Etiket arşivi: MÜLKİYETİ

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • İCRA,TAŞINMAZIN MÜLKİYETİ TESCİLDEN ÖNCE İHALE İLE KAZANILIR

T.C.
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2013/4819
KARAR NO: 2013/14075
KARAR TARİHİ.12/04/2013

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 17.12.2012 tarih ve 2012/21778-38307 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y.A.P. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafça genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde; şikayetçi ihale alıcısının dört adet taşınmazın kendisine ihale edildiğini, ancak taşınmazlara ihaleden sonra uygulanan hacizler olduğunu ileri sürerek söz konusu hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği; şikayetçinin temyizi üzerine mahkemenin ek kararı ile bahse konu kararın İİK’nun 363. maddesine göre kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile temyiz talebinin reddedildiği, anılan ek kararında şikayetçi tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, kararın temyizi kabil olmayan bir karar olduğundan bahisle temyiz isteminin reddine ve ek kararın onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemenin 27.4.2012 tarih ve 2012/333-423 sayılı kararı İİK’nun 363. maddesi gereğince temyizi kabil bir karar olup, işin esasının incelenmesi gerektiğinden, Dairemizin 17.12.2012 tarih ve 2012/21778-38307 sayılı temyiz dilekçesinin reddi ile onamaya ilişkin kararının maddi hataya ilişkin olduğu anlaşılmakla anılan kararın oybirliğiyle kaldırılmasına karar verildi. Mahkemenin 14.06.2012 tarihli ek kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.

Mahkemenin ilk kararı İİK’nun 363.maddesi gereğince temyizi kabil bir karar olduğundan temyiz isteminin reddine ilişkin 14.6.2012 tarih ve 2012/333-423 sayılı ek kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar verildikten sonra şikayetçinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi:

İİK’nun 134/1. maddesine göre, icra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı, o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. TMK’nun 705. maddesine göre ise taşınmaz mülkiyetini iktisap için tapu siciline kayıt şarttır. Ancak aynı maddeye göre, miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde bir taşınmazı iktisap eden kimse tescilden evvel dahi ona malik olur.

Sözü edilen yasa hükümlerine göre, somut olayda 20.12.2011 tarihinde ihaleden satın alınan taşınmazların mülkiyeti şikayetçiye geçmiştir. Bu durumda ihale tarihinden sonra (yani 24.02.2012 tarihinde) borçlunun borcu için başkasının (ihale alıcısının) malına haciz konulması mümkün değildir.

O halde, mahkemece şikayetin kabulü ile şikayete konu taşınmazlardaki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Prş Şub 19, 2015 5:44 pm


YARGITAY Hukuk Genel Kurulu E: 2006/18-794 K: 2006/816 *KAT MÜLKİYETİ KANUNU * ORTAK ALAN * İNTİFADAN MEN * ECRİMİSİL

T.C. YARGITAYHukuk Genel Kurulu

 

Esas: 2006/18-794Karar: 2006/816Karar Tarihi: 20.12.2006

 

 

 

 

Dava: Taraflar arasındaki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 12.04.2005 gün ve 2004/1181 E. – 2005/517 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, 

 

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2006 gün ve 2006/1727-2442 sayılı ilamı ile; 

(4721 S. K. m. 688, 693) (634 S. K. m. 16, 33)

( …Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle davalının ortak bahçeye haksız el atmasının önlenmesine ilişkin dava yönünden kanıtların değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. 

 

Ancak; 

 

1- Kat Mülkiyeti Yasası'nın 33. maddesi hükmü uyarınca, davalıya ortak bahçeye yaptığı müdahalenin önlenmesi yönünden uygun ve belli bir süre verilmemiş olması, 

 

2- Dava konusu edilen bahçenin ana taşınmazın ortak yerlerinden olduğunda kuşku ve tartışma yoktur. Kat Mülkiyeti Yasası'nın 16. maddesi hükmü uyarınca kat malikleri; ana taşınmazın bütün ortak yerlerine arsa payları oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre maliktirler ve bu yerlerden yararlanma hakkına sahiptirler. Kat maliklerine tanınan bu kullanma ve yararlanma hakkı, onların bağımsız bölümlerinde kira sözleşmesine veya kullanma hakkına ya da başka bir nedene dayanarak sürekli olarak oturanlara da tanınmış bulunmaktadır. 

