrufta mirastan çıkarma sebebi gösterilmişse ıskat geçerlidir. Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait bulunmaktadır.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. ( 4722 S.K. md.17 )

2- Davalı Sevil ören, miras bırakanın boşandığı eşi olup, dosyadaki mirasçılık belgesinden de görüleceği üzere mirasçı değildir. Bu davada davalı sıfatı bulunmamaktadır. Davalı Sevil yönünden davanın "sıfat yokluğundan" reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

3- Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi miras bırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülükleri önemli ölçüde yerine getirmemesi halinde miras bırakanın yapacağı ölüme bağlı tasarrufuyla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkartabilir. ( 743 S.K.m.457 ) Mirasçılıktan çıkartılan ( ıskat edilen ) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. ( 743 S.K.m.458 ) Ölüme bağlı tasarrufta mirastan çıkarma sebebi gösterilmişse ıskat geçerlidir. Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait bulunmaktadır.

Mirasçılıktan çıkarma ( ıskat ) sebebinin varlığı, davalı ( ıskattan yararlanan ) tarafından kanıtlanamamıştır. Mahkemece; mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun; davacı mirasçıların saklı payları dışında ( tasarruf nisabı oranında ) yerine getirileceği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. ( 743 S.K.m.459/2 )

SONUÇ : Temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Sal Şub 24, 2015 7:38 pm


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • HAKARET, DOKTORUN HASTA YAKININA HAKARETİ, TAZMİNAT, GÖREVLİ ADLİ YARGI

Davacı, hamile olan kızını davalının görev yaptığı devlet hastanesine götürdüğünü, hastanın ambulansla başka bir hastaneye sevki konusunda davalı doktorla tartıştıklarını, bu esnada davalının kendisine açıkça hakaret ettiğini belirterek, kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 129 :

Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
(Değişik Fıkra: 7.5.2010 5982/13) Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.
Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.

T.C
YARGITAY–4.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2014/12679
KARAR NO: 2014/16375
KARAR TARİHİ: 01.12.2014

Kamu görevlilerinin hakaret etmeleri kişisel kusur oluşturur ve hiçbir biçimde görevle ilişkilendirilemez. Bu sava dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bu ahvalde kamu görevlisinin kişisel kusuruna dayalı eldeki davada davalıya husumet tevcih edilebileceği benimsenmelidir.

"Davacı M… Y… vekili tarafından, davalı T… K…aleyhine 16/08/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet yokluğu yönünden reddine dair verilen 30/05/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, hamile olan kızını davalının görev yaptığı devlet hastanesine götürdüğünü, hastanın ambulansla başka bir hastaneye sevki konusunda davalı doktorla tartıştıklarını, bu esnada davalının kendisine açıkça hakaret ettiğini belirterek, kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Mahkemece, davalının görev kapsamında yapmış olduğu eyleminden dolayı ancak idare aleyhine dava açılabileceği, kendisine husumet yöneltilemeyeceğinden bahisle istemin reddine karar verilmiştir.

Anayasa m. 129/5’te, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki; bu kural mutlak olmayıp, idari yetkilerin kullanılma alanıyla, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlarla sınırlıdır. Özellikle, haksız eylemlerde (fiili yol); kamu görevlisinin, Anayasa’nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.

Somut olayda, davalının davacıya açıkça hakaret ettiği ileri sürülmüştür. Kamu görevlilerinin hakaret etmeleri kişisel kusur oluşturur ve hiçbir biçimde görevle ilişkilendirilemez. Bu sava dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir.

Şu halde, kamu görevlisinin kişisel kusuruna dayalı eldeki davada davalıya husumet tevcih edilebileceği benimsenmelidir. Mahkemece, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

KARAR : Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 01.12.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz."

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Pzr Şub 22, 2015 5:08 pm


Basından Hukuk Haberleri • RESTORANDA SİGARA İÇEN,POLİSE HAKARET EDEN AVUKATA GÖZ ALTI

Gözaltına Alınan Avukat Serbest Bırakıldı

Edirne’de gözaltına alınan avukat- Yaklaşık 10 saat gözaltında tutulan avukat, adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı Edirne’de kapalı mekanda sigara içtiği ve polise hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan avukat, adli kontrol kaydıyla serbest bırakıldı.

