Etiket arşivi: HUSUMET

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • İCRA İHALESİNİN FESHİNİ İSTEMEYE YETKİLİ OLANLAR, HUSUMET…

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/11960
KARAR: 2013/17873

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İİK’nun 134/2. maddesinde; "İhalenin feshini, Borçlar Kanunu’nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler, yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebilirler" hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda, şikayetçinin takipte alacaklı veya borçlu sıfatını taşımadığı gibi pey sürmek sureti ile ihalelere de iştirak etmediği, dava konusu B.11 1-2-3-4 nolu bağımsız bölümler malikinin borçlu şirket ve dava dışı 3. kişi olan G… olması karşısında adı geçenin söz konusu taşımazlar yönünden İİK’nun 134/2. maddesinde belirlenen "tapudaki ilgili" sıfatının da bulunmadığı anlaşılmıştır.

O halde şikayetçinin dava konusu B.11/1-2-3-4 nolu bağımsız bölümlere ilişkin davasının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken davanın tümden kabulüne dair hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ :Davalıların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 15 Oca 2015, 11:51


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • K.M.K SİTE ÇATI TAMİRİ, YÖNETİME HUSUMET YÖNELTİLECEĞİ

K.M.K-MADDE 35
Yöneticinin görevleri, yönetim planında belirtilir; yönetim planında aksine hüküm olmadıkça, yönetici aşağıdaki işleri görür:

a) Kat malikleri kurulunca verilen kararların yerine getirilmesi;

b) Anagayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınması;

c) Anagayrimenkulün sigorta ettirilmesi;

d) Anagayrimenkulün genel yönetim işleriyle korunma, onarım, temizlik gibi bakım işleri ve asansör ve kalorifer, sıcak ve soğuk hava işletmesi ve sigorta için yönetim planında gösterilen zamanda, eğer böyle bir zaman gösterilmemişse, her takvim yılının ilk ayı içinde, kat maliklerinden avans olarak münasip miktarda paranın toplanması ve bu avansın harcanıp bitmesi halinde, geri kalan işler için tekrar avans toplanması;

e) Anagayrimenkulün yönetimiyle ilgili diğer bütün ödemelerin kabulü, yönetim dolayısiyle doğan borçların ödenmesi ve kat malikleri tarafından ayrıca yetkili kılınmışsa, bağımsız bölümlere ait kiraların toplanması;

f) Anagayrimenkulün tümünü ilgilendiren tebligatın kabulü;

g) Anagayrimenkulü ilgilendiren bir sürenin geçmesinden veya bir hakkın kaybına meydan vermiyecek gerekli tedbirlerin alınması;

h) Anagayrimenkulün korunması ve bakımı için kat maliklerinin yararına olan hususlarda gerekli tedbirlerin, onlar adına, alınması;

i) Kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlerini yerine getirmiyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapılması ve kanuni ipotek hakkının kat mülkiyeti kütüğüne tescil ettirilmesi;

j) Topladığı paraları ve avansları yatırmak ve gerektiğinde almak üzere muteber bir bankada kendi adına ve fakat anagayrimenkulün yönetici sıfatı gösterilmek suretiyle, hesap açtırılması;

k) Kat malikleri kurulunun toplantıya çağırılması.

T.C
YARGITAY
18. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2014/1562
KARAR NO: 2014/2824
KARAR TARİHİ : 20.02.2014

"Dava dilekçesinde, çatı tamirat gideri olarak 4.750,00 TL’nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde ortak yerlerden olan çatının akması sebebiyle yönetimden sorunun giderilmesini istediğini, daha sonra çatıyı müvekkilinin tamir ettirdiğini, yapılan tamirat masraflarının davalı yönetimden alınarak kendilerine verilmesini istemiştir.

