Etiket arşivi: ÜZERİNE&quot

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • GÜVENLİK HİZMETİ SÖZLEŞMESİNİN "GÖRÜLEN LÜZUM ÜZERİNE" FESHİ

YARGITAY 23. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/8324
KARAR: 2014/3099

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, taraflar arasında müvekkili şirket tarafından davalının işyerinde güvenlik hizmeti verilmesi için 01.11.2009 tarihli sözleşme imzalandığını, davalı şirketin 3 yıllık sözleşme süresi dolmadan "görülen lüzum üzerine" demek suretiyle sebepsiz olarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 25.11.2009 tarihli sözleşmenin 9/b maddesine göre sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçe ileri sürülerek sözleşmenin sona erdirilmesi istendiği taktirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak şartı ile fesih hakkının kullanılabileceği, davalı tarafça anılan maddeye dayanılarak 23.11.2010 tarihinde noter marifetiyle ihtarname keşide edilerek 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşmenin feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmenin feshi için mutlak olarak haklı bir neden aranmayıp, yalnızca süre koşuluna uyularak fesih hakkı verilmekte olduğu, her iki tarafın da tacir olması nedeni ile serbest iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında tanınan haklara uygun olarak davalı tarafça sözleşmenin feshedilmesinin davacı yararına maddi tazminat hakkı doğurmayacağı, davacı her ne kadar sözleşmenin feshi ile şirketin itibarının zedelendiği ve manevi kişiliğinin zarar gördüğünü iddia etmiş ise de BK’nın 49. maddesine göre ancak kişilik haklarının zarar görmesi halinde manevi tazminat istenebileceği, davalının sözleşmeye dayanan fesih hakkını kullanmasının davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, hizmet alım sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Taraflar arasında akdedilen 01.11.2009 tarihinde yürürlüğe giren sözleşmenin 9/b maddesi, "Müşteri (davalı şirket), işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde; asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi ihbar yapabilir. Süreye uymadan sözleşmeyi feshetmesi halinde üç aylık hizmet bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünü içermektedir. Davalı tarafça gönderilen ihtarda, nedeni açıklanmaksızın sözleşmenin "görülen lüzum üzerine" 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği davacıya bildirilmiştir. Sözleşmenin anılan maddesi hükmüne göre, sözleşmede gösterilmeyen bir nedenle de olsa feshin haklı bir gerekçeye dayanması ve kanunen korunmaya değer haklı bir nedeninin gösterilmesi gerekir. Sözleşmenin feshe ilişkin 9/c hükmü ile birlikte konu ele alındığında, sözleşmede bazı fesih nedenlerinin ayrıca belirtildiği, 9/b maddesinde ise fesih nedenlerinin bunlarla sınırlı olmadığı, başka bir gerekçe ile de fesih yoluna gidilebileceğinin bazı koşullar getirilerek kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu itibarla 9/b maddesi hükmünde, ilgili tarafa keyfi fesih hakkının tanındığını kabule imkân bulunmamaktadır.

O halde diğer durumlarda olduğu gibi somut olayda da davalının fesih için fesih ihbarının yapıldığı tarihte doğmuş olmak kaydıyla bir sebep göstermesi ve tazminatla sorumlu olmaması için de bu sebebin haklı olması gerekmektedir.

Bu durumda mahkemece, davalı tarafından fesih ihtarında belirtilmeyen ancak yargılama aşamasında usulüne uygun olarak sürülen fesih sebebini açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delilleri ibraz ettirerek konusunda uzman bilirkişi kurulu seçilerek davalının fesih ihtarı ve sonradan ileri sürdüğü fesih nedeni ve taraflar arasındaki sözleşme maddeleri kapsamı da birlikte değerlendirilerek, öncelikle davalı tarafından sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, haklı ise tazminat talepleriyle ilgili şartların oluşup oluşmadığı üzerinde durulup, açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak oluşacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 18 Ara 2014, 00:02