Etiket arşivi: Y19HD

Y19HD 13.4.2011 E.2010/9427 – K.2011/4922

– Çekte Keşide Yeri – Çek Güvence Bedeli (Takasa İbraz Edilen Çek) – Takasa İbraz Edilen Çek (Çek Güvence Bedeli) HUMK.427/6 – 3167 Sa.Ka.6/son,10 – TTK.688 1. Keşide yerinin çekin yasal unsurlarından olup, mahkemece bu hususun gözetilmemesi isabetsizdir. 2. Takasa ibraz edilen çek yönünden davalı bankanın kısmi ödeme yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. DAVA ve KARAR: Taraflar […]

Y19HD 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046


 Y19HD 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046

– Bakiye Karar Ve İlam Harcının Haklı Taraftan İstenmesi
– Karar Sureti (Bakiye Karar Ve  İlam Harcının Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi)
– İlam Harcı (Karar Sureti İçin Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi)
– Karar Harcı (Karar Sureti İçin Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi)
– Nisbi Harç Bakiyesi (Karar Sureti İçin Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi) –

HUMK.426 – 492 Sa.Ka.28,128

Somut olayda davacı banka yargılama sonunda haklı çıkmış ve bakiye karar ve ilam harcının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve gerekse Anayasa Mahkemesi Kararlarında belirtildiği üzere:
Yasal olarak sorumlu olmadığı bakiye karar ve ilam harcını yatırmadığı gerekçesiyle, haklı çıkan davacıya kararın tebliğ edilmemesi; hak arama özgürlüğünü engelleyici ve mahkemeye erişim hakkını kısıtlayıcı nitelikte bulunduğundan mahkemenin 22.5.2009 tarihli kararının bozulması gerekmiştir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmiş ise de, 22.5.2009 tarihli ek kararda onaylı karar örneği isteminin reddine ilişkin kararı da temyiz etmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine  vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, asıl borçlu olan davalı Ak-Pe Ltd.Şti. yönünden 361.850,4 l.-USD`ye yönelik, diğer davalı kefiller yönünden ise 2.224.800.-USD`ye yönelik itirazlarının  iptaline ve %40 onanında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

Davacı vekili,

22.5.2009 havale tarihli dilekçesiyle kararın kendilerine tebliğini istemiş, mahkeme ise 22.5.2009 tarihli kararıyla davacının isteminin 492 sayılı Harçlar Kanunu`nun 128. maddesindeki düzenleme karşısında olanaklı görülmemesi nedeniyle reddine karar verilmiş, iş bu red kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, dava sonunda kendisinden karar ve ilam harcı alınmasına karar verilen davalı tarafın ödemekle yükümlü olduğu karar ve ilam harcı alınmadan haklı çıkan davacıya kararın tebliğe verilip verilmeyeceğinden kaynaklanmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 25321/02 numaralı 26.6.2007 tarihli Ülger/Türkiye kararında, başvuranın kararın bir kopyasını alamadan mahkeme harcını ödemekle yükümlü tutulmasının, üzerinde aşırı bir yük oluşturduğu ve mahkemeye erişim hakkını, bu hakkın özünü zedeleyecek derecede kısıtladığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1 .maddesinin ihlal edildiği kabul edilmiştir.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesi 14.1.2010 tarih, 2009/27 esas ve 2010/9 karar sayılı kararıyla dava açarken peşin harcı ödeyen ancak nispi harca tabi davalarda işin niteliği gereği dava sonuna bırakılan bakiye harçtan yasal olarak sorumlu olmadığı mahkeme kararıyla belirlenen davacıya, sorumlusu olmadığı bir harcın tahsili koşuluyla ilamın verilmesi, bireysel hak arama özgürlüğünü engelleyici nitelik taşıdığı gerekçeleriyle Harçlar Kanunu`nun 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin “karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmez” biçimindeki ikinci tümcesinin Anayasa`ya aykırı  olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Somut olayda davacı banka yargılama sonunda haklı çıkmış ve bakiye karar ve ilam harcının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Gerek yukarıda anılan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve gerekse Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere yasal olarak sorumlu olmadığı bakiye karar ve ilam harcını yatırmadığı gerekçesiyle haklı çıkan davacıya kararın tebliğ edilmemesi, hak arama özgürlüğünü engelleyici ve mahkemeye erişim hakkını kısıtlayıcı nitelikte bulunduğundan mahkemenin 22.5.2009 tarihli kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.

