Etiket arşivi: ORTAKLIĞA

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi E: 2013/17031 K: 2013/25735 *TÜZEL KİŞİLİĞİ OLMAYAN ADİ ORTAKLIĞA TEBLİGAT YAPILAMAZ

T.C.

YARGITAY

12. Hukuk Dairesi

ESAS: 2013/17031

KARAR: 2013/25735

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

 

K. İnş.Tur.Tem.Ltd.Şti.-İ. İnş.Tah.İh.Tic.San.Ltd.Şti. Ortak Girişimi hakkında yapılan genel haciz yoluyla takipte şikayetçi K. İnş.Tur.Tem.Ltd.Şti.vekili kendilerinin takipten haberdar olmadıklarını, tebligatı alan kişinin ortak girişimin çalışanı olmayıp ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu belirterek ödeme emrinin iptalini ve hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş, mahkeme tebligatın usule uygun olup, şikayetçinin borcu olmadığına ilişkin ilgili mahkemesinde dava açmadığı, takibin kesinleşmesinden sonraki tüm işlemlerin yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istemin reddine ve şikayetçi aleyhine tazminata hükmetmiştir.

 

İki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortak girişimin (yani adi ortaklığın) tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti yoktur. 6098 sayılı BK'nun 620.maddesinde( 818 sayılı BK'nun 520.) maddesinde de açıklandığı üzere, adi ortaklığın hükmi şahsiyeti bulunmadığından ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludurlar. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından aktif ve pasif dava ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte haraket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 sayılı BK'nun 534., 818 sayılı BK'nun 534, TMK'nun 702.maddeleri) bütün ortaklar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak birlikte hareket edilmesi gerekir.

 

Taraf ehliyeti kamu düzeninden olup mahkemece kendiliğinden gözönüne alınmalıdır. Yasanın emredici kuralından kaynaklanan ve bir hakkın yerine getirilmesi ile ilgili bulunan bu husus hakkında İİK.nun 16/2. maddesi gereğince süresiz şikayet hakkı da vardır. Dolayısıyla yukarıda belirtildiği şekilde adi ortaklık adına çıkarılan ödeme emrinin hukuken geçerliliği bulunmamaktadır.

 

O halde mahkemece anılan husus re’sen gözetilerek taleple bağlı kalınarak istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.Ayrıca şikayetçinin icra mahkemesine başvurusu şikayet niteliğinde olup bu istemin kabulü veya reddi halinde icra inkar tazminatına hükmedileceğine ilişkin İİK'nun 16. maddesinde yasal bir düzenleme bulunmadığı halde mahkemece başvuran aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.

 

Öte yandan HMK'nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde "gerekçeli kararın yazıldığı tarihin" yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.

 

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.