Etiket arşivi: SİLAHLA

SİLAHLA MÜESSİR FİİL / KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL

T.C.
YARGITAY
Üçüncü Ceza Dairesi
E:2006/6951
K:2006/4974
T:1.6.2006
SİLAHLA MÜESSİR FİİL
KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL

765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 51]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 59]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 193]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 456]
765 s. TÜRK CEZA KANUNU (1) [Madde 457]

Silahla müessir fiil ve konut dokunulmazlığını bozmak suçundan sanık 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456/2,457/1,51/1,59/2, 193/2, 59/2 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4 ve 6. maddeleri gereğince 20 ay hapis ve 2.227.500.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, suça kullanılan tabanca ve eklerinin Jandarma Komutanlığına teslimine dair, Ceyhan Asliye Ceza Mahkemesinin 15.6.2004 tarihli ve 2004/637-1378 sayılı kararını kapsayan dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13.3.2006 gün ve 10983 sayılı yazısı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay C.Başsavcılığının 11.5.2006 gün ve 2006/57398 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi,
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; sanığın suçta kullandığı silahın görev silahı olması nedeniyle müsadere edilmeyip Jandarma Komutanlığına teslimine karar verilmiş ise de,
21.03.1991 tarih ve 1991/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 2. maddesinin ( n ) bendinde 29.12.1999 tarihli ve 23921 sayılı Resme Gazete’de yayımlanarak yapılan değişiklikle, zati demirbaş tabancaların personelin memuriyeti süresince Devlet malı silah sayılmasına son verildiği gözetilmeden suçta kullanılan tabancanın müsaderesi yerine yazılı şekilde Jandarma Komutanlığına teslimine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması ihbar olunmuştur.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü;
İhbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden,
SONUÇ : Ceyhan Asliye Ceza Mahkemesinin 15.6.2004 gün ve 2004/637 esas, 2004/1378 sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak varit görülen bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın 1-6 fıkrasındaki “Suçta kullanılan emanetin 2004/137 sırasında kayıtlı tabanca ve eklerinin Jandarma Komutanlığına teslimine, TCK. nun 36. maddesi gereğince zoralım talebinin reddine” dair hükmün karardan çıkarılarak, “Emanetin 2004/137 sırasında kayıtlı tabanca ve eklerinin TCK.nun 36. maddesi gereğince müsaderesine” fıkrasının eklenmesi, hükmün diğer bölümlerinin aynen bırakılmasına, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 01.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

GECELEYİN SİLAHLA YAĞMA SUÇU / UYARLAMA YARGILAMASI / YASA YOLU / DURUŞMALI YARGILAMA

T.C.

YARGITAY

Ceza Genel Kurulu

E. 2006/6-133

K. 2006/131

T. 2.5.2006

GECELEYİN SİLAHLA YAĞMA SUÇU
UYARLAMA YARGILAMASI
YASA YOLU
DURUŞMALI YARGILAMA
5271 s. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [Madde 223]
1412 s. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (1) (MÜLGA ) [Madde 305]
5252 s. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HA… [Madde 9]
Hükümlü Ömer Ercan’ın geceleyin silahla yağma suçundan 765 sayılı TCY’nın 495/1. maddesi aracılığı ile 497/1, 522/1, 81/1-3 maddeleri uyarınca 18 sene 10 ay 3 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.10.2004 gün ve 72-265 sayılı hükmün kesinleşmesinden ve 5275 sayılı Türk Ceza Yasasının yürürlüğe girmesinden sonra Bursa C.Başsavcılığı tarafından lehe yasanın saptanıp uygulanması isteminde bulunulması üzerine Bursa 5.Ağır Ceza Mahkemesi evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda 07.07.2005 gün ve 72-265 sayılı ek karar ile;

“Hükümlü hakkındaki önceki kararın kaldırılmasına, geceleyin ve silahla mağdurun parasını gasp etmek ve çek düzenlemesini sağlamak eylemine uyan 5237 sayılı Yasanın 149/1-a, h maddesi gereğince takdiren 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 5237 sayılı Yasanın 53/2 maddesi uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasındaki ( e ) bendi hariç olmak üzere diğer bentlerdeki haklardan yoksun bırakılmasına, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürenin 5237 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca mahsubuna, 7 gün içinde temyizi kabil olmak üzere” karar vermiştir.

Hükümlü ve müdafii tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay 6.Ceza Dairesince 29.11.2005 gün ve 11960-11072 sayı ile;

“… 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddesinin açık hükmü karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.

Bursa 5.Ağır Ceza Mahkemesince 07.07.2005 gün ve 72-265 sayı ile 765 sayılı TCY’nın 497/1, 522/1, 81/1-3, 31, 33, 40. maddelerine göre, cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, lehe olan 5237 sayılı TCY’nın 149/1-a-h, 53, 63 maddeleri gereğince belirlenen uyarlama kararının, önceki ve sonraki Yasada suçun yasal ögelerinde değişiklik bulunmaması, her iki Yasaya göre de cezanın erteleme kapsamı dışında kalması, önceki ve sonraki Yasalara göre temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi, bireyselleştirmeyi gerektiren bir oran takdirinin söz konusu olmaması nedenleriyle 5275 sayılı Yasanın 98/1, 101/1 ve 5252 sayılı Yasanın 9/1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden verilmesi doğru ve bu kararın temyiz yeteneği bulunmayıp itirazı olanaklı bulunduğundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 264/1. maddesi uyarınca hükümlü yönünden yasa yoluna başvuruda mercide yanılma, haklarını ortadan kaldırmayacağından, aynı maddenin 2. fıkrasına göre dosyanın incelenmeksizin yetkili ve görevli Mahkemesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine…”karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 19.04.2006 gün ve 151316 sayı ile;