Y.19.H.D. 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046

PicLensButton Y19HD 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046

Y19HD 2.3.2010 E.2009/5055 – K.2010/2201


  Y19HD 2.3.2010 E.2009/5055 – K.2010/2201

– Fatura Münderecatının Kesinleşmesi (Vade Farkı Ödenir İbaresi Hariç)
– Faturada Vade Farkı Ödenir İbaresi (Faturaya İtiraz Edilmemesi)
– Sözleşme Sona Erdikten Sonraki Kullanım (Fatura Münderecatının Kesinleşmesi)
– Doğalgaz Sözleşmesi Sona Erdikten Sonraki Alım (Fatura Münderecatının Kesinleşmesi) –

BK.76,96 – TTK.23/2,66,182,210

1. Doğalgaz Satış Sözleşmesinden kaynaklanan faturalara dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin davada:
Doğalgaz satış sözleşmesi yenilenmemişse de, sayaç alıcı firmanın isteği üzerine sökülmediğinden; gönderilen ve itiraz edilmemekle, sadece fatura münderecatı yönünden kesinleşen faturalar sebebiyle ve bu miktar üzerinden talebin kısmen kabulüne dair kararda bir isabetsizlik yoktur.
2. Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez. (YİBK 27.6.2003 GÜN 2001/1 – 2003/1)

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, Doğalgaz Satış Sözleşmesinden kaynaklanan faturalara dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Davalı taraf duruşmalara katılmadığı gibi, cevap dilekçesi de vermemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama toplanan deliller ilk bilirkişi raporunu teyit eden benimsenen üçüncü bilirkişi kurulu raporuna göre;

taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmediği, sözleşmenin 1.4.2001 tarihi itibariyle sona erdiği, sözleşme sona erdiği için davalının alım taahhütlerinden sorumlu tutulamayacağı, sabit hizmet ücretinden de sözleşmenin 7. maddesi gereğince sorumlu tutulamayacağı, ancak davacının talebi üzerine tesis içerisindeki sayacın sökülmediği anlaşılmakla sayaç kira bedelinden sorumlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona ermekle, davacı tarafından davalıya gönderilen gaz alım taahhüdüne ilişkin faturalar ve bu faturaların gecikme cezasına ilişkin faturalar, sabit hizmet ücretine ilişkin faturalar ile bu faturaların gecikme cezasına ilişkin faturaların davalıya teslim ve TTK.nun 23/2. maddesi gereği 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde sadece fatura münderecatının kabul edilmiş sayılacağı, (27.6.2003 tarih, 2001/1 Esas – 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararının da bu yönde olduğu) düzenlemesi karşısında bu faturalardan davalının sorumlu tutulamayacağı, davacının bu hükümlere yönelik talebinin reddi gerektiği, gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, takibin 774.96.- YTL. asıl alacak 734.36.- YTL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.509.32.- YTL. için yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin bu miktar için devamına, fazlaya ilişkin 189.653.45.- YTL. istemin reddine, asıl alacağın % 40`ı oranındaki tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

SONUÇ: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.19.H.D. 2.3.2010 E.2009/5055 – K.2010/2201

PicLensButton  Y19HD 2.3.2010 E.2009/5055 – K.2010/2201

Y19HD 10.12.2009 E.2009/9788 – K.2009/11567


 Y19HD 10.12.2009 E.2009/9788 – K.2009/11567

– BANKANIN KARŞILIKSIZ ÇEKTE KISMİ ÖDEME SORUMLULUĞU (Zamanaşımı)

– KARŞILIKSIZ ÇEK (Bankanın Karşılıksız Çekte Kısmi Ödeme Sorumluluğu)

– ZAMANAŞIMI (Bankanın Karşılıksız Çekte Kısmi Ödeme Sorumluluğu)

– İTİRAZIN İPTALİ (Bankanın Karşılıksız Çekte Kısmi Ödeme Sorumluluğu)

