Etiket arşivi: ödemesi

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • KASTEN ÖLDÜRME NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ, BAĞKUR ÖDEMESİ

YARGITAY 4. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/2821
KARAR: 2014/237

Davacılar T… vekili Avukat … tarafından, davalı M… aleyhine 05/01/2011 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/12/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince;

Dava, haksız fiilden kaynaklanan ölüm nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacılar, destekleri M…nın davalı tarafından silahla vurulması sonucu hayatını kaybettiğini belirterek, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; desteğin ölümü nedeniyle davacıların desteğe olan yakınlıkları gözönüne alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamından, hayatını kaybeden desteğin Bağ-Kur sigortalısı olmasına rağmen, davacılara gelir bağlanıp bağlanmadığı ve bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan sorulmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacılara bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ve rücuya tabi olup olmadığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan sorularak, rücuya tabi ise bu gelirin peşin sermaye değerinin hesaplanacak tazminattan indirilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, kararın bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) no’lu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) no’lu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 22 Ara 2014, 01:24


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TÜKETİCİ,BANKA KREDİSİ,KANSER TEŞHİSİ, SİGORTANIN ÖDEMESİ…

T.C..
YARGITAY
11.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2000/6073
KARAR NO: 2000/7328
KARAR TARİHİ: 02.10.2000

Taraflar arasındaki davanın Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 13.4.2000 tarih ve 1998/749-2000/143 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, Ziraat Bankası Beypazarı şubesinin kullandırdığı kredi karşılığında müvekkillerinin murisi Bayram Yücel’i 29.4.1997 tarihinde hayat sigortası ile davalı şirkete sigortalattığım, Bayram Yücel’in 3.9.1997 tarihinde vefat ettiğini, sigortalının sözleşme imzalandığı tarihte mevcut hastalığını kasTen gizlediğini iddiası ile davalının sigorta bedelini ödemediğini, muris Bayram Yücel’in öldüğü sırada dahi hastalığım bilmediğini ileri sürerek 3.233.000.000 liranın 3.9.1997 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, Bayram Yücel’in sigorta başlangıcından önce mevcut rahatsızlıklarını TTK.nun 1290/1. Maddesine aykırı olarak müvekkili şirkete bildirmeyerek beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, mide kanseri olan Bayram Yücel’in muayene ve tedavi olduğunu kasten gözlediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Can Sigortalarında da uygulanması gereken TTK.nun 1290.maddesinde, mukavele yapılırken ihbar mükellefiyetinin kasten yerine getirilmemesi ve dava konusu olayda olduğu gibi gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde sigortacıya cayma hakkı verildiği, davalı sigortacının bu durumu öğrenmeden riziko gerçekleştiği, poliçeye bu hususta hüküm koyan davalının hükümsüzlük nedeni ile ödeme yapmama hakkını haiz olduğu, murisin hastalığın bilahare tahlile dayalı olarak ortaya çıkmasından sonra da ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği ve akdin kurulmasından yaklaşık 5 ay sonra mide kanserinden vefat ettiği, aksi yönde bilirkişilerin hukuki mahiyetteki mütalalarına HUMK.nun 286.maddesi gereğince itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Davacılar vekili, 29.4.1997 tarihinde davalı şirkete hayat sigortası yaptıran davacılar murisi Bayram Yücel’in 3.9.1997 tarihinde vefat ettiğini, ancak sigorta bedelinin davalı tarafından ödenmediğini iddia ederek, poliçe bedelinin tahsilini istemiştir. Dosya içinde 7.4.1997 ve 15.4.1997 tarihli doktor raporlarında Bayram Yücel’de "mide Ca" düşünülmüş, ileri tektik ve kesin teşhis için tam teşekküllü bir hastaneye şevki uygun görülmüş, kesin bir teşhis konulmamıştır. Ankara’da bulunan sağlık kuruluşlarında 23.5.1997 tarihinde yapılan endeskopi ve 24.5.1997 tarihinde yapılan biyopsi sonucunda sigortalı Bayram Yücel’e "mide kanseri" teşhisi konulmuştur. Dinlenilen tanıklar ise, Bayram Yücel’in vefat tarihine kadar kanser hastası olduğunu bilmediklerini ifade etmişlerdir.Sigorta sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 29.4.1997 de Bayram Yücel’e mide kanseri olduğuna dair kesin bir teşhis konulmamıştır. Kaldı ki, böyle bir teşhis konulmuş Olsa bile, içinde yaşadığımız toplumdaki uygulama, "kanser" gibi hastalıkların hasta olan şahıstan gizlenmesi,söylenmemesidir. Davacı tanıkları da aynı şekilde ifade verdiklerine göre,sigortalı Bayram Yücel’in sigorta sözleşmesi yapılırken teklifnamede mide kanseri olduğunu bildirmemesi, gerçeğe aykırı beyanda bulunma olarak addedilemez. Mahkemece, sigortalının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmesi doğru görülmemiş, hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 2.10.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 12 Ara 2014, 21:50


evli eşle duygusal beraberlik yaşayan kişinin diğer eşe tazminat ödemesi gerekir

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi,

Duygusal beraberlik tazminat nedeni!