“Sonradan yürürlüğe giren ve lehe hüküm içeren yasanın 5237 sayılı Türk Ceza Yasası olması ve mahkumiyet hükmünün de 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş bulunması halinde uyarlama yargılamasının genel düzenlemeyi içeren 5252 sayılı Yasanın 9. maddesine göre yapılması gerektiği, bu yargılama sonunda verilen hüküm niteliğindeki kararların da temyiz yasa yoluna tabi bulunduğu” görüşü ile itiraz yoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasını, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesini istemiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

İncelenen olayda,

Hükümlü Ömer Ercan’ın geceleyin silahla yağma suçundan 765 sayılı TCY’nın 495/1. maddesi aracılığı ile 497/1, 522/1, 81/1-3 maddeleri uyarınca 18 sene 10 ay 3 gün ağır hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin hükmün kesinleşmesi ve 5275 sayılı Türk Ceza Yasasının yürürlüğe girmesinden sonra Yerel Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, hükümlünün sübut bulan eylemine 5237 sayılı Yasada karşılık gelen hükümlerin daha lehe sonuç doğurduğu belirlenip uygulanarak, hükümlünün 5237 sayılı Yasanın 149/1-a, h maddesi gereğince 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Hükümlünün başvurusu üzerine Özel Daire; kararın temyiz yeteneği bulunmadığı, itirazın olanaklı olduğunu belirterek dosyanın incelenmeksizin yetkili ve görevli mahkemesine iletilmesine karar vermiş, Yargıtay C.Başsavcılığı ise, uyarlama yargılaması sonunda verilen hüküm niteliğindeki kararın temyiz yeteneğinin bulunduğu görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.

Görüldüğü üzere, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, 765 sayılı Türk Ceza Yasası’nın yürürlükten kalkması ve 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle, önceki ve sonraki yasal düzenlemelerden hangisinin lehe olduğunun saptanması bakımından, kesinleşen hükümler üzerine yapılacak yargılamada verilecek karara karşı hangi yasa yoluna başvurulabileceğinin belirlenmesine ilişkindir.

5252 sayılı Yasanın 9. maddesinde, uyarlama yapılması suretiyle verilen hükümlere karşı başvurulabilecek yasa yolu belirtilmemiştir. O halde, yasa yollarına ilişkin olarak Yargılama Yasamızda mevcut hükümlerin değerlendirilmesiyle bir sonuca ulaşılmalıdır.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasası’nda olağan yasa yolları olarak itiraz, istinaf ve temyiz öngörülmüştür. Ancak bölge adliye mahkemelerinin henüz göreve başlamaması nedeniyle istinaf yasa yoluna ilişkin hükümlerin bu devrede uygulanabilmesi olanağı bulunmamaktadır.

Ceza Yargılaması Yasası’nın itiraz olunabilecek kararlara ilişkin 267. maddesinde, “Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” denilmektedir. Buna göre, kural olarak bütün hakimlik kararlarına karşı itiraz yasa yolu açıktır. Mahkeme kararlarına karşı itiraz ise, sadece yasanın açıkça gösterdiği hallerde mümkündür. Örneğin; Ceza Yargılaması Yasasının 5/2. maddesinde mahkemenin görevsizlik kararına, 101/5. maddede ise mahkemenin tutuklama kararına karşı itiraz yoluna başvurulabileceği açıkça belirtildiğinden, bu kararlara karşı itiraz yasa yoluna başvurulabilir. Oysa 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinde itiraz yasayoluna başvurmayı mümkün kılan bir düzenleme bulunmadığından, bu maddeye göre gerçekleştirilen yargılama sonunda verilen uyarlama kararlarına karşı itiraz yasayoluna başvurulamaz.

Temyiz yasayolu bakımından ise; 5320 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 8. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş kararlar hakkında Ceza Yargılamaları Usulü Yasasının 322. maddesinin dört, beş ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere 305 ila 326. maddeleri uygulanacağı için, konunun, temyize ilişkin olan ve halen yürürlükte bulunan bu hükümler yönünden de incelenmesi gerekir.

Anılan Yasanın 305. maddesinde, ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyiz olunabileceği belirtildikten sonra, temyiz edilemeyecek nitelikteki hükümler sayılmıştır. 1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Yasasının “hükümleri” gösteren 253. maddesi yürürlükten kalktığı için, hangi kararların “hüküm” niteliğinde olduğu 5271 sayılı Yasaya göre saptanmalıdır. Bu Yasanın 223. maddesinde;”beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi” kararlarının hüküm olduğu belirtilmektedir. O halde, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe yasa nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında verilen bu tür kararlar hüküm niteliğinde olduklarından, 1412 sayılı CYUY’nın 305. maddesinde belirtilen istisnalar dışında bu hükümlere karşı temyiz yasayoluna başvurulabilecektir.

Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29.11.2005 gün ve 11960-11072 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2006 günü oybirliği ile karar verildi.