gözaltına alınan avukat- Yaklaşık 10 saat gözaltında tutulan avukat, adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı Edirne’de kapalı mekanda sigara içtiği ve polise hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan avukat, adli kontrol kaydıyla serbest bırakıldı.Alınan bilgiye göre, Edirne Barosu’na kayıtlı avukatlardan Hakkı Şendurur’un da ailesiyle yemek yediği 1. Murat Mahallesi’ndeki restoranda sigara içildiği ihbarını alan polisler, kontrol için gittikleri restoranda Şendoruk’un sigara içtiğini görerek ceza uygulamak istedi.İddiaya göre bu sırada ekiplerle Şendurur arasında sözlü tartışma yaşandı. Polis ekipleri Şendurur’un kendilerine hakaret ettiğini öne sürerek durumu nöbetçi savcıya bildirdi. Cumhuriyet Savcısının talimatıyla gözaltına alınan avukat Şendurur, polis merkezinde yaklaşık 10 saat tutulmasının ardından adliyeye sevk edildi. İfade işlemlerinin ardından savcı, Şendurur’u adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı talebi ile Sulh Ceza Mahkemesine sevk etti. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Gül Altınok, savcılığın talebine uyarak Şendurur’u yurt dışı yasağı ve haftanın üç gün adli kontrol kararı ile serbest bıraktı. Edirne Baro Başkanı Özgür Yıldırım, gazetecilere yaptığı açıklamada, meslektaşlarına yapılan uygulamanın hukuksuz ve keyfi olduğunu ileri sürerek, tepki gösterdi. Yıldırım, savcı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ederek, şunları kaydetti: "Savcı hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Nöbetçi savcı polislerin ifadeleriyle hareket etti. Restoranda ailesi ile yemek yiyen meslektaşımız polis tarafından kendilerine hakaret ettiği gerekçesiyle nöbetçi savcı talimatıyla gözaltına alınıyor. Bu tamamen hukuka aykırıdır. Savcı, polise gözaltına alın demeden önce polise restoranda bulunan birkaç kişinin ifadesini alın demesi gerekiyor. Hiçbir suç unsuru oluşmadan tamamen polisin verdiği bilgiyle avukatı gözaltına alamazsınız. Gözaltına alınan bir avukatın ifadesini zaten polis alamaz sadece savcı alabilir. Burada meslektaşımız kapalı alanda sigara içme suçu işlemiştir. Burada polis sadece kapalı alanda sigara içtiği için para cezası uygulaması yapabilir. Avukatı gözaltına alıp ifade alma yetkisi olmayan polis, somut olmayan deliler ile gözaltında tutan savcının da yaptığı hukuka aykırıdır." adliye dış tabelası Edirne Baro Başkanı Özgür Yıldırım röportaj

http://www.haberler.com/gozaltina-alina … 17-haberi/

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 15 Şub 2015, 09:19


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • BASIN YOLUYLA HAKARET, TAZMİNAT DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME…


T.C
YARGITAY
4.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2014/11465
KARAR NO: 2014/13422

Davacı E… tarafından, davalılar N… vdl aleyhine 12/03/2014 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 14/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalıların ikametgahı mahkemesi yetkili olduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, 10/12/2012 tarihli …Gazetesi nüshasında ve internet gazetesindeki yazı nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Haksız eylemden doğan tazminat davalarında yetki konusu yürürlükteki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 16. maddesinde; “Haksız bir fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Davaya konu yazıların yayınlandığı gazetenin G… İlçesinde de dağıtımı yapılmaktadır. Bu nedenle eylem burada da gerçekleşmiştir. Davacının eldeki davayı yasada belirlenen seçimlik hakkı kullanarak, gazetenin dağıtıldığı yer olan G… mahkemesinde açtığı anlaşılmaktadır. Şu halde, davanın esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde yetkisizlik kararı verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 23 Ara 2014, 11:23


Yargıtay 4. Ceza Dairesi, polise ‘lan’ demek hakaret değil

Yargıtay, ifadesini almaya çalışan polis memuruna, ‘beni burada tutamazsınız lan’ diyen sanığa verilen cezayı bozdu. Yargıtay kararında, ‘lan’ sözcüğü ile ‘onur ve şeref saygınlığı rencide olmaz’ denildi.

Polis memuru Öztürk Çelikten, Hakan Tokgöz’ün şüpheli olarak ifadesini almak istedi. İfade işlemi sürerken taraflar arasında gerginlik oluştu. Dava dosyasına giren ifadelere göre Tokgöz, Çelikten’e yönelik “beni burada tutamazsınız lan” ifadesini kullandı.
Çelikten, Tokgöz hakkında şikâyetçi oldu dava açılmasını sağladı. Yerel mahkeme, yaptığı yargılama sonrası iki yıl önce verdiği kararda Tokgöz’ü haksız buldu ve hakaret suçunun oluştuğuna hükmetti.

Tokgöz’ün avukatı, yerel mahkeme kararını Yargıtay’a taşıdı. Dosyaya bakan Yargıtay 4. Ceza Dairesi yerel mahkeme kararını oy birliği ile bozdu. Yargıtay kararında, ‘lan’ sözcüğü ile polis memuru Çelikten’in onur, şeref ve saygınlığını rencide edilmediğine hükmetti. Yargıtay kararında, yerel mahkemenin verdiği, ceza artırımı kararı da bozuldu. Yargıtay kararı ile birlikte, dosya yeniden yerel mahkemeye gönderildi