 

Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince paydaşlardan birinin (veya buna bağlı olarak onun bağımsız bölümünü kullananın) ortak mülkiyete bağlı olan bir yeri kendi kullanımına özgülemesi durumunda diğer paydaşlarca ecrimisil (haksız işgal tazminatı) istenebilmesi için öncelikle o paydaş bu ortak yeri münhasıran kullanmaktan yöntemince men edilmiş olmalıdır. Başka bir anlatımla, diğer paydaşlar bu yerden kendilerinin de yararlanmak istediklerini şagil paydaşa yöntemince ihtar etmiş olmalarına karşın kullanımın sürdürülmüş olması gerekir. Somut olayda ortak mülkiyet hükümlerine tabi olan dava konusu bahçenin belli bir bölümünü kullanarak müdahalede bulunan davalının diğer paydaşlarca İzmir 1. Noterliği'nin 18.06.2004 gün ve 9048 yevmiye sayılı ihtarnamesinin muhataba 01.07.2004 tarihinde bizzat tebliği ile uyarıldığı, bu uyarıda kendisine tebliğden itibaren 3 gün içinde bahçeye müdahalesinin önlenmesi istendiğine göre ecrimisilin sözü edilen uyarının tebliğini izleyen 3 günden sonraki günden başlayarak dava gününe kadarki süre için hesaplanıp buna hükmedilmesi gerekirken, 2003 yılına ilişkin bir yıllık haksız işgal tazminatı (ecrimisil) bedeline hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir…), 

 

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

 

Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

 

Karar: Dava, ortak bahçeye haksız müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 

 

Davacı … apartman yönetimi vekili; davalının zemin katta kiracısı bulunduğu … apartmanına ait ortak bahçeyi, hiçbir haklı nedene dayanmaksızın bar, depo, dolap inşa etmek, masa, sandalye, güneşlik benzeri emtialar koymak suretiyle işgal ettiğini; apartman genel kurul toplantısında alınan karar gereği müdahalenin sona erdirilmesi ve 3.600.000.000.- TL işgal tazminatının ödetilmesi istemini içeren İzmir 1. Noterliği'nin 18.06.2004 gün ve 9048 sayılı ihtarnamesinin davalıya 01.07.22004 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalının işgaline devam ettiğini ileri sürerek; davalının ana taşınmazın ortak alanına vaki müdahalesinin men' ine, işgal nedeni ile 01.01.2003 – 31.12.2003 dönemi için 3.6oo.oo0.oo0.-TL işgal bedelinin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

 

Davalı vekili; müvekkilinin, 1990 yılından beri dava konusu bahçenin kiracısı olup, bazı yıllarda kira sözleşmesinin yenilenip, bazı yıllarda ise uzatıldığını ve apartman yönetiminin bahçe kullanımında zımni muvafakati de bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir. 

 

Mahkemenin, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunu benimsemek suretiyle ve gerekçesiyle dair verdiği karar, özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece, işaret eden bozma gerekçesine direnilmiş; 

 

değinen bozma gerekçesine ise uyulmuştur. 

 

Kat irtifaklı apartmanda dükkan kiracısı olan davalının, ana taşınmazın ortak yerlerinden olan bahçeye sabit bar, depo ve dolap yapmak, masa, sandalye ve büyük boy şemsiyeler koymak suretiyle tecavüzünün bulunduğu; davacı apartman yönetiminin, tebliğ tarihinden itibaren üç gün içinde müdahalenin sona erdirilmesi istemiyle keşide ettiği ihtarnamenin, davalıya 01.07.2004 tarihinde tebliğ edildiği çekişme dışıdır. 

 

1) Özel dairenin 2 numaralı bozma gerekçesine ilişkin uyuşmazlık; ecrimisil hesabında, davalıya ihtarnamede tanınan sürenin sonundan dava tarihine kadar geçen sürenin mi nazara alınması; yoksa dava tarihinden önceki bir yıllık ecrimisil bedeline mi hükmedilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. 

 

Kat malikleri ve kat irtifakı sahiplerinin ortak yerler üzerinde yararlanma hakkını ve oranını düzenleyen 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 16. maddesinde, hükmü öngörülmüştür. 

 

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik oldukları belirtilmiş; 693. maddesinde ise, paydaşlardan her birinin, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilecekleri ve onu kullanabilecekleri benimsenmiştir. 

 

Görüldüğü üzere, paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, diğer paydaş ya da paydaşlara karşı eşyanın elinden alınmasında istihkak davası, hakkının ihlali halinde el atmanın önlenmesi davası açabilir. 

 

Öteden beri öğreti ve uygulamada, paylı mülkiyete konu olan taşınmaz paydaşlarından birinin, o taşınmaz malın tamamını kullanmasının, öteki paydaşa ya da paydaşlara bir tazminat ödemesini gerektirdiği kabul edilmiş ve bir paydaşın ötekinden tazminat isteyebilmesi, kullanmadan eylemli olarak alıkonulmasına bağlanmıştır. 

