Etiket arşivi: TALEBİNİN

EŞİT KUSUR HALİNDE BOŞANMAYA HÜKMEDİLEBİLECEĞİ, MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN İSE REDDİ GEREKTİĞİ

“T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/11677
KARAR NO. 2016/12188
KARAR TARİHİ. 23.6.2016

>BOŞANMA DAVASI–EŞİT KUSURDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT HÜKMEDİLMEZ.

4721/m. 166,174/1-2

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Mahkemece boşanmaya neden olan olaylarda, davacı-karşı davalı erkek ağır kusurlu bulunarak her iki boşanma davasının da kabulüyle boşanmalarına karar verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, erkeğin evin kilidini değiştirme, eve almama ve şiddet eylemlerinden sonra tarafların bir araya gelerek 3-4 ay kadar birlikte yaşadıkları, davalı-karşı davacı kadın tarafından erkeğin bu eylemlerinin affedilmiş sayıldığı, barışmadan sonra gerçekleşen olaylarda ise her iki tarafında karşılıklı birbirlerine hakaret ettikleri anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Hal böyleyken, davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu bulunduğunun kabulü doğru değil ise de; eşit kusur halinde de boşanmaya karar verilebileceğinden, davacı-karşı davalı erkeğin, davalı-karşı davacı kadının kabul edilen boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile kararın kusura dair gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiş ( HUMK m. 438/ son ).

Davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- ) Yukanda 1. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Mahkemece davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin reddi yerine, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2 bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda l. bentte gösterilen sebeple hükmün kusura dair gerekeçesi düzeltilerek ONANMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

(ictihatlar.net, 23.11.2016)

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedInWhatsAppEmailBlogger PostPaylaş

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TAAHHÜT VE KABUL MUTIRA’NIN İPTAL TALEBİNİN REDDİ

T.C
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2013/34807
KARAR NO: 2014/921
KARAR TARİHİ: 16/01/2014

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR
Borçlu hakkında muhtelif vade ve miktarlı bonolara dayalı olarak 27.04.2011 tarihinde kambiyo takibi yapılmıştır. Borçlu, 17.05.2011 tarihinde icra müdürlüğüne gelerek takip konusu borcu kabul ile taksitle ödeme taahhüdünde bulunmuş ve bu taahhüdün altını da icra müdürü huzurunda imzalamıştır. Alacaklı vekilinin ödeme taahhüdünü kabul ve bu konuda borçluya ödeme taahhüdü gönderilmesi talebi üzerine icra dairesince 10.06.2011 tarihli muhtıranın borçluya gönderildiği anlaşılmaktadır.
Daha sonra borçlunun bu muhtıranın ve ödeme taahhüdünün iptali isteğiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece de şikayet kabul edilerek 10.06.2011 tarihli taahüdü kabul muhtırasının iptaline karar verildiği görülmektedir.

İİK.nun taksitle ödeme başlıklı 111.maddesinde aynen; "Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahhüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder" düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda anılan madde hükmüne uygun bir ödeme taahhüdü bulunduğu gibi, ödeme taahhüdünde bulunmak için takibin kesinleşmesi de gerekmediğinden mahkemece şikayetin reddi yerine kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK´nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Prş Şub 19, 2015 9:49 pm


Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararları • SÖZLEŞMELİ SUBAYIN SINIF DEĞİŞİKLİĞİ TALEBİNİN REDDİ…