Yargıtay, sadece zinanın değil, duygusal birlikteliğin de diğer eşin kişilik haklarına saldırı olduğuna karar verdi. Evli çiftin boşanmasına sebep olan kişi diğer eşe tazminat ödeyecek

 

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, daha önce, ‘evli kişiyle cinsel ilişki kuranın diğer eşe tazminat ödemesi gerektiğine’ ilişkin kararları bir adım daha ileri götürürek bu defa cinsel ilişki olmasa dahi evli çiftin boşanmasına sebep olan kişinin diğer eşe tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.
Daire, sadece zina halinin değil, “duygusal beraberliğin” de diğer eşin kişilik haklarına saldırı olduğunu savunduğu kararda, davalı ile davacının eski eşinin internetten yaptığı yazışmaları kararına dayanak gösterdi.

‘Zina yok’ diye reddedildi
Davacı koca, eşiyle ilişkisi olduğunu ileri sürdüğü adam hakkında manevi tazminat talebiyle dava açtı. Davacı, boşandığı resmi nikâhlı eşinin, davalı ile ilişkisi olduğunu, davalının eyleminin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek, uğradığı manevi zararın ödetilmesini istedi. Davalı ise dava dilekçesine verdiği yanıtta, “davacının eşinden zina nedeni ile değil, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandığını, hiçbir şekilde davacının eşi ile zina yapmadığını, asıl evlilik dışı ilişkiler yaşayanın davacının kendisi olduğunu, davacının kendi ailesi ile hiçbir zaman mutlu bir yuva kuramadığını, iyi bir aile babası olamadığını” belirterek davanın reddedilmesini istedi. Mahkeme de davalı ile davacının eski karısı arasında cinsel ilişki olmadığı, boşanma davasında davacı ile eski eşinin, “evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına” dayalı olarak boşanmalarına karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
Davacının kararı temyiz etmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise davacının manevi tazminat talebini yerinde bularak yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay kararında şöyle denildi:

‘Zina şart değil’
“Her ne kadar dava dilekçesi başlığında zina nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğu yazılmış ise de, dava dilekçesi içeriğinde davacının boşandığı eşi ile davalının duygusal beraberliklerinin bulunduğu ve bu nedenle eşinden boşanmak zorunda kaldığı belirtilerek, aile birliğinin bozulmasında davalının etkili olduğundan bahisle manevi tazminat istendiğine göre, tarafların mutlaka zina nedeniyle boşanmaları gerekmez.
Boşanma dosyası içeriğinden ve eldeki dosyadaki tanık beyanları ile internet üzerinden yapılan yazışmalardan davacının eski eşi ile davalı arasında bir ilişki olduğu ve bunun aile mahkemesince boşanma sebebi olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu olduğundan, yukarıda anlatılan hususlar gözetilerek, boşanma davasında hüküm altına alınan tazminat ile tahsilde tekerrür olmamak üzere uygun tutarda bir tazminat ödetilmesi yerine istemin tümden reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.”

darp edilen mağdurun estetik ameliyatı gerekliyse, saldırganın bu ücreti ödemesi gerekir

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi,

Yargıtay’dan emsal olacak darp kararı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kendisini darp edene, yüzünde iz kaldığı gerekçesiyle estetik ameliyatı ücreti için tazminat davası açan mağdurun istemini reddeden yerel mahkeme kararını bozdu.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, darp edilen kişinin estetik ameliyata ihtiyacı olması halinde, saldırganın bu ücreti ödemesi gerektiğine hükmetti.

Bolu’da, sokakta tartıştığı bir kişi tarafından darp edilen Mustafa K, hakaret ve yaralama eylemi nedeniyle bin, yüzünde kalan iz nedeniyle yaptıracağı estetik ameliyat için de bin lira olmak üzere toplam 2 bin lira maddi, 20 bin lira manevi tazminat istemiyle dava açtı.

Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davacının maddi tazminat istemini reddetti, manevi tazminat istemini ise kısmen kabul etti.

Mahkeme, davacının maddi tazminat talebinin bin liralık kısmını, olay nedeniyle çalışmadığı dönemde akrabalarınca işleri ücretsiz görüldüğünden herhangi bir kaybı olmadığı gerekçesiyle reddetti. Diğer bin liralık kısmın ise yüzündeki yara sabit iz niteliğinde olmadığı ayrıca henüz estetik ameliyat yapılmadığı, ileride olacağı ameliyatın masraflarını talep edemeyeceği gerekçeleriyle reddine karar verdi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

Gerekçede, davacının estetik ameliyat masraflarını istediği, bu nedenle öncelikle davacının estetik ameliyata ihtiyacı olup olmadığının sağlık raporuyla tespit edilmesi gerektiği vurgulandı.

Bu tespitin ardından davacının estetik ameliyat olması gerekiyorsa bunun maaliyetinin bir sağlık kuruluşundan sorulması ve belirlenen zararın hüküm altına alınması gerektiği belirtilen gerekçede, henüz estetik ameliyatın gerçekleşmemesi nedeniyle istemin reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği kaydedildi.