– HAMİLİN HAKLARI (Bankanın Karşılıksız Çekte Kısmi Ödeme Sorumluluğu) –

4814 Sa.Ka. – HUMK.427 – 3167 Sa.Ka.10 – TTK.662,663,726,730

Karşılıksız çek; zamanaşımı def’inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, karşılıksız çıkan çekler nedeni ile 3167 sayılı Kanun`un 4814 sayılı Kanun ile değişik 10. maddesi uyarınca muhatap bankanın sorumlu olduğu meblağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
Davalı banka vekili davacının talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, karşılıksız çıkan çeklerde çeki elinde bulunduran kimsenin hamil konumunda olup bankanın sorumlu olduğu bedeli ödemesi gerektiğinden itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kesin olarak verilen hüküm davalı banka vekilinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından zamanaşımı def’inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmi Gazetede yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oybirliği ile karar verildi.

Y.19.H.D. 10.12.2009 E.2009/9788 – K.2009/11567

PicLensButton Y19HD 10.12.2009 E.2009/9788 – K.2009/11567

Y19HD 21.12.2009 E.2009/10490 – K.2009/12052


 Y19HD 21.12.2009 E.2009/10490 – K.2009/12052

– BANKANIN KARŞILIKSIZ ÇEKİ KISMEN ÖDEMESİ (Takas Odaları Aracılığı ile İbraz Edilen Çek)

– KARŞILIKSIZ ÇEK (Bankanın Kısmen Ödemesi – Çekin Takas Odasından Gelmesi)

– KISMİ ÖDEME YAPILAMAMASI (Takas Odaları Aracılığı ile İbraz Edilen Çek)

– TAKAS ODALARI ARACILIĞI İLE İBRAZ EDİLEN ÇEKLER (Bankanın Kısmi Ödeme Sorumluluğu) –

4814 Sa.Ka. – HUMK.427/6,7 – 3167 Sa.Ka.6/son, 10

3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi “Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirlenen sorumluluk miktarı dahil kısmi ödeme yapılamaz…” hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeden aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı vekili, müvekkilinin çek nedeniyle dava dışı keşideciden alacaklı olup bu alacağın tahsili için bu kişi hakkında takibe geçtiğini çeklerin halen ilgili icra müdürlüğünün kasasında bulunduğunu, müvekkilinin çekin muhatabı olan davalı banka hakkında da 3167 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca takibe geçtiğini ancak, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, 3167 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca müvekkili banka tarafından ödemekle yükümlü olunan tutarın davacı hamile ödenmesi için çek aslının müvekkili bankaya teslim edilmesi gerektiğini, oysa davacı hamilin çek aslını teslim etmediği ve diğer icra dosyasında olduğunu ifade ettiği, çek aslı müvekkili bankada bulunmadığı için keşideci imzasının sahte olup olmadığı hususunun denetlenemediğini, müvekkili bankanın ödeme zorunluluğu doğmadığını, davacının haksız olarak takibe geçtiğini öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı çek hamilinin davalı muhatap bankaya karşı 3167 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca ödenmesi zorunlu olan tutarın tahsili için takibe geçtiği, dava konusu çekin takasa ibraz edilmiş olmasının muhatap davalı bankayı kanunen ödemek zorunda olduğu tutarı ödemek sorumluluğundan kurtarmayacağı, ibrazdan sonra bedelin tahsili için muhatap bankaya müracaatın mümkün olduğu kaldı ki, müracaat edilmemiş hatta ibraz sırasında açıkça bedel talep edilmemiş olsa dahi bu hakkın sonradan kullanılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının tazminat isteminin ise reddine, dava değeri itibariyle kesin olarak karar verilmiş, davacı banka vekili hükmün Kanun yararına bozulması talebi ile Adalet Bakanlığına müracaat etmiş, Adalet Bakanlığı 17.9.2009 tarihli yazısı ile hükmün Kanun yararına bozulması talepli olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.10.2009 tarihli yazı ile hükmün HUMK.nun 427/6. maddesi uyarınca Kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuştur.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi “Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirlenen sorumluluk miktarı dahil kısmi ödeme yapılamaz…” hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeden aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2009 gün 2009/255161 sayılı Kanun yararına bozma talebinin kabulü ile BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.19.H.D. 21.12.2009 E.2009/10490 – K.2009/12052

