Etiket arşivi: POLİS

Basından Hukuk Haberleri • POLİS BULAMADI ÖZGE BULDU!

Polis bulamadı Özge buldu!

Resim

Antalya’da motosikletle posta dağıtımı yapan Engin Çelikkaya, Antalyaspor Kavşağı’nda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Ortada ne MOBESE görüntüsü, ne de görgü tanığı vardı. Ancak ailesi olayın peşini bırakmadı, dedektif gibi iz sürdü. Antalya’da trafik kazası sonucu ölen gencin akrabası dedektif gibi çalışıp, kaza görüntüsünü buldu. Ölen gencin, olay yerinde yaralı halde 45 dakika ambulans beklediği ortaya çıktı.

GÖRÜNTÜYÜ KENDİ BULDU

Polisin, “Kazaya ilişkin görüntü kaydı bulunamamıştır” yanıtı da onları durdurmadı. Günlerce olay yerinde görgü tanığı arayan maktulün halasının kızı Özge Tutucu, sonunda bir vatandaş tarafından çekilen 2 dakika 45 saniyelik görüntüye ulaştı.

BU SAĞLIK SKANDALI

Görüntüdeki iddialar korkunçtu. Hastaneye 5 dakika mesafede kaza geçiren Çelikkaya’nın tam 45 dakika ambulans beklediğini söyleyen Tutucu, “Engin tam 45 dakika ambulans beklemiş. Bu bir sağlık skandalıdır. O ambulans 10 dakika erken gelmiş olsaydı 5 yaşındaki kızı babasız kalmayacaktı” dedi.

Antalya’da motosikletle posta dağıtımı yapan evli, bir çocuk babası 37 yaşındaki Engin Çelikkaya, 18 Kasım 2014 tarihinde Baykan Yeter isimli sürücüsünün kullandığı otomobilin çarpmasıyla beyin travması geçirerek komaya girdi. Antalyaspor Kavşağı’nda gerçekleşen kaza sonrası 23 gün komada kalan Çelikkaya, 9 Aralık 2014 tarihinde hayatını kaybetti. 52 gün tutuklu kalan Yeter ise ilk mahkeme sonrası tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

POLİSTE GÖRÜNTÜ YOK

Engin Çelikkaya’nın ölümünde sağlık çalışanlarının ihmalinin bulunduğunu iddia eden ailesi ise olayın peşini bırakmadı. Maktulün halasının kızı Özge Tutucu, tıpkı bir dedektif gibi olayı incelemeye başladı. Önce bölgedeki MOBESE kameralarının incelenmesi için Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne başvuru yaptı. Emniyetin, “Kazaya ilişkin görüntü kaydı bulunamamıştır” yanıtına rağmen mücadelesinden vazgeçmeyen Tutucu, olay yerinde günlerce görgü tanığı aradı.

SİNEM BABASIZ KALDI

Sonunda kazanın hemen sonrası çekilen 2 dakika 45 saniyelik görüntüye ulaştı. Görüntüde kanlar içinde yerde yatan Çelikkaya’nın dakikalarca ambulans beklendiği, vatandaşların olay yerine gelen 112 Acil Servis ekiplerine gösterdiği tepkinin yer aldığını söyleyen Tutucu, “Engin baygın halde tam 45 dakika ambulans beklemiş. Bu bir sağlık skandalıdır. Belki o ambulans 10 dakika erken gelmiş olsaydı bugün Engin hayatta olacak 5 yaşındaki Sinem babasız kalmayacaktı” dedi.

ZAMAN KAYBI YAŞANDI

Kazanın Akdeniz Üniversitesi Hastanesine 5 dakikalık mesafede bulunduğunu vurgulayan Tutucu, “Rezalet bunla da son bulmamış. Engin’i yoğun bakım dolu gerekçesiyle özel bir hastaneye naklediyorlar. Tabi bu süre içerisinde ciddi bir zaman kaybı yaşanıyor. Ameliyat sonrası 23 gün komada kalan Engin daha fazla dayanamayarak hayata gözlerini yumuyor. Tüm bunların üzerine de 8’de 8 suçlu olan otomobil sürücüsü serbest bırakılıyor. Şimdi bunun neresi adalet?” diye konuştu.

