Etiket arşivi: MARKAYA

Markaya Tecavüz, Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu 2010/11-744 E.N , 2011/57 K.N.

İlgili Kavramlar

HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ VE ÖNLENMESİ
MARKAYA TECAVÜZ

İçtihat Metni

Taraflar arasındaki “i” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince davanın “kabulüne” dair verilen 9.11.2007 gün ve 2006/757-2007/145 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 4.5.2009 gün ve 2008/1535- 2009/5297 sayılı ilamı ile,
(Davacı vekili, müvekkilinin N…. markasının 1990 yılında tescil edildiğini, son tescilinin ise 2004 yılında “K… K… şekil” markası olduğunu, davalı şirketin “N… 3′ü 1 yerde ürün ambalajı üzerinde kullanılan kırmızı kupa” şeklinin aynen müvekkilinin “K… K…” tescilli şekil marka tescilindeki marka ve kompozisyon özellikleri ile kullanıldığını, müvekkili markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, basiretli tacir olma yükümü altında bulunan davalının kötü niyetli hareket ederek müvekkilinin markalarına iltibas ve tecavüz yarattığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine ve bu fiillerin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirketin yabancı olması nedeniyle HUMK’nun 97. maddesi uyarınca teminat alınması gerektiğini, müvekkilinin kırmızı kupa şekil markalı ürün ambalajlı ürünün üretimini bıraktığını, davanın konusunun kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin tabi olduğu İsviçre’nin Lahey Sözleşmesine taraf olduğu, Türkiye ile İsviçre arasında yabancılık ve yargılama teminatında muafiyet konusunda ikili anlaşma bulunması nedeniyle MÖHUK’nun 32. maddesi uyarınca davacıdan teminat alınmasına gerek bulunmadığı, davacı ve davalı şirketlerin gıda sektöründe faaliyet gösterdiği, davacının “N…” markasının dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de tanınmış olduğu, ortalama bir vatandaş tarafından dahi bilinen davacı markasını, aynı sektördeki davalının bilmemesinin mümkün olmadığı, davacıya ait ve tescilli tanınmış “K… K.. şekil” markasındaki kompozisyon gibi davalı N… 3′ü bir yerde ürün ambalajının ön yüzüne kahve çekirdekleri üzerine oturtulmuş, yaldızlı, kırmızı renk, kahve dolu, duman tütmekte olan kahve fincanı kullanarak, ambalajın arka yüzünde de ürünün kullanımına ilişkin açıklamalar aynı tür fincanın bulunduğu 3 kutucuk halinde kullanılarak tüketiciyi yanıltabilecek nitelikte iltibas oluşturduğu, markanın sahibinin izni olmadan markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanan davalının 556 sayılı KHK.’nun 61. maddesi uyarınca davacının marka hakkına tecavüzde bulunduğu, TTK’nun 56. ve 57. maddelerindeki haksız rekabet koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının ürettiği N… bir içimlik 3′ü bi’yerde isimli kırmızı kupa şeklini taşıyan ambalajlı ürünlerinin, davacının markadan kaynaklanan hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tesbiti ile men’ine, kırmızı kupa şeklini taşıyan davalı ürünlerinin, ambalajlarının, ilan, reklam, broşür afiş ve benzeri tanıtım araçları ile materyallerin toplatılarak imhasına, karar özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Ancak, dava marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve men’i istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı şirketin “N… 3′ü 1 yerde ürün ambalajı üzerinde kullanılan kırmızı kupa” şeklinin aynen müvekkili davacının “K… K…” tescilli şekil marka tescilindeki marka ve kompozisyon özellikleri ile kullanıldığını, müvekkilinin markasına iltibas ve tecavüz yarattığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve bu fiillerin önlenmesini talep etmiştir. Somut olayda mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, davacıya ait ve tescilli tanınmış “K… K… şekil” markasındaki kompozisyon gibi davalı N…3′ü bir yerde ürün ambalajının ön yüzüne kahve çekirdekleri üzerine oturtulmuş, yaldızlı, kırmızı renk, kahve dolu, duman tütmekte olan kahve fincanı kullanarak, ambalajın arka yüzünde de ürünün kullanımına ilişkin açıklamalar aynı tür fincanın bulunduğu 3 kutucuk halinde kullanılarak tüketiciyi yanıltabilecek nitelikte iltibas oluşturduğu, markanın sahibinin izni olmadan markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanan davalının 556 sayılı KHK’nun 61. maddesi uyarınca davacının marka hakkına tecavüzde bulunduğu, TTK’nun 56. ve 57. maddelerindeki haksız rekabet koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 275 ve devamı maddeleri uyarınca, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren somut uyuşmazlıkta, ambalaj yoluyla haksız rekabet iddiası konusunda uzman bir bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu gibi durumlarda bilirkişi yada bilirkişi kurulunun oy ve görüşünün alınmasının gerekmesine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.5.2008 gün ve 2008/11-392-377 E.-K.; 27.4.2005 gün ve 2005/11-231-273 E.-K.sayılı ilamlarında aynı görüşlerin benimsenmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 06.04.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