 

Önemle vurgulanmalıdır ki; uygulamada, bu tazminat olarak nitelendirilmiş ve Yargıtay, bir paydaşın tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için, öbür paydaşı ya da paydaşları ettiğinin gerçekleşmesi doğrultusunda içtihatlarını kökleştirmiştir ( HGK 11/10/1950 T., 4/17 E. – 49 K.; 6. HD. 03/11/1961 T., 3086 E. – 3988 K.; 11/11/1961 T., 4452 E. – 6190 K.; 02/02/1962 T., 8902 E. 909 K.; 17/11/1975 T., 6103 E. -7132 K.; 08/03/1976 T., 1038 E. – 1578 K.; 3. HD. 14/02/1961 T., 9101 E. -7200 K.; 29/12/1980 T., 6335 E. – 6335 K.; 01/03/1982 T., 729 E. – 847 K.; 05/06/1985 T., 3402 E. – 4111 K.; 2. HD. 21/03/1968 T., 1235 E. 1782 K.; 13. HD. 12/05/1982 T., 2880 E. – 3480 K.). 

 

Şu açıklamalardan anlaşıldığı üzere; paylı mülkiyette paydaşlar, intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesinin ise; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlı bulunduğu kuşkusuzdur. 

 

Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde; kat irtifaklı yapıda ana taşınmazın ortak yerlerinden olduğu kuşkusuz ve çekişmesiz bulunan dava konusu bahçede, kat maliklerinin birlikte ve paylan oranında kullanma hakları mevcut olup; davalı kiracı da mal sahibine izafeten bu haktan yararlanmaktadır. Daha önce dava konusu ortak bahçenin tamamının davalı tarafından kullanılmasına rıza gösteren diğer kat malikleri tarafından keşide edilen ihtarnamede, tebliğden itibaren 3 gün içinde davalının ortak bahçeye müdahalesine son vermesi istenilmiş ve ihtarnamenin 01.07.2004 tarihinde bizzat tebliği ile davalı uyarılmıştır. O halde, bu tarihten önce intifadan men koşulu gerçekleşmemiş olup, diğer paydaşlarca davalıya herhangi bir uyan yapılmamıştır. 

 

Az yukarıda açıklandığı üzere; davalı, diğer paydaşları intifadan men etmiş olmadıkça ortak bahçeyi kullanmasından ötürü herhangi bir ad altında tazminat ödemekle yükümlü değildir. Ancak intifadan men gerçekleştiği takdirde davacı tazminat isteyebilir. 

 

Bu durumda mahkemece yapılacak iş; ihtarnamenin davalıya tebliğini izleyen 3 günden sonraki tarihten dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil miktarı bilirkişiye tespit ettirilerek, belirlenen miktarın hüküm altına alınmasından ibaret olmalıdır. 

 

Hal böyle olunca; yerel mahkemece, aynı yönde işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma ilamının 2 numaralı bozma gerekçesine uyulmak gerekirken, intifadan men şartı gerçekleşmeyen dönem için de ecrimisile hükmedilmesi ve bu yönde direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 

 

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. 

 

2) Özel daire bozma kararının 1 numaralı bendinde belirtilen bozma nedenine gelince; 

 

Davalıya, ortak bahçeye yaptığı müdahalenin önlenmesi yönünden uygun ve belli bir süre verilmesi gereğine işaret eden bozma nedenine uyularak oluşturulan yeni hüküm özel dairece incelenmediğinden; bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya özel daireye gönderilmelidir. 

 

Sonuç: 1- Yukarıda (1) numaralı bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının BOZULMASINA, 

 

2- Yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalıya yaptığı müdahalenin önlenmesi yönünden süre verilmesine ilişkin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 18. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 20.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. 

TAŞINMAZIN İHALE İLE SATIŞI / MÜLKİYETİ KAZANANIN HAKLARI / ECRİMİSİL

T.C.

