Etiket arşivi: koca

Eşin rızası alınmaksızın aile konutunun koca tarafından ipotek olarak gösterilmesi yasaya aykırı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerel mahkemenin kararını önce bozdu. Ancak Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin direnme kararını yerinde bularak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararını kaldırdı.
koca, evlerini ipotek göstererek bir bankadan kredi çekti
Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre olay 2011’de İstanbul’da yaşandı. Nurten P.’nin kocası Mehmet P., evlerini ipotek göstererek bir bankadan kredi çekti. Ancak borçlarını ödeyemeyince, kredinin çekildiği banka tarafından icra takibi başladı. Nurten P. eşinin borcundan haberi olmadığını, evlerine konulan ipoteğin kaldırılmasını ve evin icra yoluyla satışının durdurulmasını talep ederek dava açtı.

YARGITAY KARARI ONADI

Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi, eşin rızası alınmaksızın aile konutunun koca tarafından ipotek olarak gösterilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdi. Kararda, “Eşin, kocasının borcundan haberi yok; aile konutu üzerine konulan ipotek kaldırılsın” denildi. Hüküm davalı banka tarafından temyiz edildi. Temyiz istemini görüşen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerel mahkemenin kararını önce bozdu. Ancak Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin direnme kararını yerinde bularak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararını kaldırdı. Bu karar sonrası N.P.’nin talebi kabul edilerek aile konutu üzerindeki ipotek kaldırılacak.

sağlıklı, işsiz koca çalışmasına engel durum olmadığından nafaka öder

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kocanın, işten ayrılmasına rağmen boşandığı karısına 500 lira nafaka ödemesine hükmeden yerel mahkeme kararını onadı. Onanan kararda, kocanın herhangi bir sağlık problemi olmadığı ve çalışmasına engel bir durumunun bulunmadığı belirtilerek, piyasada şoförlük yapabileceği pek çok araç ve iş olduğu kaydedildi.

İzmir’de bir kişi, 2 çocuğunun annesi ve 30 yıllık eşinden boşanmak için dava açtı.

Davacı koca F.K, görücü usulüyle evlendiği eşi G.K. ile aralarında, başından bu yana uyumsuzluk bulunduğunu, eşinin kendisini arkadaşlarının yanında küçük düşürdüğünü, ailesinin evlerine gelmesini istemediğini, kendisine ilgisiz olduğunu, en ufak tartışmada aylarca küstüğünü öne sürerek, boşanmak istediğini belirtti.

Kadın ise iddiaların gerçek dışı olduğunu, kayınvalidesine ölünceye kadar baktığını, kayınpederine bakmayı sürdürdüğünü, kocasının başka kadınlarla uygunsuz ilişkiler içerisine girdiğini, kendisi ve çocuklarıyla ilgilenmediğini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kocasının asıl kusurlu olduğunu ileri sürerek, karşı dava açtı. G.K, 500 lira tedbir nafakası, 20 bin lira maddi, 20 bin lira manevi tazminat istedi.

Çiftin çocukları ise mahkemede babalarının iddialarının gerçek dışı olduğunu söyledi. Çocuklar, ayrıca, babalarının başka bir kadınla görüştüğünü, telefonla konuşurken “Aşkım merak etme boşanma davasını açtım, boşanacağım” dediğini duyduklarını anlattı.

Davayı görüşen İzmir 10. Aile Mahkemesi, çifti boşarken evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kocanın daha kusurlu olduğuna karar verdi. Mahkeme, F.K’nın, boşandığı eşi G.K’ya ayda 500 lira nafaka, 10 bin lira maddi, 10 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Bu kararın ardından F.K, dava dosyasına işten ayrıldığına dair belge ibraz etti.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Daire kararında, kocanın işten ayrılması da dikkate alındığında hükmedilen nafaka miktarının fazla olduğu belirtildi.

Yerel mahkeme direndi

Dosyayı yeniden görüşen İzmir 10. Aile Mahkemesi ise ilk kararında direndi.

Yerel mahkemenin direnme kararında, her davanın açıldığı tarihteki şartlara tabi olduğuna işaret edilerek, mahkemenin, davayı karara bağlarken dosyada bulunmayan ve temyiz aşamasında ibraz edilen bir belgeyi bilmesi ve buna göre karar vermesinin mümkün olmadığı anlatıldı.

Yargıtayın temyiz aşamasında delil toplama, bu aşamada ibraz edilen delillere göre karar verme görevi ve yetkisinin bulunmadığı ifade edilen kararda, bozmaya esas belgenin, kocanın minibüs şoförü olarak çalıştığını doğruladığı vurgulandı.

Kararda, “İbranameye göre, koca, çalıştığı aracın satılması nedeniyle işten çıkarılmıştır. Kocanın şoförlük yapabileceği tek araç satılan araç değildir. Piyasada kocanın şoförlük yapabileceği birçok araç ve iş vardır. Kocanın, ekonomik ve sosyal durumunun tespiti için yazılan müzekkere cevabında da kocanın, herhangi bir sağlık probleminin olmadığı, çalışmasına engel bir halinin bulunmadığı belirtilmiştir” denildi.