AYİM 3.D.
Karar Tarihi:26.02.2009
Karar No: E. 2008/768
Karar No: K. 2009/195

KUVVET DEĞİŞİKLİĞİ

ÖZETİ:
Davacının statüsü sözleşmeli subay olduğundan, sözleşmeli personellerin, idarenin ihtiyaç duyulan dallarda ve ihtiyaç hizmet süreleri gözeterek alındığı, davacı topçu sınıfında ihtiyaç gösterilerek belli bir süre ile alındığı, topçu sınıfında sözleşme yapma iradesi bulunan davacı hakkında düzenlenen “kuvvet ve sınıfın değiştirilmemesi” işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davacı vekili 23.06.2008 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin 12.07.2000 tarihinde Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu Uçak Bakım Lisans bölümünden mezun olduğunu, ardından TUSAŞ Motor Sanayi A.Ş.(TEI) BASIC ENGINEFAMILIARIZATION TRAINING kapsamında F-16 savaş uçaklarının motor montajı kursunu bitirdiğini, 2004 yılında K.K.K.lığında sözleşmeli subay olarak göreve başladığını, 07 Şubat 2008 tarihinde idareye Hv.K.K.lığı Uçakbakım sınıfına geçmek istediğine ilişkin başvuruda bulunduğunu ancak bu talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini öne sürerek Hv.K.K.lığı Uçakbakım sınıfına geçirilmeme işleminin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

AYİM.3.D.nin 03.07.2008 gün ve 2008/1981-768 Gensek.-Esas nolu kararı ile yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.

Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davacının dört yıl süreli Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Uçak Motor Bakım bölümündeki lisans öğrenimini 12.07.2000 tarihinde tamamlamasını müteakip müracaatı üzerine 30.08.2004 tarihinden itibaren K.K.K.lığı bünyesinde topçu sınıfında sözleşmeli subaylığa (teğmenliğe) nasbedilerek göreve başladığı, bilahare 07.02.2008 tarihli dilekçesiyle davalı idareye müracaat ederek Hv.K.K.lığı Uçakbakım sınıfına geçirilmesi isteminde bulunduğu, istemin K.K.K.lığının 15.04.2008 gün ve PER.: 1460-130946-08/Per.Tem.Mrk.Ölç.Değ.ve Snf.Ş. sayılı cevabi yazısı ile reddedildiği, red işleminin davacıya 02.05.2008 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, müteakiben 23.06.2008 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile kuvvet değişikliği isteminin reddine ilişkin bahse konu işlemin iptali istemiyle AYİM’de bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. 926 sayılı TSK.Personel Kanununun 24 ncü maddesinin (g) fıkrası; “Kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca her yıl Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinde belirtilen zamanlarda hizmet fazlası veya ihtiyaç duyulan personel sayısı Genelkurmay Başkanlığına bildirilir. Genelkurmay Başkanlığınca, ilgili kuvvet komutanlıklarının, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının görüşleri alındıktan sonra bu personelin kuvvetleri değiştirilebilir. Bu personel, yeni kuvvetinde, sınıfı görevinde istihdam edilebileceği gibi ihtiyaç duyulan sınıflarda istihdam edilmek üzere, yeniden sınıflandırmaya da tabi tutulabilir.” hükmüne amirdir. Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinin 10 ncu madde (i) fıkrası; “Kuvvetler arasında birlikçe yapılan kuruluş değişikliklerinde: Genelkurmay Başkanlığınca Kuvvetler arasında birlikçe yapılan kuruluş değişikliklerinde birliğin personeli aynen o kuvvete nakledilebilir. Bu nakil işleminde, kuvvetlerin sınıf ve rütbe ihtiyacına göre yapılacak protokol esas alınır. Bundan sonra personelin eski sınıfına geçme istemleri kabul edilmez.” hükmünü içermektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanunun; ”Kaynak” başlıklı 4 ncü madde 1 nci fıkrası; “Sözleşmeli subay kaynaklarını; en az dört yıllık fakülte veya yüksek okulları bitirenlerden düzeltilmemiş nüfus kaydına göre 27 yaşından, lisansüstü eğitimi tamamlamış olanlardan 32 yaşından büyük olmayan ve yönetmelikte belirtilen diğer şartları haiz bulunanlar teşkil eder. Sözleşmeli subayların barışta ve savaşta yurdun her yerinde sınıfları görevini yapabilecek sağlık yeteneğine sahip bulunmaları gereklidir." hükmünü, "Yetiştirme" başlıklı 7’nci maddesi "Sözleşmeli subay adayları, yapılacak ön sözleşmeyi müteakip sınıf okullarında veya eğitim merkezlerinde askerî eğitime alınırlar. Türk Silâhlı Kuvvetlerinde…..ilgili esaslar yönetmelikte düzenlenir." hükmünü, 24’üncü madde 1’inci fıkrası "Sözleşmeli……uygulanır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, muvazzaf subay veya astsubayların tâbi olduğu mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır." hükmünü, 25’inci maddesi "Sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile sözleşmeli subay ve astsubaylarda aranacak nitelikler, sağlık koşulları, alınacakları sınıf ve branşlar, duyuru, ….. yönetmelikte gösterilir." hükmünü, Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliğinin "Kaynak" başlıklı 5’inci madde 1’inci fıkrası "Sözleşmeli subay kaynaklarını; en az 4 yıllık fakülte veya yüksekokulları bitirenlerden düzeltilmemiş nüfus kaydına göre 27 yaşından, lisans üstü eğitimi tamamlamış olanlardan 32 yaşından büyük olmayan ve bu Yönetmelikte belirtilen şartları haiz bulunanlar teşkil eder. Sözleşmeli subayların barışta ve savaşta yurdun her yerinde sınıfları görevini yapabilecek sağlık yeteneğine sahip bulunmaları gereklidir." hükmünü, "Giriş Şartları" başlıklı 6’ncı madde 3’üncü fıkrası "En az 4 yıl süreli fakülte veya yüksekokul mezunu olmak," hükmünü, "Yetiştirme" başlıklı 7’nci maddesi "Sözleşmeli subay adayları, yapılacak ön sözleşmeyi müteakip en az üç ay süreli olmak kaydıyla Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaçları doğrultusunda, sınıf okulu veya eğitim merkezlerinde temel askerlik ve subaylık nosyonu kazandırma eğitimine tabi tutulurlar." hükmünü, 21’inci maddesi "Sözleşmeli…..uygulanır. Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde muvazzaf subay veya astsubayların tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır." hükmünü, 28’inci maddesi "Sözleşmeli subay ve astsubaylar öncelikle muharip sınıflarda istihdam edilirler. Sözleşmeli subay ve astsubayların hangi sınıf ve branşlarda istihdam edileceği Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından kendi ihtiyaçlarına göre belirlenir." hükmünü amirdir. Konuyla ilgili olabilecek mevzuat hükümleri yukarıda zikredilmiştir. Öncelikle davacı vekilinin, işlemi oluşturmaya yetkili birimin Genelkurmay Başkanlığı olduğu, bu nedenle Kara Kuvvetleri Komutanlığınca düzenlenen işlemin yetki unsuru açısından sakat olduğu savına değinmek gerekmekle bunda haklılık görülmemiştir. Zira, davacının kuvvet değiştirmesi işlemi idarece kendiliğinden oluşturulmuş bir işlem olmayıp, davacının istemi üzerine bir süreç başlatılmıştır. Bu durumda da kuşkusuz, 926 sayılı kanunun 24 ncü maddesinde zikredildiği üzere ilgili kuvvet, durumunu değerlendirecek ve eğer koşulları varsa kuvvet değişikliği teklifini üst birime gönderecektir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı kendisine verilen yetkiye nazaran bu teklifi değerlendirmiş koşulların bulunmaması nedeniyle reddetmiştir. İşlem bu aşamada yetkili birim tarafından menfi bir şekilde sonlandırılmış olmakla, bunda yetki unsuru açısından herhangi bir sakatlık bulunmamaktadır. İşlemin diğer unsurları açısından da herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının statüsü sözleşmeli subay statüsüdür. Bu statü ihtiyaç duyulan dallarda ve ihtiyaç hizmet süreleri gözetilerek kurulmuş bir yapıdır. Davacı topçu sınıfında ihtiyaç gösterilerek belli bir süre ile alınmıştır. Bu süre içerisinde zaten kendisine bu sınıfta ihtiyaç duyuluyor demektir. Aksini kabul, getirilen sistemin mantığına aykırı düşer ki bunu kabul etmek olanaksızdır. Öte yandan davacının sözleşmesinin sona ermesini müteakip, kuvvet değişikliği talebinden bir yıl önce yine sözleşmesini topçu sınıfında uzatmak istediği ve bunun kabul edildiği anlaşılmakla topçu sınıfında sözleşme yapma iradesi bulunan bir kimse hakkında düzenlenen “kuvvet ve sınıfın değiştirilmemesi” işleminde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 20 Ara 2014, 23:16