Mahkemece dava, kat mülkiyetine tabi anataşınmazda yapılan çatı tamiratı masrafının tahsili davası olarak nitelendirilerek çatı tamiratı gibi ortak alanların tamirinde öncelikle kat malikleri kurulunda karar alınması gerektiği, acil hallerde karar alınmaksızın da tamirat yapılabileceği, ancak yapılan harcamaların diğer kat maliklerinden istenebileceği, site yönetiminin sadece 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 38. maddesi anlamında kat malikleri kurulu kararının iptali davalarında pasif dava ehliyetinin bulunduğu, tazminat ve ortak gider alacağının tahsili davalarında site yönetimine husumet yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nın 32. maddesi hükmüne göre anagayrimenkulün kullanılmasından doğan veya yönetiminden dolayı kat malikleri arasında veya yönetici veya denetçiler arasında çıkan anlaşmazlıklar kat malikleri kurulunda çözülür ve karara bağlanır. Ancak somut olayda olduğu gibi özellikle ortak yerlerde yapılması gerekli onarımların yapılmamasından dolayı bağımsız bölümlerinin zarar gördüğü ve yönetim tarafından ivedilikle bu tadilat, tamirat ve onarımların yapılmasının talep edilmesi halinde, bu yasa maddesinin uygulanmasına gerek duyulmadan doğrudan hakim müdahalesi istenebilir. Ayrıca 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nın 35. maddesi hükmünde, anagayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için kat maliklerinin yararına gereken tedbirlerin alınması yöneticinin görevleri arasında olup, bu yönden de yöneticiye husumetin yöneltilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Bu nedenle, mahkemece işin esasına girilip tarafların göstereceği deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.

KARAR : Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 13 Oca 2015, 17:54


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • FINDIK BEDELİNİN ÖDENMEMESİ, FİSKOBİRLİK, HUSUMET YOKLUĞU

YARGITAY 23. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/8210
KARAR: 2014/1606

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, müvekkilinin fındık üreticisi ve davalıların 117 numaralı üyesi olduğunu, 2006 yılında 859 kg fındığı davalılara teslim etmesine rağmen bedelinin ödenmediğini, bu nedenle davalı borçlular hakkında … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/8917 Takip sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalıların itiraz üzerine takibinin durduğunu itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalıların %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının ürününü S.S. … Fındık Tarım Satış Kooperatifi’ne teslim ettiğini ve bu davalının ortağı olduğunu, diğer davalı Fiskobirlik Genel Müdürlüğü’ne husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, ayrıca kooperatif anasözleşmesinin 58. maddesine göre, davacının alacağını dava yolu ile talep etmesinin mümkün olmadığını, alacağını henüz muaccel olmaması nedeniyle faiz talebinde haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi neticesinde Dairemizin 04.04.2013 tarih 2013/1033 esas, 2013/2138 karar sayılı ilamıyla mahkemece davalı Fiskobirlik hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemesi gerekçesiyle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulü ile davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, 3.600,00 TL asıl alacak yönünden takibin devamına, icra inkâr tazminatı talebinin ise reddine, karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Dava, kooperatif ortağının, fındık bedelinin tahsili amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacının davalılardan ayrı bir tüzel kişiliği bulunan … Fındık Tarım Satış Kooperatifi’ne üye olduğu ve fındığını söz konusu kooperatife verdiği gözetilerek, diğer davalı Fiskobirlik Genel Müdürlüğü aleyhinde açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde borçtan sorumlu tutulacak şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 13 Ara 2014, 20:26