Yargıtay: Apartmanda Yapılan Hakaret Aleniyet Taşımaz

Yargıtay 2.Ceza Dairesi, apartman içerisindeki merdivenlerde kadın komşularının kavgasında ‘hakaret’ iddiasında yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararını bozdu.
Hakaret suçunun alenen işlenmesinin suçu ağırlaştıran neden olarak öngörüldüğünün belirtildiği Yargıtay kararında, hakaretin apartmanın kaçıncı katında meydana gelip gelmediğinin araştırılmadığı dile getirilerek, “Aleniyet için aranan temel ölçüt, eylemin (hakaretin), belirsiz sayıdaki kişiler tarafından işitilebilecek, görülebilecek ve algılanabilecek bir ortamda ya da çok sayıdaki kişinin öğrenmesini sağlayacak bir araçla işlenirse aleniyet var sayılabilir.
Apartman içerisindeki merdivenlerde meydana gelen tartışma sırasında sanığın katılana hakaret ettiği anlaşılmakla; bir apartmana yalnızca burada oturan kişiler girebileceği için apartmanın içerisinde meydana gelen hakaret eyleminin apartmanda oturanlar tarafından duyulabilir olması aleniyet unsurunun gerçekleşmesi için yeterli değildir.” denildi.

Aydın’ın Söke ilçesinde 2009 yılında bir apartmanın merdivenlerinde komşu kadınların tartışması yargıya taşındı. Söke 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan ‘hakaret’ davasında mahkeme, sanık kadın mahkumiyete çarptırıldı. Mahkeme, sanık kadına hakaretin alenen işlendiği iddiasıyla cezasını 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125/4. Maddesi kapsamında altıda bir oranında artırdı. Sanık avukatı, yerel mahkeme kararını temyiz etti. Dava dosyasını inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hakaretin alenen olup olmadığının somut olayda araştırılmadan karar verildiğine dikkat çekti.

Yasada hakaret suçunun alenen işlenmesinin suçu ağırlaştıran neden olarak öngörüldüğünün hatırlatıldığı Yargıtay kararında şu ifadelere yer verildi: “Aleniyet için aranan temel ölçüt, eylemin (hakaretin), belirsiz sayıdaki kişiler tarafından işitilebilecek, görülebilecek ve algılanabilecek bir ortamda ya da çok sayıdaki kişinin öğrenmesini sağlayacak bir araçla işlenirse aleniyet var sayılabilir. Aleniyetin varlığı için söylenenlerin fiilen duyulması gerekli olmayıp çok sayıda insanın hakareti öğrenmesinin olanaklı olması yeterlidir. Sanığın bir konutun penceresinden sokakta bulunan mağdura hakaret etmesi durumunda suç alenen işlenmiş sayılır. Somut olayda apartman içerisindeki merdivenlerde meydana gelen tartışma sırasında sanığın katılana hakaret ettiği anlaşılmakla; bir apartmana yalnızca burada oturan kişiler girebileceği için apartmanın içerisinde meydana gelen hakaret eyleminin apartmanda oturanlar tarafından duyulabilir olması aleniyet unsurunun gerçekleşmesi için yeterli değildir. Hakaret eyleminin sokaktan geçen kişiler tarafından duyulup duyulamayacağı araştırılıp belirlenmelidir. Hakaretin apartmanın kaçıncı katında meydana geldiği, sokaktan geçenler tarafından duyulup duyulamayacağı araştırılıp tartışılmadan yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 125/4. maddesinin uygulanması, sanık hakkında hakaret suçundan belirlenen cezada özel tahrik maddesi olan 5237 sayılı TCK’nın 129. maddesi yerine, aynı Kanunun 29. maddesi uyarınca indirim yapılması bozmayı gerektirmiştir.”

APARTMANDA ALENET HAKARET OLMAZ
Yargıtay kararını değerlendiren Ankara Barosu avukatlarından Emre Yavuz, hakaretin sokakta ve apartmanda meydana gelmiş olmasının ayrıldığına dikkat çekti. Avukat Yavuz şunları kaydetti: “Yargıtay hakaretin apartman boşluğunda yapıldığını, apartmanda yaşayan diğer insanların hakareti duymasının aleniyet unsurunun gerçekleşmesi için yeterli olmadığını, aleniyet unsuru için sokaktan geçen insanların hakaret eylemini duyup duymadıklarının araştırılması gerektiğini söylemiş. Herkese açık alanda hakaret eyleminin gerçekleşmesi halinde aleniyet unsurunun gerçekleşeceği, somut olayda apartman içinde hakaret eyleminin gerçekleştiği ve apartmana yalnızca o apartmanda oturanların girebileceği için yalnızca onların duyabileceği bu durumunda aleniyet unsurunun gerçekleşmesi için yeterli olmadığı şeklinde görüş bildirmiş. Yani burada apartman içinde yaşayanlarla sokaktaki insanların hakarete şahit olmalarını ayırmış. Kararın içeriğinde ‘Aleniyet için aranan temel ölçüt, eylemin ( hakaretin ), belirsiz sayıdaki kişiler tarafından işitilebilecek, görülebilecek ve algılanabilecek bir ortamda ya da çok sayıdaki kişinin öğrenmesini sağlayacak bir araçla işlenirse aleniyet var sayılabilir.’ şeklinde açıklama varken apartman komşularının bunun dışında bırakılması ve sokaktaki insan ile apartmanda oturan insan ayrımı yapılması ilginç olmuş.”

HAKARETIN SUÇU NEDIR?
‘Hakaret suçunu kapsayan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde ise şu ifadeler yer alıyor: “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. Hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.