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2006/3-76
K: 2006/109
T: 29.3.2006
TAŞINMAZIN İHALE İLE SATIŞI
MÜLKİYETİ KAZANANIN HAKLARI
ECRİMİSİL
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 134]
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 135]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 705]
Taraflar arasındaki “Ecrimisil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Gaziosmanpaşa Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 1.7.2003 gün ve 2001/100-2003/613 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.2.2004 gün ve 2004/862-879 sayılı ilamı ile;
( … Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde 36.483 dolar ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 2.125.000.000 TL. ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, hükmü taraf vekilleri temyiz etmektedir.
Davalının temyiz itirazlarının reddine, Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Dava dilekçesinde, davalının kiracı olduğu 9 no ‘lu gayrimenkulu 16.4.1999 tarihinde icraen davacı tarafından satın alındığı iddia edilerek bu tarihten sonrası için ecrimisil talep edilmiş, mahkemece “davalının halen kiracı oldukları yolundaki itiraz ve ,şikayetleri hakkında verilen mahkeme kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, bozmaya uyularak verilen karar üzerine G.Osmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/1175 Es-1398 K. sayılı ilamı ile davalı s.6. ‘nün kiracılık ilişkisi kabul edilmeyip reddedilerek 25.8.2000 tarihinde kesinleşmiş ise de, ecrimisil başlangıcı olarak davalı S. Ö. ‘nün 27.7.2000 tarihli ve davacı Bankaya, hitaben yazdığı belge içerisinde ecrimisil ödemeyi kabul ettiğinden 27.7.2000 tarihi esas alınmak suretiyle ecrimisile hükmedilmiştir.”
Davalının dava konusu taşınmazda kiracı olduğu davacının bu taşınmazı 16.4.1999 günü düzenlenen ihale ile iktisap ettiği ve İcra İflas Kanununun 135. maddesine göre göndermiş olduğu tahliye emrinin’21.5.1999 günü davalıya tebliğ edildiği hususları çekişme konusu değildir.
İcra iflas Kanunun 135. maddesi ile “gayrimenkul borçlu tarafından ve hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akde dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise, on beş gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmezse zorla çıkartılıp gayrimenkul alıcıya teslim olunur” hükmü getirilmiştir.
O halde davalıya bu madde uyarınca gönderilen tahliye emri 21.5.1999 günü tebliğ edildiğine göre, davacının davalıyı zorla çıkartmaya hak kazandığı tarih olan ( tahliye emrinin tebliğ tarihinden 15 gün sonrası ) 7.6.1999 tarihinden itibaren davalının işgalinin haksız olduğunun kabulü ile bu tarihten sonrası için hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi gerekir.Mahkemece, kiracılığın tesbitine yönelik şikayet ve mahkemece red kararı ile davalının ecrimisil ödemeyi kabul ettiği yönünde davacı bankaya sunduğu 27.7.2000 tarihli belge esas alınarak ecrimisile hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir… ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; taşınmazın ihale tarihinde mülkiyetinin alıcıya geçmesine ( İİK m. 134/ı ) , mülkiyetin alıcıya geçmesi için tapu siciline tescilin gerekli olmamasına ( MK m. 705 ), ihale ile mülkiyeti alıcıya geçen taşınmazın nefi ve hasarının ( yararı ve zararı ) alıcıya geçeceğine ( BK m. 183 ), alıcıya ihale edilen taşınmaz bir üçüncü kişi tarafından işgal edilmekte ise, ihalenin kesinleşmesi ile alıcının icra dairesinden üçüncü kişinin taşınmazdan çıkarılmasını isteyebileceğine ( İİK m. 135/2 ), bu durumda alıcının öncelikle İİK m. 135/2 deki unsurları içeren bir muhtırayı taşınmazı işgal eden üçüncü kişilere göndermesi ve 15 günlük süre tanımasının gerekmesine, üçüncü kişinin taşınmazın ihalesinden önceki bir tarihten beri kiracı olduğunu resmi bir belge ile belgelendirmemesi durumunda. 15 günlük sürenin bitiminden itibaren ecrimisil talep hakkının doğacağının açık bulunmasına ( Prof. Dr. Baki Kuru, İcra İflas Hukuku İstanbul-Kasım 2004 sf.578 vd. ) göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA. istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 29.03.2006 gününde, oybirliği ile karar verildi.

KAT MÜLKİYETİ / HAKSIZ İŞGAL GİDERİMİ / ECRİMİSİL

T.C.
YARGITAY
Onsekizinci Hukuk Dairesi
E: 2006/3524
K: 2006/5264
T: 26.6.2006
KAT MÜLKİYETİ
HAKSIZ İŞGAL GİDERİMİ
ECRİMİSİL
634 s. KAT MÜLKİYETİ KANUNU [Ek Madde 1]
Dava dilekçesinde ana yapıya projesine aykırı eklenen bölümün yıkılarak müdahalenin önlenmesi, karşı dava dilekçesinde davalıların proje dışı yaptıkları inşaatların kal’i, müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil istenilmiştir. Mahkemece davanın ve karşı davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ( karşı davacı ) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Asıl davada projeye aykırılıkların giderilmesi ve kal, karşı davada ise ecrimisil ve elatmanın önlenmesi istenilmiş, mahkemece her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının Ek 1. maddesi görev konusunuözel olarak düzenlemiş ve bu yasanın uygulanmasından doğan her türlü anlaşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözümleneceğini kurula bağlamıştır. Ecrimisil davasının, Kat Mülkiyeti Yasasının uygulanmasından kaynaklanmadığı ve böylece anılan yasa maddesi hükmünün ecrimisil istemi yönünden uygulama olanağı bulunmadığı gözetilerek uyuşmazlığın değerine bakılarak genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği, davada istenilen ecrimisil tutarı itibariyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu göz önünde bulundurularak haksız işgal tazminatı istemine ilişkin davanın ortak yerlere müdahalenin önlenmesi davasından tefrik edilip Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken, bu istem yönünden de işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.