PicLensButton Y19HD 21.12.2009 E.2009/10490 – K.2009/12052

Y19HD 16.7.2009 E.2009/3323 – K.2009/7269


 Y19HD 16.7.2009 E.2009/3323 – K.2009/7269

– AKREDİTİFİ AÇAN BANKA (İstanbul Temsilcisinin Husumet Yetkisi) –

Akreditif bedelinin tahsili davasında: BNP Paribas Bankası davalı olarak gösterilmiştir. Akreditifi açan bu bankanın   Newyork Şubesi olduğuna göre bu davalıya usulüne uygun tebligat yapılıp bu suretle taraf teşkili yapıldıktan sonra yargılamaya devam edilip onun hakkında da hüküm kurulması gerekirken, davada taraf olmayan, adı geçen bankanın İstanbul temsilciliği davanın tarafıymış gibi hüküm kurulması doğru değildir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,  gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı Birleşmiş Milletler Gıda Programı arasında akdedilen 31.3.2003 tarihli sözleşme uyarınca, müvekkili tarafından Irak ülkesine kum bakliyat ihracatı gerçekleştirildiği ve malların tamamının adı geçen ülkeye teslim edildiğini, müvekkilinin kısmi tahsilat yaptığını, bakiye   57.672.50.- Euro alacağının kaldığını, davalı bankanın Newyork şubesinin ise alıcının borcunu garanti etmek için müvekkili şirket lehine akreditif açtığını, ihracata ilişkin tüm belgelerin dava dışı muhabir bankaya gönderilmesine rağmen bakiye miktarın tahsil edilemediğini, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin alacağının faizi ile davalılardan tahsiline talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, davacı tarafından Irak ülkesine ihraç edilecek bakliyatlar için 20.3.2004 vadeli 695.000 Euro tutarlı akreditif mektubunun davacı lehine düzenlendiği, satıma konu fasulye ve nohut`a ilişkin bedelin ödendiğini, ancak kırmızı mercimeğe ilişkin bakiye ödemenin Birleşmiş Milletler varış onayı düzenlenmemiş olması nedeni ile yapılamadığını, durumun davacıya bildirildiğini, davalı olarak gösterilen müvekkilinin tüzel kişiliği bulunmadığını, sadece temsilcilik olduğunu, akreditifin BNP Peribos Newyork Şubesince düzenlendiğini, bu nedenle müvekkilinin davada taraf ehliyeti bulunmadığını, akreditifin vadesinin 30.10.2004 tarihinde dolduğunu, davacının akreditif belgelerini zamanında sunmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermeyip yargılamaya da katılmamıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı ile Irak Ticaret Bakanlığı Gıda Maddeleri Alım-Satım Kurulu arasında gıda maddeleri alım satım hususunda anlaşma imzalandığı, sözleşme konusu mal bedelinin   BNP Bankasının açacağı akreditif ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede Birleşmiş Milletler Gıda Programının taraf olmadığı ve bu nedenle davada husumet ehliyetinin bulunmadığı, akreditifin BNP Paribas Bankasının  Newyork Şubesince açıldığı için, adı geçen bankanın Türkiye temsilciliğinin de davada husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın her iki davalı yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş,  hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1- Davacı şirket vekilinin davalı Birleşmiş Milletler Gıda Programı (State Co Foodstuff Trading) `na yönelik temyiz itirazlarının dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre reddi gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarına gelince,   hüküm davacının taraflarına yönelik olarak kurulur. Somut olayda BNP Paribas Bankası davalı olarak gösterilmiştir. Akreditifide açan bu bankanın Newyork Şubesi olduğuna göre bu davalıya usulüne uygun tebligat yapılıp bu suretle taraf teşkili yapıldıktan sonra yargılamaya devam edilip onun hakkında da hüküm kurulması gerekirken, davada taraf olmayan, adı geçen bankanın İstanbul temsilciliği davanın tarafıymış gibi hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı Birleşmiş Milletler Gıda Programı (State Co Foodstuff Trading)`na yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yönünden BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.19.H.D. 16.7.2009 E.2009/3323 – K.2009/7269

PicLensButton Y19HD 16.7.2009 E.2009/3323 – K.2009/7269