KAT MALİKLERİ KURULU / HUSUMET / KAT MALİKLERİNE HUSUMET YÖNELTİLMESİ / KAT MALİKLERİ KURULU KARARININ İPTALİ

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2006/18-483
K: 2006/473
T: 28.6.2006
KAT MALİKLERİ KURULU
HUSUMET
KAT MALİKLERİNE HUSUMET YÖNELTİLMESİ
KAT MALİKLERİ KURULU KARARININ İPTALİ
634 s. KAT MÜLKİYETİ KANUNU [Madde 32]
634 s. KAT MÜLKİYETİ KANUNU [Madde 33]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 38]
Taraflar arasındaki “kat malikleri kurulu kararının iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.02.2005 gün ve 2001/100 E. – 2005/117 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2005 gün ve 8319-8941 sayılı ilamı ile,
( … Dava, 07.01.2001 tarihli kat malikleri kurulu kararının iptaline ilişkin olup, mahkemece Kat Mülkiyeti Yasası’nın 32. maddesi anlamında bir kat malikleri kurulu kararı bulunmadığından davanın kabulü ile, 07.01.2001 günlü toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre kat malikleri kurulu kararlarının iptali davalarında husumetin karara olumlu oylan ile katılan tüm bağımsız bölüm maliklerine yöneltilmesi gerekir. Mahkemece, davalı kat malikleri dışında kalan ve iptali istenilen karara olumlu oylan ile katılan kat maliklerinin saptanıp bunların da yöntemince davaya dahil edilmeleri gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kat malikleri kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, … Sitesinin, 07.01.2001 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların, yönetim planına, Kat Mülkiyeti Kanunu’na ve diğer kanunlara aykırı olduğunu; yeter sayı ile alınmadığını, oylamaya katılanların yetkili olmadıklarını, vekaletlerin gösterilmediğini, ibranın yanlış olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili kat malikleri kurulu kararlarının iptaline ilişkin davada husumetin, yönetim kurulu üyelerine değil, karara olumlu oy veren bütün kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir.
Yerel mahkemece, getirtilen karar defteri ve toplantı tutanakları incelendiğinde, iptali istenen toplantıda alınan kararların tüm kat maliklerince imzalanmadığı, kimlerin olumlu, kimlerin olumsuz oy kullandıklarının tespit edilemediği, ibraz edilen hazirun cetveli ve toplantı tutanağının kat malikleri kurulu kararı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne; … Sitesi kat malikleri kurulunun 07.01.2001 günlü toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm özel dairece, yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
İlke olarak, medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan bir gerçek veya tüzel kişi, davada taraf olma ehliyeti ile sahiptir. Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kimselerin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle, kat malikleri kurulu toplantısı ve kararlarının iptali davalarında husumet kat malikleri kurulu ya da yöneticiler kuruluna yöneltilemez.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 32. maddesine göre, kat malikleri kurulu, kat maliklerinden oluşmaktadır. Bu itibarla kat malikleri kurulunun tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, kat malikleri kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada toplantıya katılan ve iptali istenen kararın oluşması için olumlu oy kullanan tüm kat maliklerinin davalı gösterilmesi zorunludur. Hukuk Genel Kurulu’nun 2003/18-565 E., 790 sayılı kararı da bu yöndedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olayda, iptali istenen 07.01.2001 tarihli site kat malikleri kurulu toplantısına katılan ve olumlu oy kullanan tüm kat maliklerinin davalı gösterilmedikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda, davada taraf olmayan diğer kat maliklerinin tespit edilmesi, davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.
O halde Hukuk Genel Kurulu’nca benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

ELATMANIN ÖNLENMESİ VE KAL / İRTİFAK HAKKI SAHİBİ / PAY SAHİPLERİNE HUSUMET YÖNELTİLMESİ GEREKMEMESİ / HUSUMET

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2006/14-454
K: 2006/459
T: 21.6.2006
ELATMANIN ÖNLENMESİ VE KAL
İRTİFAK HAKKI SAHİBİ
PAY SAHİPLERİNE HUSUMET YÖNELTİLMESİ GEREKMEMESİ
HUSUMET