TESCİLLİ MARKAYA TECAVÜZ

T.C.

YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi
E: 2005/790
K: 2006/2934
T: 21.03.2006
TESCİLLİ MARKAYA TECAVÜZ
ÖZET: Somut olayda dava, davacının ticaret unvanı ve tescilli markasına vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuç­larının ortadan kaldırılması ve maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, her ne kadar maddi tazminat iste­minin 556 sayılı KHK’nin 66. maddesindeki üç hesaplama şekli ile TTK.nun 58/2. maddesi uyarınca belirlenecek mik­tarlardan hangisi fazla ise o miktarda hüküm altına alın­ması istemiyle kısmi dava açmış ise de, yargılama esnasın­da talebini 556 sayılı KHK.nin 66/2-b maddesine dayan­dırmıştır. 556 sayılı KHK.nin 6. maddesi uyarınca, anılan KHK ile sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceğinin açık olması karşısında, davalının elde ettiği kazancın belirlenmesinde, başlangıç tarihi olarak davacı markasının Türkiye’de tescil edildiği tarihin esas alınması gerekir.
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 58]
556 s. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARAR… [Madde 6]
556 s. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARAR… [Madde 66]
Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Birinci Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi)nce verilen 21.09.2004 tarih ve 2001/1317-2004/517 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafın­dan istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belge­ler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1911 yılında kurulup, o tarihten beri hiz­met sektöründe faaliyet gösterip, gerek Harry’s New York Bar S.A. olarak bizzat açtığı barlar ile gerekse üçüncü kişilere ve özellikle de büyük tanınmış uluslararası otel işletmecilerine franchising vermek suretiyle faaliyetlerini sürdürdüğünü, “Harry’s New York Bar”, “Harry’s Bar” ve “Harry’s” markala­rını kendi adına dünyanın pek çok ülkesinde tescil ettirdiğini, “Harry’s Bar” markasının bar hizmetlerini içeren 42. sınıf hizmetler için ülkemizde de tes­cilli olduğunu, müvekkili markalarının Paris Sözleşmesi’nin 6. mükerrer 1. maddesi kapsamında dünyaca tanınan markalar olduğunu, davalının ulus­lararası oteller zincirinin bir parçası olan Hyatt Regency otelinin İstanbul şu­besini ve otelin içerisinde “Harry’s Jazz Bar” ismiyle bir bar işlettiğini, dava­lının kullandığı “Harry’s Jazz Bar” ibaresinin müvekkilinin “Harry’s Bar” iba­reli tescilli markasıyla aynı olduğu, davalının müvekkilinin ticari unvan ve marka tecavüzü yoluyla oluşturulan aynılık ve aynılık derecesindeki benzer­liklerinin davalının işletmesinin müvekkilinin işletmesi veya müvekkilinin izni veya lisansı ile işletilmekte olduğu şeklinde algılanmasına neden olduğu ve bundan dolayı davalı tarafın haksız olarak kazanç elde ettiğini ileri sürerek, davalının müvekkili ticari unvanına ve marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet işlediğinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kal­dırılmasına 556 sayılı KHK.nin 66 ve 67. maddeleri ile TTK.nun 58/2. fıkrası gereğince belirlenecek en fazla miktar üzerinden ödenmesi gereken tazmi­natın belirlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (100.000) Euro’nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına kadar verilme­sini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvek­kilinin kullandığı izimde yer alan “Jazz” ibaresinin davacı markasıyla iltibas ihtimalini tamamen bertaraf eder mahiyette olduğunu, davacı iddiasının ak­sine “Harry’s Bar” markasının Türkiye’de tanınmış bir marka olmadığını, markasını tescil ettirdiği 42. sınıf dışındaki ürün ve hizmetler bakımından markasının himayesini talep edemeyeceğini, istenen tazminat miktarı ve fa­iz oranı ile başlangıç tarihinin de kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna na­zaran, davacının “Harry’s Bar”isminin tescilli marka olduğu, davalının ise iş yerinde Harry’s Jazz Bar ismini kullandığı, davalının kullandığı iş yeri ismin­de davacının tescilli markasının iki kelimesinin olduğu gibi yer aldığı, bu ha­liyle davalının davacının markasından yararlandığı ve söz konusu markayı bi­lenlerin davalının işyerinin davacıya ait işyeri zincirinin bir parçası olduğuna kanaat getirecekleri, bu nedenle davacı ticaret unvanı ve markasıyla davalı işyeri adının iltibas oluşturduğu, 856 sayılı KHK.nin 42. maddesi uyarınca haksız rekabetin işlenmekte olduğunun tespit ve önlenmesine karar verilme­sinin gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalının iş yerinde Harry’s Jazz Bar ismini kullanmasının davacı ticari unvanına ve markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının bu unvanı kullanmasının önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, (100.000) Euro tazminatın % 5.75 faiziyle birlikte 19.07.2001 tespit tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerek­çesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsa­mı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 Dava, davacının ticaret unvanı ve tescilli markasına vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi tazminat iste­mine ilişkindir. Davacı vekili, her ne kadar maddi tazminat isteminin 556 sa­yılı KHK.nin 66. madesindeki üç hesaplama şekli ile TTK.nun 58/2. madde­si uyarınca belirlenecek miktarlardan hangisi fazla ise o miktarda hüküm al­tına alınması istemiyle kısmi dava açmış ise de, yargılama esnasında talebi­ni, 556 sayılı KHK.nin 66/2-b maddesine yani, “Marka hakkına tecavüz ede­nin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre sınırlandırmıştır. 556 sayılı KHK.nin 6. maddesi uyarınca anılan KHK ile sağlanan marka koruma­sının tescil yoluyla elde edileceğinin açık olması karşısında, davalının elde
3 ettiği kazancın belirlenmesinde başlangıç tarihi olarak, davacı markasının Türkiye’de tescil edildiği 06.11.1998 tarihinin esas alınması gerekirken, da­valının faaliyete geçtiği 1994 yılının hesaplamada esas alınması doğru olma­dığı gibi, davalının markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın Türk Lira­
4 sı olması, davacının yabancı para üzerinden doğmuş bir zararın da söz ko­nusu olmaması nedeniyle yabancı para üzerinden tazminata hükmedilmeside doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulma­
5 sına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına (BOZULMASINA), öde­diği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2006 ta­rihinde oybirliğiyle karar verildi.

