Etiket arşivi: MAAŞI

engelli maaşı haczedilemez

Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde, aldığı sakatlık maaşına haciz konulduğunu belirten vatandaşın açtığı itiraz davasını reddeden yerel mahkeme kararı, Yargıtay tarafından bozuldu.

Şikayetin niteliği gereği duruşma açılmak suretiyle borçlunun PTT posta çeki hesabına yatırılan paranın niteliğinin araştırılması ve haczin sakatlık maaşına ilişkin olduğunun anlaşıldığına dikkat çeken Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden ve eksik inceleme ile şikayetin reddi yönünde hükmü yasaya aykırı buldu.

Şereflikoçhisar’da ikamet eden bir vatandaş, kredi sözleşmesi imzaladığı bankanın 2013 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yatırdığı PTT hesabındaki maaşından bin 188,20 liranın tahsil edilmesini yargıya taşıdı. Yasa gereği, sakatlık maaşının haczedilemeyeceğini dile getiren vatandaş, Şereflikoçhisar İcra Hukuk Mahkemesi’ne ‘icra takibine itiraz’ davası açtı. Duruşma açılmaya gerek görmeyen mahkeme, borçlunun talebini geri çevirdi. Karar, maaşına haciz konulan vatandaşın avukatı aracılığıyla temyiz edildi. Dava dosyasını yeniden değerlendiren Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğünce PTT şube müdürlüğüne yazılan müzekkerede, borçlunun posta çeki hesabına “maaş hariç” yazılmak suretiyle borç miktarınca haciz konulmasının talep edildiğine dikkat çekti.

“DURUŞMA AÇILIP, HESAPTAKİ PARANIN NİTELİĞİ ARAŞTIRILMALIYDI”
Yerel mahkemenin verdiği hükmü yasaya aykırı bulan Yargıtay kararında, 5510 Sayılı Yasa’ya göre sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacaklarının devir ve temlik edilemeyeceğine işaret edildi. Kararda, şu ifadelere yer verildi: “Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. ‘Haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde icra müdürü tarafından reddedilir’ hükmü getirilmiştir. Buna göre muvafakatin geçerli olması için borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması yeterlidir. Somut olayda her ne kadar alacaklı tarafça yürütülen takibin borçlu aleyhinde kesinleştiği görülmekte ise de borçlunun almakta olduğu sakatlık maaşına haciz konulması hususunda açık bir muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, şikayetin niteliği gereği duruşma açılmak suretiyle borçlunun PTT posta çeki hesabına yatırılan paranın niteliğinin araştırılması ve haczin sakatlık maaşına ilişkin olduğunun anlaşılması halinde, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden ve eksik inceleme ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”

İŞSİZLİK MAAŞI ÖDENMESİ / İŞSİZLİK ÖDENEĞİ / İŞSİZLİK SİGORTASI

T.C.
YARGITAY
Onuncu Hukuk Dairesi
E: 2006/7545
K: 2006/9294
T: 20.06.2006
İŞSİZLİK MAAŞI ÖDENMESİ
İŞSİZLİK ÖDENEĞİ
İŞSİZLİK SİGORTASI
4447 s. İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU [Madde 50]
4904 s. TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU [Madde 23]
Davacı, işsizlik maaşı ödenmesi hususundaki talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline, işsizlik sigortasının bağlanmasına ve geciken süre nedeniyle en yüksek faize hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, işsizlik ödeneği bağlanması gerektiğinin tespiti ile, gecikilen süre için faize hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece; davanın kabulü ile, davacıya 01.05.2003 tarihinden itibaren 10 ay süre ile işsizlik ödeneği ödenmesine karar vermiştir. 4447 sayılı kanunun 50/2 maddesi uyarınca; “Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde; a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün, b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün, c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün, Süre ile işsizlik ödeneği verilir.”. Somut olayda, davacının hizmet akdinin sona erdiği 24.04.2003 tarihinden önceki son üç yıl içinde 1044 gün işsizlik sigortası priminin ödenmiş olması karşısında, anılan madde uyarınca 240 gün (sekiz ay) işsizlik ödeneğine hak kazandığının gözetilmemesi isabetsizdir. Öte yandan; 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu’nun muafiyetlere ilişkin 23. maddesine göre, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, her türlü harçtan muaf bulunmasına rağmen, karar ve ilam harcından sorumlu tutulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:1-Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendindeki; “on ay” sözcüklerinin silinerek, yerine; “240 gün” sözcüklerinin yazılmasına, 2-Hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin silinerek, yerine; “2-Davalı İş-Kur harçtan muaf olduğundan, davalı aleyhine karar ve ilam harcını hükmedilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından peşin yatırılanın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 20.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.