Etiket arşivi: Tapuda

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TAPUDA KAYITLI HACİZ ALACAKLISI İHALENİN FESHİNİ İSTEYEBİLİR

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/13033
KARAR: 2013/20190

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

İİK.nun 134/2. maddesinde ihalenin feshi davasını açabilecek kişiler arasında (tapu sicilindeki ilgililer)de sayılmıştır.Tapuda kayıtlı haciz alacaklılarının da dava açabileceği dairemizin öteden beri süre gelen yerleşik içtihatları ile kabul edilmiştir. Yasa koyucu “ilgili” ibaresini kullanarak dava açma hakkının sadece tapudaki ayni hak sahiplerine ait olduğu biçiminde bir kısıtlamaya yer vermemiştir.

O halde, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile şikayetin husumet ehliyeti bulunmadığından bahisle reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 06 Şub 2015, 00:11


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları • TAPUDA YÜZÖLÇÜMÜ DÜZELTME DAVALARINDA GÖREVLİ MAHKEME…

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/16-1240
KARAR: 2014/530

Taraflar arasındaki “tapu düzeltimi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; …Sulh Hukuk Mahkemesi’nce görevsizlik nedeniyle davanın reddine dair verilen 02.07.2012 gün ve 45-82 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16.Hukuk Dairesi’nin 20.12.2012 gün ve 9069-11213 sayılı ilamı ile;

(…Köyü çalışma alanında bulunan tapuda F… ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan 96 parsel sayılı 200.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Kadastro Müdürlüğü kararı ile kadastro tespiti sırasında hesaplama hatası yapıldığı kabul edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi gereğince yüzölçümü 183.498,48 metrekare olarak düzeltilmiştir. Davacı F… ve arkadaşları, yasal süresi içinde yapılan düzeltme işleminin hatalı olduğu ve yapılan düzeltme işleminin iptali istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın Kadastro Mahkemesinin görevinde olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c ve 115/1-2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, davanın 2859 sayılı Yasa kapsamında pafta yenileme işlemine itiraz davası olduğu ve bu tür davalarda itiraz merciinin Kadastro Mahkemesi olacağı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Somut olayda 2859 sayılı yasaya göre düzenlenen yenileme tutanağı ya da 3402 sayılı Yasa’nın 22/a maddesi uyarınca düzenlenen uygulama kadastro tutanağı ve bu tutanağa karşı askı ilan süresi içinde açılan bir dava bulunmamaktadır. Dava, Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca yapılan yüzölçümü düzeltilmesi işlemine karşı süresi içinde ve bu işlemin iptali istemi ile açılmıştır. Anılan yasa maddesi uyarınca da bu davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır. Hal böyle olunca, Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi çerçevesinde işin esasına girilerek araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir…)

gerekçesiyle dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacılar

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tapu düzeltimi istemine ilişkindir.

Davacılar, Kadastro Müdürlüğü tarafından 19.03.2012 tarih ve 2113 sayılı yazıları ile Mardin Kadastro Müdürlüğü’nün 25.11.2011 tarih ve 162 sayılı kararı ile Mardin 29. kısım arazi tapulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmeti projesi kapsamında kalan Mardin İli Derik İlçesi’nde bulunan bazı taşınmazların sayılaştırma kontrolü sırasında tecviz sınırını aşan farklılık tespit edildiği bilgisinin tebliğ edildiğini, bu kapsamda, Mardin İli Derik İlçesi, Bolava Köyünde maliki oldukları 96 parsel nolu taşınmazın sınırlarında da tecviz sınırını aşan azalmanın meydana geldiğinin görüldüğünü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca düzeltme yapıldığını ileri sürerek, taşınmazlarının yüzölçümünün 183 498,48 m2 olarak düzeltilen miktarının, 200 000.00 m2 olarak tashihine ve düzeltme işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca düzeltme yapıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalı idarece Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi kapsamında düzeltme yapıldığı belirtilmiş ise de davanın hukuki mahiyeti itibarıyla 2859 sayılı Yasa kapsamında pafta yenileme işlemine itiraz davası olup, anılan yasanın 5. maddesine göre ise bu tür davalarda itiraz merciinin Kadastro Mahkemesi olduğu, bu nedenle diğer hususlar incelenmeksizin davanın mahkemenin görevsiz olması nedeniyle görev yönünden usulen reddine karar verilmiştir.

Davacıların temyizi üzerine hüküm, Özel Daire tarafından yukarıya metni aynen alınan ilamla bozulmuştur. Yerel Mahkeme, önceki kararda direnmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davanın, 3402 s.y.nın 41.md.si uyarınca yapılan yüzölçümü düzeltme işleminin iptaline ilişkin bulunup bulunmadığı; buna göre davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine mi Kadastro Mahkemesine mi ait olduğu noktasında toplanmaktadır.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca yapılan yüzölçümü düzeltilmesi işlemine karşı süresi içinde ve bu işlemin iptali istemi ile açıldığı, anılan yasa maddesi uyarınca da bu davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesine ait bulunduğu anlaşılmakla; Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi çerçevesinde işin esasına girilerek araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinen Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, direnme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin atfı dikkate alınarak HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440.maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 16.04.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 26 Ara 2014, 14:26


YARGITAY 1. H.D E: 2013/7596 K: 2013/10645 * TAPUDA İSİM TAHSİSİNDE UYGULANMASI GEREKEN YÖNTEM

T.C. YARGITAY 

1. Hukuk Dairesi

 ESAS NO : 2013/7596

 KARAR NO : 2013/10645

 