MARKAYA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ / TESCİLLİ MARKA İLE İLTİBAS

T.C.

YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi
E: 2005/678
K: 2006/3048
T: 23.03.2006
MARKAYA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ
TESCİLLİ MARKA İLE İLTİBAS
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 55]
556 s. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARAR… [Madde 9]
Taraflar arasında görülen davada A. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.11.2004 tarih ve 2004/627 – 2004/285 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.03.2006 gününde davacı avukatı Y. gelip, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre daraldığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştır. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait dersaneye ad olan “Y. Ç. Dersanesi” ibaresinin dersanecilik eğitim–öğretim ve yayıncılık faaliyeti gösteren müvekkilinin tescilli “Ç. A + şekil” markalarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara göre, davalının tescilli ticaret unvanındaki “Y. Ç.” ayırt edici unsuruna yardımcı unsurlarla birlikte ve iştigal alanı ile ilgili olarak kullanmasında ticaret unvanı terkin edilmedikçe markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, söz konusu ibarenin davacının tescilli markası ile iltibas yaratıcı biçim de kullanılmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının işlettiği dersanesinde “Y. Ç. Dersanesi” ibaresi kullanmasının davacının dersanecilik faaliyetleri de kapsayan (200/14565) nolu “şekil+Ç. A” hizmet- ticaret markasına tecavüz oluşturduğu iddiasına dayalı markaya tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalının ticaret unvanı “T. Y. Ç. Eğitim ve Bilgisayar Tic. Ltd. Şti”dir. Oysa, işlettiği dersanenin işletme adı “Y. Ç. Dersanesi”dir.
Davalı tescilli ticaret unvanından farklı bir işletme adı kullandığına göre, bu kullanımın yasal korumadan yararlanması TTK’nun 55. maddesine uygun 61 nci maddesinde işletme adının tescil ettirilmesi ile mümkündür. Davalı tarafça böyle bir işletme adı tescilinin varlığı savunulmamıştır.
Davalının ticari faaliyetlerinde, iş evrakında ve ilan gibi işlemlerde kullandığı “Y. Ç. Dersanesi” ibarelerinde davacının tescilli markasının görsel özelliklerinin aynen yer almamasının iltibasın varlığını ortadan kaldırılamayacağı, davalının ticaret unvanına aldığı gibi kullanmaması ve bu kullanımda davacının tescilli markasının ana unsuru “Ç.” sözcüğünü öne çıkmasının, vurgu işlevi kazanmasının 556 sayılı KHK.nun 9/2 maddesi hükmünce iltibas oluşturulup oluşturmayacağının incelenip değerlendirilmesini ve sonucuna göre hüküm kurulmasını teminen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