KARE KARE İNCELİYORUZ

Çelikkaya ailesinin isteği üzerine davanın avukatlığını üstlendiğini söyleyen avukat Mesut Özderin, şöyle dedi: “Bugüne kadar başka bir meslektaşım konuyu takip etmiş. Ben birkaç gün önce davayı aldım ve hemen çalışmaya başladım. Ailenin elde ettiği görüntüler bizim için önemli. Görüntüleri kare kare izliyoruz. Eğer süreçte ihmal varsa hukuki açıdan gereken neyse yapılacak. Sorumlular ciddi bir tazminat cezası ile karşı karşıya kalabilir.”

Hürriyet

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Çrş Şub 25, 2015 2:32 pm


Basından Hukuk Haberleri • MAHKEME:"HAKİM KARARINI UYGULAYAN POLİS SUÇLANAMAZ"

Mahkeme: “Hakim Kararını Uygulayan Polis Suçlanamaz”

Mahkeme: “Hakim Kararını Uygulayan Polis Suçlanamaz”Müfettiş raporlarına dayanılarak başlatılan İzmir’deki operasyonda mahkeme, hukuk dersi niteliğinde kararlara imza attı.

Tutuklanan 2 polis müdürünü tahliye eden nöbetçi İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin gerekçeli kararında, soruşturmayla Anayasa’nın 123. ve 138. maddelerinin açıkça ihlâl edildiği belirtildi. Hakim kararıyla kolluk tarafından yapılan işlemin hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği vurgulandı.

İzmir’de geçtiğimiz hafta müfettiş raporlarına dayanılarak 24 polisin gözaltına alındığı ve tamamının serbest bırakıldığı operasyonla ilgili mahkemenin gerekçeli kararında önemli tespitlere yer verildi. Tutuklanan iki polisi tahliye eden nöbetçi İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin gerekçeli kararında, söz konusu soruşturmayla Anayasa’nın 123 ve 138. maddelerinin açıkça ihlâl edildiği belirtilerek, “Önleme dinlemesine dayanak teşkil eden raporların şüpheliler aleyhine yargılamada delil olarak kullanılması ve resmi evrak sayılarak tutuklamaya gerekçe yapılması, gerçekten hukuken izah edilemez.” denildi.

Gerekçeli kararda, Emniyet müdürleri Taner Aydın ve Memduh Tosun’un sorgu zabıtları incelendiğinde, şüphelilerin hangi suçlardan tutuklandıklarının açıkça yazılmadığı belirtildi.

Kararda şöyle denildi: “İdarenin, hakimin takdir yetkisinde bulunan bir hususu değerlendirme yetkisi yoktur. Anayasa’nın 123. maddesi gereğince idare, kendisine kanunla verilmeyen bir yetkiyi kullanarak hakimin yerine geçip hakimin kararlarının yerindeliğini ve hukuka uygunluğunu denetleyemez. Bu bağlamda Sayın HSYK Başmüfettişi tarafından bir hakim veya mahkeme kararının gerekçesinin incelenmesi ve varsa eksikliklerinin rapor edilmesi, hakimin kabul ettiği bir talebin ve nedeninin aslında kabul edilmemesi gerektiğini söylemesi, 2009-2013 yılları arasındaki yüzlerce kararın hukuka aykırı olarak verildiğini kabul ederek soruşturmaya konu etmesi, Anayasa’nın kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Hakim ve mahkeme kararlarının itiraz, temyiz gibi kanun yolları dışında bir denetime tâbi tutulması, Anayasa’nın 138. maddesinde ifade edilen ‘mahkemelerin bağımsızlığı’ prensibine aykırılık teşkil etmektedir. Sorgu tutanağında HSYK Başmüfettişi’nin ihbar yazısının şüpheliler aleyhine delil olarak kuvvetli suç şüphesine dayanak yapılması hukuken kabul edilemez.”