4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 683]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 779]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 786]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 38]
Taraflar arasındaki “müdahalenin men’i ve kal” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 03.05.2004 gün ve 365-469 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 21.02.2005 gün ve 2004/6913 E. – 2005/11091 K. sayılı ilamı ile,
( …Davacı, 1412 parselin ifrazı ile oluşan dava konusu 1561 parsel sayılı taşınmaz üzerinde irtifak hakkı sahibi bulunduğunu, bu parsel üzerine davalı tarafından yapılan inşaat nedeniyle, irtifak haklarına müdahale edildiğini, emniyet mesafesine yapılan müdahalenin önlenmesini ve yapının tecavüzlü kısmının yıkılmasını talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yıkımı hüküm altına alınan yapı 1561 parsel üzerine yapılmıştır. Tapu kaydına göre 1561 parsel paylı mülkiyet hükümlerine tabidir. Paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazda, tüm paydaşlar arasında payları karşılığı intifalarına bırakılan kesimleri belirleyen kullanmaya ilişkin geçerliliği tartışılmayacak, bağlayıcı bir anlaşmanın varlığı ileri sürülmediğinden, arzın mütemmim cüzü olan yapı da paydaşların taşınmazdaki payları oranında mülkiyet haklarının bulunduğunun kabulü zorunludur. Hal böyle olunca 1561 parselin tüm maliklerine dava yöneltilip katılımları sağlandıktan sonra çözümü gerekirken eksik taraf teşkili ile sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Karar bu nedenle bozulmalıdır… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, müdahalenin önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
Davacı … Elektrik İletim A.ş. vekili;müvekkilinin 1412 ( 1561 ) parselde irtifak hakkı sahibi olup, davalı tarafından taşınmaz üzerine tehlikeli ve irtifak haklarım ihlal eder şekilde bina inşa edildiğini ileri sürerek; davalının, emniyet mesafesini ihlal eden tecavüzünün önlenmesi ile, binanın tecavüzlü kısmının kal’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, taşınmazın zemininde pay sahibi olmadığını ve inşa ettiği binanın davacının irtifak hakkına müdahale etmediğini cevaben bildirmiştir.
Mahkemenin, “davalı tarafından kaçak inşa edilen binanın havai irtifak sahasına tecavüz ettiği keşfen saptanmış olup, tecavüzlü bölümlerin can ve mal emniyeti yönünden tehlike arz ettiğinin anlaşıldığı” gerekçesiyle “davanın kabulüne” dair verdiği karar, özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece “davalı bina malikinin tapuda pay sahibi olmayıp, yargılama sonunda verilecek kararın tapu paydaşlarını bağlayıcı nitelikte bulunmadığı” gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, paylı mülkiyet hükümlerine tabi 1561 parsel sayılı taşınmazda davacı … Elektrik İletim A.Ş. irtifak hakkı sahibi olup; taşınmaz üzerine bina inşa eden davalı, tapuda pay maliki değildir.
Özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık;mülkiyeti dava dışı üçüncü kişilere ait olan 1561 parsel sayılı taşınmazın tüm maliklerine dava yöneltilip, katılımlarının sağlanmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere irtifak hakkı, eşyayı kullanma ya da ondan yararlanma veya gerek kullanma ve gerekse yararlanma yetkisini sağlayan sınırlı ayni haktır. İrtifak hakkının içeriğini oluşturan yetkiler, kural olarak sınırlıdır. Böyle olduğu için de hak sahibine, hakkın konusu eşya üzerinde kullanma ve yararlanma yönünden sınırlı bir egemenlik sağlar.
Şu var ki, bu ayni hak, herkese karşı ileri sürülebilir. Medeni Yasa’da, irtifak hakkının hak olarak korunması için özel bir hüküm yoksa da, bu konuda mülkiyete ilişkin kurallar örnek olarak uygulanır. Böyle olunca da, irtifak hakkı sahibi, Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinden yararlanarak, müdahalenin önlenmesi davası açabilir.
Davacının, lehine irtifak hakkı tesis edilen taşınmazdan, davalının müdahalesinin men’ini ve inşa edilen binanın yıkımını istemesi, ayni nitelikteki irtifak hakkının kendisine verdiği bir hakkı kullanmaktan ibarettir.
Öte yandan, kural olarak taşınmaz üzerinde yapılan bina ve inşaat, o yerin tamamlayıcı parçası ( mütemmim cüz’ü ) olup, hukuksal durumu yere bağlıdır. Mülkiyeti müşterek arsa üzerinde ortaklardan birisi tarafından yapılan binanın da, arza tabi olup, mülkiyetinin arsa paydaşlarına ait bulunduğu kuşkusuzdur.
Ne var ki, somut olayda davalı, tapuda arsa paydaşı olmadığı gibi, dava konusu binanın geçerli bir hukuki sebebe dayanılmaksızın inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle davalı, taşınmazı geçerli bir hukuki tasarrufa ve akdi bir ilişkiye dayanarak işgal etmediğine göre, fuzuli şagil durumundadır.
Şu duruma göre, davalının kayden bir ilgisi bulunmayan taşınmaz üzerine inşa ettiği bina nedeniyle, davacının irtifak hakkına dayanarak açtığı el atmanın önlenmesi ve kal davasında verilecek hükmün, zemin paydaşlarının haklarına etkili olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; yerel mahkemenin, binayı inşa eden davalının yan tutulması gerekip, arsa paydaşlarına husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin direnme kararı usul ve yasaya uygundur.
Ne var ki, özel dairece işin esası incelenmeksizin karar verildiğinden, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya özel daireye gönderilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, direnme uygun bulunduğundan, davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 14. HUKUK DAİRESİ’NE GÖNDERİLMESİNE, 21.06.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