MARKAYA TECAVÜZÜN DURDURULMASI / ÜNVANIN TERKİNİ TALEBİ

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi
E. 2006/4208
K. 2006/4099
T. 17.4.2006
MARKAYA TECAVÜZÜN DURDURULMASI
ÜNVANIN TERKİNİ TALEBİ
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 51]
556 s. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARAR… [Madde 9]
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.11.2004 tarih ve 2002/34-2004/672 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin bilgisayar, iletişim ve yazılım donanımları alanında faaliyet gösterdiğini, şirket unvanını TPE.’ne 04.06.1998 tarihinde marka olarak tescil ettirdiğini, davalı şirketin müvekkilinin haklı ününden yararlanmak dolayısıyla haksız kazanç elde etmek için müvekkilinin tescilli unvanında yer alan ve özgün tanımlamayı ve markasını teşkil eden “ITD” ibaresini unvanında kullandığını, ayrıca yine müvekkili unvanında yer alan “İLETİŞİM”, “TEKNOLOJİ”ibarelerini kullanarak 13.02.2001 tarihinde ticaret siciline tescil ettirildiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin markasına vaki tecavüzün durdurulmasını, davalı ünvanının terkinini, şimdilik 500.000.000-TL maddi, 5.000.000.000-TL. manevi tazminatın tahsilini, yoksun kalınan kazancın tespitini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ticari unvanının “İTD” ile değil “ITD” ile başladığını, anılan ibareyi ticari unvanı ile birlikte kullandığını, tarafların iş alanlarının birbirinden tamamen farklı olup iddiaların gerçek dışı olduğunu, ticaret unvanı ile markanın kullanma yer ve şekillerinin farklı bulunduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, ticaret sicili kayıtlarına göre davacının “İTD” ibaresini 1.11.1991 yılından beri, davalının ise 2001 yılından beri kullandıkları, ayrıca davacının içinde “İTD” ibaresinin de yer aldığı unvanını 04.06.1998 tarihinden itibaren marka olarak tescil ettirdiği, davalının eyleminin davacı markasına ve ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve tecavüzün önlenmesine, davalı unvanından “ITD” ibaresinin terkinine, hükmün ilanına ve diğer istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

KARAR DÜZELTME / MARKAYA TECAVÜZ

T.C.

YARGITAY

Onbirinci Hukuk Dairesi

E: 2006/3673

K: 2006/4812

T: 28.4.2006

KARAR DÜZELTME
MARKAYA TECAVÜZ

1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 440]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 442]

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.06.2004 gün ve 2004/74-2004/72 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.12.2005 gün ve 2004/12857-2005/12068 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin tescilli A…

… markasını logosu ile birlikte taklit etmek suretiyle kullanarak piyasadaki saygınlığından haksız olarak yararlanması nedeniyle açılan markaya tecavüzün önlenmesi ve tazminat davası devam ederken davalının A…

… markasını KHK.’nin 7/6 ve 8.maddelerine aykırı şekilde tescil ettirdiğinin öğrenildiğini ileri sürerek, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve terkinine, bu mümkün olmazsa davacının tescilli logosunun her türlü işaret ve sembollerinin davalı markası altında kullanılmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı S…

… Oyun Aletleri Oyuncak İmalat Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, davalı markasının sınıf ve yazılış-okunuş bakımından farklı, oyun kağıtlarındaki şekil ve logonun anonim olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Davalı TPE vekil, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin davalı şirket aleyhindeki davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne, davalı TPE hakkındaki davanın reddine dair verdiği kararının Dairemizce bozulması üzerine bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK.’nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK.’nun 442.maddesi gereğince (REDDİNE), alınması gereken 25.10.-YTL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK.’nun 442/3.madde hükmü uyarınca, takdiren 140.00.-YTL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 28.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.