Mahkemenin gerekçeli kararında diğer bir önemli konu da önleme dinlemelerine ilişkin oldu. 2559 sayılı kanunla Emniyet müdürlüğüne henüz bir suç işlenmeden önce dinleme yetkisi verildiği hatırlatılarak şu ifadeler kullanıldı: “Hakim kararıyla kolluk tarafından yapılan işlemin hukuka aykırılığından söz edilemez. Bir diğer yandan önleme dinleme kararlarına dayanak teşkil eden raporların içerik, telefon numaraları, IMEI numaraları, kayıtlı kişiler veya kullanıcılarına yönelik sahtelik iddiaları, kesinlikle Türk Ceza Kanunu’ndaki resmi evrakta sahtecilik suçuna meydan vermeyecektir. Resmi evrakta sahtecilik suçundan bahsedilebilmesi için iddia edilen belgenin öncelikle delil değeri taşıması gerekir. Bu açıdan önleme dinlemesiyle elde edilen tape kayıtları ve bilgiler ceza mahkemelerinde, Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere şüpheliler aleyhine delil olarak kullanılamazken önleme dinlemesine dayanak teşkil eden raporların şüpheliler aleyhine yargılamada delil olarak kullanılması ve resmi evrak sayılarak tutuklamaya gerekçe yapılması, gerçekten hukuken izah edilemez.”

HAKİM, DERS GİBİ BİR KARAR VERDİ

Zaman’ın haberine göre, polis avukatlarından İsmail Hakkı Küçük, nöbetçi hakimliğin gerekçeli kararının, hukuki açıdan ders niteliğinde olduğunu söyledi. Küçük, “Kanun gereği, kanunun verdiği bir görevi yerine getiren bir insana bu yaptığı işlerden dolayı suç işlediği ileri sürülerek soruşturma yapılamaz. Nöbetçi sulh ceza hakimi, bu hususu özellikle birinci olarak ifade etmiş. Ayrıca bu soruşturmanın Anayasa’ya aykırı olduğunu da belirtmiş.” dedi.

İzmir’de geçen hafta polislere yönelik düzenlenen operasyonda 24 polis hakkında gözaltı kararı alınmıştı. 22 polis adliyede serbest bırakılmış, emniyet müdürleri Taner Aydın ve Memduh Tosun ise tutuklanmıştı. Tutuklanan polis müdürleri, avukatlarının nöbetçi sulh ceza hakimliğine yaptığı itiraz üzerine 48 saat sonra tahliye edilmişti.

Kaynak: Haber ZAMAN

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 04 Şub 2015, 18:55


Basından Hukuk Haberleri • AMİR MEMURUNU AKIL HASTANESİNE POLİS ZORUYLA SEVK EDEBİLİRMİ

Resim

Gaziantep’te yaşanan bir olayda, hakkında soruşturma yürütülen bir İngilizce öğretmeni, muhakkike savunma vermeyi reddetmiştir. Muhakkik, öğretmenin savunma vermek için davet edildiği esnada yaptığı konuşmalardan "akıl ve ruh sağlığı yönünden" şüphe uyandırdığı kanısına varmış, bu nedenle de öğretmenin kendisi için neyin iyi neyin kötü olacağının farkında olmadığı yönünde kanaate varmıştır.

Bu kapsamda, öğretmenin akıl ve ruh sağlığı bakımından bir sağlık kurumuna sevk edilerek, bu sağlık kurumunca verilecek rapora göre hareket edilmesine karar vermiştir. Ayrıca öğretmenin okulu da değiştirilmiştir.

Yeni atanılan okul, öğretmenden, en geç bir hafta içerisindekendi isteğiyle sağlık kurumuna giderek ruh sağlığı yönünden rapor alması talebinde bulunmuştur. Bu talep ,öğretmen tarafından reddedilmiştir. Bunun üzerine, ilçe milli eğitim müdürlüğü, kolluk güçleri (polis) marifetiyle hastaneye sevkin yapılması için okul müdürlüğüne talimat vermiştir. Öğretmen, söz konusu bu talimatın iptali istemiyle dava açmıştır.

Öncelikle, bu konuda hangi mevzuatın uygulanacağının tespit edilmesi gerekmektedir. Söz konusu bu olay, akıl ve ruh sağlığı yönünden özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin bir olay olup, bu konuda Medeni Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 396. maddesine göre vesayet organları ikiye ayrılmaktadır. 1- Kamu vesayeti. 2- Özel vesayet… Kamu vesayeti de ikiye ayrılmaktadır. Vesayet makamı ve denetim makamı… Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. (397. madde)

Özel vesayet ise istisnai olarak aile meclislerine verilmektedir. Buradaki prosedür 398 ila 402. maddeler arasında belirtilmiştir. Özel vesayetin kurulmasına denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesi bakmaktadır.

Vesayeti gerektiren haller ise 405. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyeceği değerlendirilen kişiler bu kapsamdadır. 405. maddenin 2. fıkrasında idari makamların bunu fark etmesi durumunda, konuyu vesayet makamlarına bildirmekle yükümlü kılmıştır. Vesayet makamı da yukarıda gösterildiği üzere sulh hukuk mahkemesidir.

Buna göre, bir kamu kurumu yöneticisinin, değil bir memuru bir vatandaşı dahi akıl ve ruh sağlığı yönünden polis zoruyla hastaneye sevk etmesi mümkün değildir. Eğer bu konuda bir şüphe var ise durumun vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda, öğretmen tarafından açılan dava, idare mahkemesince reddedilmişse de, Danıştay 2. Dairesi kişisel özgürlüğünden geçici olarak alıkonulmasına yol açacak şekilde verilen talimatın iptaline karar vermiştir.

Danıştay
2. Dairesi
Esas no: 2011/9468
Karar no: 2013/8021

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 29 Oca 2015, 23:34


Basından Hukuk Haberleri • HANİ ORAYA PARALARI POLİS KOYMUŞTU?

Hani Paraları Oraya Polis Koymuştu?

Resim

17 Aralık soruşturması kapsamında işadamı Rıza Sarraf ile birlikte "Rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek" ve "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçundan tutuklanan Abdullah Habbani’nin işyerinde ele geçirilen paralar bugün faiziyle iade edilecek.

17 Aralık soruşturması kapsamında işadamı Rıza Sarraf ile birlikte "Rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek" ve "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçundan tutuklanan Abdullah Habbani’nin işyerinde ele geçirilen paralar yarın faiziyle iade edilecek. Sarraf’a yakınlığı ile bilinen Habbani’nin adli emanette bulunan parasına bir yıl içinde yaklaşık 55 bin lira faiz geldiği öğrenildi. Habbani’ye paraların yanı sıra adliyenin emanetinde bulunan 2 kilo külçe altın da iade edilecek.

TAKİPSİZLİK KARARI

17 Aralık soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Ekrem Aydıner, 17 Ekim’de işadamı Rıza Sarraf, Süleyman Aslan, Barış Güler ve Kaan Çağlayan’ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında "Usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı" gerekçesiyle takipsizlik kararı vermişti.

Dosyada tek şikayetçi olarak yer alan eski Fatih Emniyet Müdür Yardımcısı Orhan İnce de takipsizlik kararına 64 sayfalık dilekçeyle itiraz etmiş, İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği ise itirazı reddetmişti.

Hakimliğin verdiği bu kararla takipsizlik kararı kesinleşti, Barış Güler ve Abdullah Happani’nin paralarının faiziyle iade edilmesinin yolu da açılmış oldu.

KÜLÇE ALTINI VE PARALARI İADE EDİLECEK

Bu gelişmelerin ardından, işadamı Rıza Sarraf’a yakınlığı ile bilinen Abdullah Habbani’nin şirketinden ele geçirilen paraların iade edilmesi için işlemler başladı. Habbani’nin avukatları savcılığa başvurarak, paralarını ve 2 kg külçe altının iade edilmesi için talepte bulundu.

BİR YILDA 55 BİN TL FAİZ

17 Aralık Operasyonu kapsamında Habbani’nin şirketinden 1 milyon TL, 800 bin Euro, 60 bin dolar ve 2 kg külçe altın ele geçirilmişti. Savcılık, yasa gereği değer kaybetmemesi için söz konusu paraları bir devlet bankasına yatırdı. Bir yıl içinde Habbani’nin işyerinden ele geçirilen paralara yaklaşık 55 bin lira faizi geldi. Habbani’den ele geçirilen 2 kg külçe altın ise adliyenin alt katında bulunan adli emanet odasında tutuluyor.

Habbani, yarın İstanbul Adalet Sarayı’na gidip, bankadaki paralarını alabilmek için gerekli imzaları atarak talimat yazısı alacak. Bu arada adli emanette bulunan 2 kg külçe altın da Habbani’ye elden iade edilecek.

GÜLER’İN PARASINA 20 BİN TL FAİZ

Öte yandan, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler de 17 Aralık soruşturması kapsamında el konulan paralarını faiziyle birlikte alacak.

Operasyon kapsamında, Güler’in 350 bin TL, 350 bin Euro ve 90 bin Dolar’ına el konulmuştu. Güler’in bu parasına bir yıl içinde 20 bin TL faiz geldi. Güler, paralarını almak için henüz savcılığa başvuruda bulunmadı.

Aynı operasyonda eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde bulunduğu belirtilen 4,5 milyon dolarla ilgili son sözü ise İstanbul Valiliği söyleyecek.

Kaynak:Bugün

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 23 Ara 2014, 14:26


Yargıtay Ceza Daireleri Kararları • POLİS MEMURUN’UN İŞLEDİĞİ İŞKENCE SUÇU

T.C.
YARGITAY
8. CEZA DAİRESİ
ESAS NO. 2013/7707
KARAR NO. 2014/5504
KARAR TARİHİ. 6.3.2014

5237/m. 94, 279/1-2

ÖZET : Sanığın "Sen gel bakim buraya" diyerek seslenip çağırması üzerine müştekinin üslübun düzgün olmadığı şeklinde uyarması sonrasında, sanığın şikayetçinin yakasını tutarak tekme attığı, daha sonra diğer sanıkların gelerek ellerindeki joplar ile müştekiye vurdukları ve akabinde şahsın ellerini kelepçeleyerek araç içerisine alıp yaklaşık 20-25 dk dolaştırdıkları, bu arada her üç sanığın da şikayetçiyi araç içerisinde darp etmek suretiyle yaralamaları ve hakaret etmeleri eylemlerinin bir bütün halinde işkence suçunu oluşturduğu gözetilmelidir.

Başka bir sanığın suç tarihinde görevli olması, polis memuru olan diğer sanıkların katılanı darp etmeleri karşısında sadece uyarıda bulunması, katılanı darp etmelerine engel olmaması ve olayı olduğundan farklı şekilde aktarması, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmaması eyleminin kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : I- Sanık İ. hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede,

Mahkemece dosyada mevcut kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararları usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan vekilinin sübuta, eksik incelemeye yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün oybirliğiyle ONANMASINA,

II-1) Sanıklar M., M., ve A. hakkında yaralama, hakaret ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyizine yönelik yapılan incelemede;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak;

Suç tarihinde müşteki M.’ın, tanık G. ile birlikte … istikametinden … Caddesine yürürken 34 A … kod nolu araçta görev yapan sanık A.’ in "Sen gel bakim buraya" diyerek seslenip çağırması üzerine müştekinin üslübun düzgün olmadığı şeklinde uyarması sonrasında, sanık A.’ in şikayetçinin yakasını tutarak tekme attığı, daha sonra diğer sanıklar M. ve M.’nin gelerek ellerindeki joplar ile müştekiye vurdukları ve akabinde şahsın ellerini kelepçeleyerek araç içerisine alıp yaklaşık 20-25 dk dolaştırdıkları, bu arada her üç sanığında şikayetçiyi araç içerisinde darp etmek suretiyle raporda belirtilen şekilde yaralamaları ve hakaret etmeleri eylemlerinin bir bütün halinde işkence suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

2) Sanık İ. hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının temyizine gelince;

Sanığın suç tarihinde görevli olması, polis memuru olan diğer sanıkların katılanı darp etmeleri karşısında sadece uyarıda bulunması, katılanı darp etmelerine engel olmaması ve olayı olduğundan farklı şekilde aktarması, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmaması eyleminin, TCK.nun 279/1-2 maddesinde tanımlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 20 Ara 2014, 00:02