Direnme kararı, kocanın yeniden iş bulmasının kolay olmadığı, toplam 20 bin lira tazminatı ödemek için çektiği kredinin 350 lira geri ödemesinin bulunduğu gerekçeleriyle bozulması istenerek temyiz edildi.

Temyiz üzerine dosyayı görüşen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise yerel mahkemenin direnme kararını onadı.

düğün takıları için eşin rızası yoksa koca eve harcadığı takıları iade etmeli

Boşanma davasında kadının düğünde kendisine takılan altınları iade edilmesi talebini değerlendiren yerel mahkemenin ‘Evin ihtiyacı için kullanılmış, iadeye gerek yok’ kararı Yargıtay’dan döndü. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evin ihtiyacı için bozdurulan ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiğini davalı koca ispatlamak zorunda olduğuna dikkat çekti. Emsal kararda, “Somut olayda davacının ziynet ve takıları iade şartı olmaksızın verdiğini davalı koca ispat edemediğinden, ziynetlere yönelik iade koşulları oluşmuştur. O halde, davacı kadının ziynet ve takılara yönelik davası nedeniyle kocanın beyanında varlığını ve bozdurulduğunu ikrar ettiği 7 adet 22 ayar bilezik, 2 adet tam altın ve 63 adet çeyrek altın hakkındaki talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, bunlar hakkındaki isteğin reddi doğru olmamıştır.” denildi.

Şiddetli geçimsizlik yaşayan aile, 2012 yılında boşanmak için Edirne Aile Mahkemesi’ne müracaat etti. Kocasının birlik görevlerini yerine getirmediğini öne süren kadın, “Beni, ailesiyle birlikte oturmaya zorladı. Fiziki şiddet uyguladı. Bunu da günlüğümde yazdım.” diyerek mahkemeden manevi tazminat ve düğünde kendisine takılan ve kocasının evin ihtiyaçları için kullandığını söylediği 7 adet 22 ayar bilezik, 2 adet tam altın ve 63 adet çeyrek altının kendisine iadesini istedi. Edirne Aile Mahkemesi, kadının manevi tazminat talebini yerinde görürken altınlara yönelik iade talebini ise reddetti. Bu gelişme üzerine davacı kadın, ziynet alacağı davası yönünden; davalı koca ise kararın tamamına yönelik dosyayı Yargıtay’a gönderdi.

KOCALIK VAZİFESİNİ YERİNE GETİRMEMESİ VE AİLESİYLE YAŞAMAYA ZORLAMASI KUSURDUR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davalı kocanın temyiz itirazlarını inceledi. Daire, toplanan delillerden; davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, eşini ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı; davacı kadına yüklenebilecek bir kusurlu davranışının kanıtlanamadığının anlaşıldığına hükmetti. Davalı kocanın eşine fiziki şiddet uyguladığı ve hakaret ettiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığına hükmeden 2. Hukuk Dairesi, kadına ait günlükteki kadının şiddet gördüğüne ve hakarete uğradığına ilişkin açıklamanın başkaca delille doğrulanmadığından sabit kabul edilemeyeceğini ve kocaya kusur olarak yüklenemeyeceğine dikkat çekti. Kocaya yüklenebilecek kusurun sadece ‘birlik görevlerini yerine getirmeme ve eşini ailesiyle birlikte oturmaya zorlama’ davranışları olduğunu savunan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının manevi tazminat talebinin yerel mahkemece kabul edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ancak altınları iade isteminin ise yerinde olduğuna hükmetti.

EVLİLİKTE TAKILAN ALTIN KİM TAKARSA TAKSIN KADININDIR

Kocanın sabit kabul edilen ve boşanma sebebini oluşturan kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği ve bu sebeple Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi koşulunun oluşmadığı gözetilmeden; davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nce isabetsiz bulundu. Kadının manevi tazminat talebinin kabulü yönündeki yerel mahkemenin verdiği kararı bozan 2. Hukuk Dairesi, davacı kadına düğünde takılan ve kişisel eşya niteliğinde bulunan ziynet ve takıların davalı koca tarafından bozdurulup harcandığı ve kadına iade edilmediğinin ispatlandığını hatırlattı.

Kararda şu ifadelere yer verildi: Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı olur. Bu durumda, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca almış olduğu ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Somut olayda ise; davacı kadına ait olduğu anlaşılan dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davalı koca tarafından bozdurularak evin ihtiyacı için harcandığı davalı yanca kabul edilmiştir. Evin ihtiyacı için bozdurulan ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiğini davalı koca ispatlamak zorunda olup; somut olayda davacının ziynet ve takıları iade şartı olmaksızın verdiğini davalı koca ispat edemediğinden, ziynetlere yönelik iade koşulları oluşmuştur. O halde, davacı kadının ziynet ve takılara yönelik davası nedeniyle kocanın beyanında varlığını ve bozdurulduğunu ikrar ettiği 7 adet 22 ayar bilezik, 2 adet tam altın ve 63 adet çeyrek altın hakkındaki talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, bunlar hakkındaki isteğin reddi doğru olmamıştır.