 Y A R G I T A Y İ L A M I

 

 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :

GÖLBAŞI(ANKARA) SULH HUKUK MAHKEMESİ 

TARİHİ : 28/02/2013

 NUMARASI : 2013/94-2013/218 

DAVACI :

 DAVALI : GÖLBAŞI TAPU MÜDÜRLÜĞÜ 

DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM 

 

 

Yanlar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Süleyman Yumma'nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; 

 

-KARAR- 

 

Talep, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu dört adet taşınmazda Halime oğlu Mustafa’nın paydaş olduğu kayden sabittir. Davacı, anılan taşınmazların tapu kaydında “Halime oğlu Mustafa” yazan kimlik bilgilerinin “ Ali oğlu Mustafa Er” olarak düzeltilmesini istemiştir. Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür taleplerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. HMK'nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir. Bu tür kayıt düzeltme veya tespit taleplerinde, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.

 

Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.

 

 1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir. 

 

2- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.

 

 3- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup olmadıkları araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak Talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalıdır

 

4-Talep konusunda tanıklar dinlenmelidir. 

 

5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir. Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.

 

 Somut olaya gelince; çekişme konusu taşınmazların kadastro tespitlerine yapılan itiraz üzerine Çankaya Kadastro Mahkemesinin 1953/136-1061 Esas/Karar sayılı ilamı ile Havva varisi H. oğlu M. adına hükmen tescil edildiği, H.’nın ölmesi ile mirasının diğer çocukları ile kızı H.’ye kaldığı, H.’nin ölmesi ile de oğlu M.’ya kaldığı belirtilmekte olup mahkemece H. mirasçıları yönünden araştırma yapılmadan sonuca gidilmiştir.

 

 Hal böyle olunca; yukarıda anılan tescil ilamında adı geçen H.’nin anne baba ve kardeşlerini gösterir nüfus aile kayıt tablosunun nüfus müdürlüğünden getirtilmesi, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişinin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları (tescil ilamı) ile bağlantı kurulacak şekilde araştırılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA , 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÇİFTE TAPU / ÇİFTE TAPU / BİR YERİN TAPUDA KAYITLI OLUP OLMADIĞI

T.C.

YARGITAY
Sekizinci Hukuk Dairesi
E: 2006/1983
K: 2006/2646
T: 18.4.2006
ÇİFTE TAPU
TAPUYA KAYIT
BİR YERİN TAPUDA KAYITLI OLUP OLMADIĞI
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 428]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 713]
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 14]
Ali ile Hazine ve Y… … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Araklı Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.12.2005 gün ve 165/277 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 10500 m2 yüzölçümlü taşınmazın 20 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeninin zilyetlik ve tasarrufunda olduğunu açıklayarak vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davacının davasının reddine, taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Y… … Köyü Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun bir biçimde tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Emin ve arkadaşının 10.11.2004 günlü rapor ve krokilerinde A, B, C, D ve E harfleriyle gösterilen toplam 9235.88 m2’lik taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşulları ve süresinin davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Teknik bilirkişiler rapor ve krokilerinde, “… …Taşınmazın bazı bölümlerinin Karayolları tarafından kamulaştırıldığını, A ve D harfleriyle gösterilen parçaların davacının babası İlyas adına zilyetliklerinin tespit edildiğini, karayolunun krokide kesik kırmızı çizgilerle gösterildiğini” açıklamışlar, 02.11.2004 günlü keşifte dinlenen bazı tanıkların dosyaya yansıyan beyanlarına göre kamulaştırmanın 10 yıl önce yapıldığını bildirmişlerdir. Saptanan bu somut olgular karşısında TMK.nun 713/3.madde ve fıkrası uyarınca ilgisi nedeniyle davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin bu şekilde sağlanması ve davanın yürütülmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Araklı Kadastro Müdürlüğünün 17.06.2004 gün ve 456 sayılı karşılık yazılarında; dava konusu taşınmazın bulunduğu Yıldızlı Köyü’nde kadastro çalışmalarının yapılmadığı bildirilmiş, aynı yer Tapu Sicil Müdürlüğünün 16.06.2004 gün ve 595 sayılı karşılık yazılarında ise, “Y… … Köyü kadastro çalışmaları yapılmadığından hudut itibariyle tapu kaydının bulunmasının mümkün olmadığı… …” bildirilmiştir.
Kazanmayı sağlayan zilyetlikle bir taşınmazın edinilebilmesi için tescili istenen yerin tapuda kayıtlı bulunmaması gerekir. Aksi halde çifte tapuya yol açar. Açıklanan husus kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bir yerin tapuda kayıtlı olup olmadığı aynı zamanda mahkemece bildirilen mevkii ve hudutlar gözetilerek tapu sicilinde mevcut mal sahipleri defteri üzerinde yapılacak inceleme sonucunda belirlenebilir. Bu bakımdan teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle tescili istenen taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, karayolları kamulaştırmasına ait harita ve belgelerin eksiksiz olarak ilgili Karayolları biriminden istenmesi, yeniden yapılacak keşifte Karayolları kamulaştırma paftasıyla ilgili belgelerin teknik bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanması, karayolları kamulaştırma sahası içinde kalan taşınmaz bölümleri ile dışında kalan taşınmaz parçalarının tek tek belirlenmesi, kroki üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, kamulaştırma paftası kapsamında kalan yerler bakımından taşınmazın tesciline değil mülkiyetin tespitine karar verilmesinin düşünülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.