HUSUMET

T.C.
YARGITAY
Beşinci Hukuk Dairesi
E:2006/5270
K: 2006/7599
T: 20.06.2006
HUSUMET
Özet: Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın toplulaştırma projesine dahil olduğu anlaşıldığından, Toprak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’ne karşı husumet yöneltilmesi doğrudur. Ancak, bu davalı yönünden toplulaştırma evrakları derecelendirme kararları tetkik edilip, bu derecelen­dirme kararları kesinleşmiş ise bu husus göz önünde bulun­durularak bir karar verilmesi gerekir.
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 38]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 57]
Taraflar arasındaki kamulaştırması el atma nedeniyle tazminat davasının reddine dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş, davacılar vekilince de duruşma talebinde bulunulmuş olmakla temyiz isteminin süre­sinde olduğu görülüp, Dairemizin Geri Çevirme kararından sonra gelen dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kamulaştırması el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine iliş­kindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede toplulaştırma işlemlerinin sona ermediği gerekçesiyle davanın Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü yönünden husumetten reddine, diğer davalı DSİ Genel Müdürlüğü yönünden ise davanın ispat oynamadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Toprak Reformu Genel Müdürlüğü’nün 21.06.2004 gün ve 563 sayılı cevabi yazısına göre dava konusu taşınmazın toplulaştırma projesine dahil olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Toprak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’ne karşı husumet yöneltilmesi doğru olup, bu davalı yönünden toplulaştırma evrakları derecelendirme kararları tetkik edilip, bu derece­lendirme kararları kesinleşmiş ise bu husus da gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Toprak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi,
2- Diğer davalı DSİ Genel Müdürlüğü yönünden ise, bu idarenin el koyması toplulaştırma projesine uygun olarak yapıldığından, bu davalı hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın ispat edilemediğinden bahisle red kararı verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekili ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’ nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine 20.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İŞSİZLİK ÖDENEĞİ / HUSUMET / TÜRKİYE İŞ KURUMU

T.C.
YARGITAY
Onuncu Hukuk Dairesi
E: 2006/2231
K: 2006/9289
T: 20.06.2006
İŞSİZLİK ÖDENEĞİ
HUSUMET
TÜRKİYE İŞ KURUMU
4904 s. TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU [Madde 7]
Davacı, işsizlik ödeneğinin 18.04.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, işten çıkış tarihinden itibaren işsizlik ödeneğine hak kazandığının tespitini talep etmiş, mahkemece; davanın kabulü ile, davacıya işsizlik ödeneğinin işten çıkış tarihinden itibaren faizi ile ödenmesine karar verilmiştir.
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu’nun 7. Maddesine göre, “ Genel Müdürlük, merkez ve taşra teşkilatından oluşur. Genel Müdür, …….idari ve adli merciler ile üçüncü şahıslara karşı Kurumu temsil eder. Temsil yetkisini gerektiğinde genel hükümlere göre devredebilir. Kurum avukatının bulunmadığı yerlerde ve zamanlarda bunlara ait görevlerin yerine getirilmesinde Genel Müdür, icra ve yargı mercileri nezdindeki temsil yetkisini uygun göreceği Kurum personeline devredebilir.”. Davada husumet, yargılama sırasında temsilcide hata olarak kabulü ile, yöntemine uygun olarak Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne yöneltilmesine rağmen, hüküm fıkrasında tüzel kişiliği olmayan Bursa İl Müdürlüğünün gösterilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, 4447 sayılı Kanunun 50/3. fıkrası uyarınca;“… İşsizlik ödeneği her ayın sonunda aylık olarak işsizin kendisine ödenir. İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise, ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonunda yapılır…” şeklindeki açık düzenleme karşısında, davalı Kurum yönünden temerrüdün 31.05.2003 tarihinde oluştuğunun gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:
1-Karar başlığındaki, davalı kısmının silinerek, yerine; “Türkiye İş Kurumu” sözcüklerinin yazılmasına,
2-Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendindeki;“18.04.2003” tarihinin silinerek, yerine; “31.05.2003” tarihinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 20.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi