Etiket arşivi: Resmi

Basından Hukuk Haberleri • CEZA EVLERİ SUÇ ORANI RESMİ VERİLERDE ÜRKÜTEN RAKAM

Resmi Verilerde Ürküten Rakam

Ceza infaz kurumlarının yıllara göre doluluk oranında artış devam ediyor. 2015’in ilk ayına göre ceza infaz kurumlarından bulunanların sayısı 158 bin 537’ye ulaştı.
2014 Aralık’tan 2015 Ocak’a kadar ceza infaz kurumlarında bulunanların sayısında yaklaşık 2 bin artış oldu. 2010’dan 2015’in ilk ayına kadar ise hükümlü ve tutuklu sayısı yaklaşık 37 bin artış gerçekleşti.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre 2015 Ocak ceza infaz kurumlarında 136 bin 443’ü hükümlü, 22 bin 94’ü tutuklu olmak üzere 158 bin 537 kişi bulunuyor. 2014 Ocak ayından infaz kurumlarında bulunanlarının sayısı 145 bin 615’iken bu sayısı 2014 Aralık’ta 156 bin 707’e yükseldi. 2014 Aralık’tan 2015 Ocak’a kadar geçen 1 aylık sürede ise ceza infaz kurumlarında bulunanların sayısında bin 830 artış oldu.

37 BİN ARTIŞ

2010 yılında Türkiye’de bulunan hükümlü ve tutuklu sayısı 120 bin 814’ken, bu sayı 2011’de 128 bin 604’e, 2012’de 136 bin 2’ye, 2013’de ise 144 bin 178’e yükselmişti. Yıllara göre verilen rakamlara göre 2010’dan 2015’in ilk ayına kadar ise infaz kurumlarında bulunanların sayısında 37 bin 723 artış oldu.

HIRSIZLIK SUÇU İŞLEYENLER İLK SIRADA

Yine 2015 Ocak ayı itibarı ile cezaevlerinde suç gruplarına göre en çok hırsızlar yer alıyor. Ceza infaz kurumlarında hırsızlıktan 33 bin 646, adam öldürmeden 27 bin 368, uyuşturucudan 27 bin 680, yaralamadan 18 bin 729, yağma veya gasptan 18 bin 570 ve cinsel suçlardan ise 12 bin 815 kişi bulunuyor.

Kaynak: Haber CİHAN

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 20 Oca 2015, 23:47


Avukat Kimliğinin Resmi Mercilerce Kabulüne Dair Yargıtay Kararı

Avukat Kimliği Hk. Yargıtay Kararı
Avukat Kimlikleryargıtayinin Resmi Mercilerde Kabulüne dair hukuki mücadelede İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kabul kararı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2010/18472 Esas 2010/21065 Karar No.lu Kararıyla da onanmıştır.

Av. Mehmet Emre GÜNAY’ın Birliğimize gönderdiği yazı ve ilgili Yargıtay Kararına ulaşmak için tıklayınız

http://web.e-baro.web.tr/uploads//00/Haberler/Belgeler/KimlikKarti/20110221_yargitaykarari.pdf

TEREKENİN RESMİ TASFİYESİ DAVASI

T.C.

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E:2006/2-65
K:2006/108
T:29.3.2006
TEREKENİN RESMİ TASFİYESİ DAVASI
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 550]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 552]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 612]
Taraflar arasındaki `terekenin resmi tasfiyesi` davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Burdur Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.3.2004 gün ve 2004/105-176 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 28.2.2005 gün ve 2005/190-2861 sayılı ilamı ile;
( … Mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. ( 4722 s.k.mad.17 )
Dava en yakın mirasçılar tarafından mirasın reddi gereğince mirasın resmen tasfiyesinden ibarettir. Türk Kanunu Medenisinin 550 ve devamı maddeleri gereğince mirasın Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi tarafından kendiliğinden resmen tasfiyesi gerekir. Bu istek herhangi bir süreye tabi değildir. Bu yön gözetilmeden yanlış nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir… )
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, terekenin resmi tasfiyesi isteğine ilişkindir.
Davacı kooperatif vekili, davalıların miras bırakanı Hayri Güngörmez’in davacı kooperatifin ortağı olduğunu, aidat borcu ve gecikme cezası bulunduğunu, davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini; davalıların mirası reddettiklerini, mirası reddetmiş olsalar bile terekenin tasfiyesinden arta kalan kısımda hak sahibi bulunduklarını ileri sürerek terekenin resmen tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır, yerel mahkemece davanın süre yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Miras bırakan Hayri Güngörmez’in ölüm tarihi 7.9.1996 itibariyle olaya, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanacağı uyuşmazlık konusu değildir. Türk Kanunu Medenisinin 552. maddesi `En yakın kanuni mirasçıların cümlesi tarafından reddolunan miras, Sulh Mahkemesince karı kocadan sağ olana tebliğ olunur. Ve onun tarafından ancak bir ay içinde miras kabul olunabilir…` hükmünü içermektedir. Anılan hüküm 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde `…En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir…` biçimde yer almıştır.
Değinilen yasal düzenlemeye göre, miras en yakın mirasçılar tarafından reddedildiğinde, Sulh Hukuk Mahkemesince süreye ve isteğe bağlı olmaksızın resmen tasfiye edilecek, borçlar ödendikten sonra kalan artı bir değer varsa bu Devlete kalmayacak, sanki mirası hiç reddetmemişler gibi kanuni mirasçılara verilecektir.
Somut olayda miras bırakan Hayri Güngörmez’in mirasçıları eşi Aysun, annesi Emine ve babası Ahmet Güngörmez, mirası reddettiklerinin tescili için daha önce Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmışlar, mahkemece istek kabul edilmiş, mirası ret konusundaki beyanlarının tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacıların dava dilekçesindeki istekleri göz önüne alınarak, yukarıda değinilen biçimde, resmi tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekirken, sürenin geçtiğinden söz edilmek suretiyle, davanın reddi yönünde direnme kararı verilmesi doğru değildir.
Özel Daire bozma kararı açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olup yerindedir. Direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 29.03.2006 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.

İŞTİRAK HALİNDE MEMURUN RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİĞİ SUÇU

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Ceza Dairesi
E. 2006/3067
K. 2006/5885
T. 26.6.2006
İŞTİRAK HALİNDE MEMURUN RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİĞİ SUÇU
5237 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 204]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 342]
İştirak Halinde Memurun Resmi Evrakta Sahteciliği suçundan sanıklar Yüksel Bulut, Sadettin Çetin, Emine Belma Diren ve Vedat Kahraman’ın yapılan yargılanmaları sonunda:
Suç vasfındaki vaki değişiklik nedeniyle görevi kötüye kullanmak suçundan 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesi gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına dair ÇANAKKALE Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.11.2004 gün ve 2003/177 Esas, 2004/332 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının onama isteyen 14.04.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, katılanın yetkisi bulunmadığından duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlüğü devam eden 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra incelenerek gereği görüşüldü:
Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin, suça konu ilam ile tapuya tescil işleminin yapıldığı 26.12.1994 tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde Bozcaada Kadastro Mahkemesi’nde hakim olarak görev yapan sanık Yüksel Bulut’un, diğer sanıklarla işbirliği içinde hareket ederek, aynı mahkemede görülen ve davacısı sanık Emine Belma Diren, davacı vekili sanık Vedat Kahraman olan 1991/50 Esas sayılı kadastro tespitine itiraz konulu dava dosyasında, davalıların bir kısmının ölmüş olduğunu bilerek, taraf teşkili sağlamadan davanın kabulüne karar verdiği, zabıt katibi sanık Sadettin Çetin’in de gerekçeli kararı kalemde davalılara tebliğ etmiş gibi işlem yaptığı ve bu suretle sanıkların temyiz edilmeksizin kesinleştirilen ilam ile sanık Emine Belma Diren adına tapuya tescil işlemini yaptırdıklarının anlaşılması karşısında, eylemlerinin iştirak halinde ve teselsül eden memurun resmi evrakta sahteciliği suçunu oluşturduğu ve bu suça göre de dava zamanaşımının dolmadığı gözetilmeden, suç vasfının görevi kötüye kullanmak suçuna dönüştüğünün kabulü ile yazılı şekilde asli dava zamanaşımının suç tarihinden son soruşturmanın açılmasına dair verilen karar tarihine kadar dolduğundan bahisle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
SONUÇ : Yasaya aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlüğü devam eden 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK SUÇU / DOLANDIRICILIK SUÇU

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Ceza Dairesi
E. 2006/1838
K. 2006/5834
T. 22.6.2006
RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK SUÇU
DOLANDIRICILIK SUÇU
5237 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 158]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 342]
Resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanıklar Mevlüt Suna ve Anıl Sütlü’nün yapılan yargılamaları sonunda:
Sanık Mevlüt Suna’nın 5237 Sayılı TCK.nun 157/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 5320 YTL adli para cezası, 204/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla, sanık Anıl Sütlü’nün üç kez 5237 Sayılı TCK.nun 204 ve 62. maddeleri gereğince 1’er yıl 8’er ay hapis cezasıyla, TCK.nun 157/1 ve 62. maddeleri gereğince üç kez 10’ar ay hapis ve 5320, 6240, 4400 YTL adli para cezalarıyla mahkumiyetlerine dair EDİRNE 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.12.2005 gün ve 2005/336 Esas, 2005/463 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık Anıl Sütlü ve sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 06.03.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanıkların bankanın maddi varlığı olan çeki kullanarak dolandırıcılık suçunu işlediklerinin oluşa uygun olarak kabul edilmesi karşısında, fiilin 5237 Sayılı TCK.nun 158/1-f maddesinde öngörülen suçu oluşturduğu düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini sanık Anıl Sütlü’nün Baş-Sel Atlı Tarım Ürünleri Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketinden birer gün arayla pirinç satın alıp karşılığında iki adet çek vermesi eyleminin müteselsilen sahtecilik suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi ve sanığın nüfus kaydına uygun olmayan adli sicil kaydının hükme esas alınması isabetsizlikleri, aleyhe temiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; oluşa ve dosya içeriğine göre 25.12.2003 tarihli teşhis tutanakları, yine aynı tarihli ihbar tutanağı karşısında dosyadaki, mevcut kanıtları irdeleyerek, sanık Mevlüt Suna’nın yüklenen suçları işlediğine dair vicdani kanıya ulaşan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki ( 2 ) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
I- Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 01.12.2004 tarihli raporunda suça konu dört adet çekin bilgisayar ortamında orijinallerinden çoğaltılmış olduğunun belirtilmesine göre, çeklerin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan ve suça konu çekler denetime olanak verecek şekilde dosya içinde konulmadan eksik soruşturmaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Kabul ve uygulamaya göre; resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan hükümlerde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK. ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yasanın ilgili tüm hükümleri ayrı ayrı her olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın 5252 Sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği ve 5237 Sayılı TCK.nun 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmesi nedeniyle anılan yasanın aleyhe sonuç doğurduğunun gözetilmemesi,
Yasaya aykırı,
III- Sanık Anıl Sütlü’nün hükümden sonra dosyaya ibraz ettiği Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesince başka bir suçtan dolayı yapılan yargılaması sırasında Bakırköy Prof. Dr. Mahzar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen cezai ehliyetinin bulunmadığına ilişkin 09.03.2005 tarihli rapor karşısında, 5237 Sayılı Kanunun 32. maddesi uyarınca, yüklenen suçlardan dolayı işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı, veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı konusunda rapor aldırılıp, sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerekmesi,
SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK / TEMYİZ DİLEKÇESİ / MÜDAFİLİK GÖREVİ

T.C.

YARGITAY
 
Onbirinci Ceza Dairesi
 
E. 2006/1623
 
K. 2006/3128
 
T. 17.4.2006
 
RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK
TEMYİZ DİLEKÇESİ
MÜDAFİLİK GÖREVİ
 
 
5271 s. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [Madde 261]
 
 
Resmi evrakta sahtecilik suçundan hükümlüler N. K. D. ve K. E.’in yapılan yargılamaları sonunda:
 
765 Sayılı TCK.nun 342/1 ve 80. maddeleri uyarınca Mahkumiyetlerine dair DİYARBAKIR 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.11.2002 gün ve 1995/7 Esas, 2002/326 Karar sayılı hükmün, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26.05.2005 gün ve 7163-5252 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yasa nedeniyle yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın ele alınıp duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda hükümlüler lehine herhangi bir hüküm getirilmediğinden 1995/7 Esas ve 2002/326 Karar sayılı ilamın aynen infazına dair kararın süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi hükümlü N.K.D. müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 01.03.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
 
Dosyada bulunan vekaletnameye göre Av. M. Sezgin Tanrıkulu’nun her iki sanığın vekili olduğu, 07.10.2005 tarihinde 5237 Sayılı Yasa yönünden değerlendirme yapılmak üzere duruşma açılırken çıkarılan davetiyede sadece “sanık N. K. D. müdafii” olarak yazıldığı ve duruşmada da adı geçen sanık müdafii olarak savunma yaptığının anlaşılmasına ve 13.10.2006 havale tarihli dilekçesi ile hükmü sadece bu sanık yönünden temyiz ettiği halde, C. Başsavcılığının 19.07.2005 gün 2005/1-306 ilamat sayılı yazısına 19.10.2005 tarihinde verilen cevapta hükmün, K. E. yönünden de temyiz edildiğinin bildirildiği gibi 22.11.2005 tarihli dosya gönderme formunda da, hükmü temyiz eden bölümünde “hükümlüler vekili Av. Sezgin Tanrıkulu” olarak yazıldığının anlaşılmasına rağmen, dosyada sanık K. E. adına verilmiş temyiz dilekçesine rastlanamadığından; sanıklar vekili olduğu anlaşılan Av. M. Sezgin Tanrıkulu’nun sanık K. E. yönünden müdafiilik görevinin devam edip etmediği, devam ediyorsa, adı geçen sanık yönünden süresinde temyiz dilekçesi verilip verilmediğinin araştırılması, müdafiliğinin devam etmediğinin anlaşılması halinde ise yokluğunda verilen hükmün sanık K.’e tebliği ile verilmesi halinde temyiz dilekçesinin de eklenerek ivedilikle iadesinin temini için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
 

ÇEKTE KEŞİDE YERİ / RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK / ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK

T.C
YARGITAY
Altıncı Ceza Dairesi
E:2004/9925
K:2006/4202
T:26.04.2006
ÇEKTE KEŞİDE YERİ
RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK
ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK
Özet: Suça konu çekte, düzenleme yeri olarak belirtilen yerin kent, ilçe, köy şeklinde yönetim birimi adı olmadığı, bu nedenle TTK’nın 692. maddesinde öngörülen zorunlu unsurun gerçekleşmediği gözetilerek 765 sayılı TCK’nın 345. maddesi gereği hüküm kurulmalıdır.
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 342]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 345]
5237 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 207]
Sahtecilik suçundan sanık Sabri hakkında yapılan duruşma sonunda; TCK’nın 342/1, 59, 81/1. maddeleri gereğince 1 yıl 10 ay ağır hapis cezası ile Mahkumiyetine ilişkin (Bakırköy Birinci Ağır Ceza Mahkemesi)’nden
verilen 31.01.2003 tarihli hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık savunmanı tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığı’ndan onama iste­yen 08.11.2004 tarihli tebliğname ile 18.11.2004 tarihinde Daireye gönderil­mekle okunarak, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 12.06.2001 düzenleme tarihli suça konu çekte, düzenleme yeri olarak belirtilen “Karum’un, kent, ilçe, köy şeklinde yönetim birimi adı olma­dığı, Türk Ticaret Yasası’nın 692. maddesinde öngörülen zorunlu unsurun ger­
çekleşmediği gözetilmeden, 765 sayılı TCK’nın 345. maddesi yerine, 342/1. maddesi ile hüküm kurulması,
2- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nin 345, 59/2, 81/1. mad­delerine göre, hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TGY’nin aynı suça uyan 207/1, 62/1, 58. maddelerinde öngörülen
özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasa’nın 7/2, 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddeleri ışığında sanık yararına olması ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapıl­masında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Sabri savunmanının temyiz itirazı bu bakım­dan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak (BOZULMASINA), 26.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK / ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK / SAHTECİLİK

T.C.

YARGITAY
Altıncı Ceza Dairesi
E:2004/5787
K:2006/3989
T:20.04.2006
RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK
ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK
SAHTECİLİK
Özet: Kredi alımı sırasında teminat olarak gösterilen araçların trafik kaydına rehin şerhi işlendiğine ilişkin krediyi veren banka şubesine yönelik Trafik Tescil Şube Müdürlüğü ‘nce yazılan yanıt yazılarının sahte olduğunun anlaşılması karşı­sında;belgenin niteliği gereği, 765 sayılı Yasa’nın 342/1. mad­desi anlamında belgelerden olduğu gözetilmelidir.
5237 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 204]
5237 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 158]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 342]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 504]
Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık Ecevit, Mahir, Kazım ve İsmet haklarında yapılan duruşma sonunda; sanık İsmet’in beraatine, diğer sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin (Ankara Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi)’nden verilen 13.03.2003 tarihli hükmün Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili, sanıklar Ecevit ve Mahir savunmanları ile duruşmalı olarak sanık Kazım savunmanı tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığı’ndan onama isteyen 06.04.2004 tarihli tebliğname ile 21.04.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle, yapılan inceleme sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Sanık İsmet hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre, katılan banka vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebligname gibi ONANMASINA,
II- Sanıklar Ecevit, Mahir ve Kazım hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçları nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulun­madığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Kredi alımı sırasında teminat olarak gösterilen araçların trafik kaydına “rehin şerhi” işlendiğine ilişkin krediyi veren banka şubesine yönelik, Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nce yazılan yanıt yazılarının sahte olduğunun anla­şılması karşısında; anılan belgenin niteliği gereği 765 sayılı TCY’nin 342/1. maddesi anlamında belgelerden olduğu gözetilmeden sanıklar hakkında sah­tecilik suçu nedeniyle adı geçen Yasa’nın 342/1, 80. maddeleri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCY’nin 342/1, 80; 504/1, 80, 522. maddelerine göre, hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nin aynı suça uyan 61. maddesi de gözetilerek 204/1, 43; 158/1-j, 43. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasa’nın 7/2, 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. mad­deleri ışığında sanıklar yararına olması ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan Banka vekili ile sanıklar Kazım, Ecevit ve Mahir savunmanlarının temyiz itirazları ile tebliğname içeriği bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle (BOZULMA­SINA), 20.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.