Etiket arşivi: YÖNTEM

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TAZMİNAT, AMELİYAT SIRASINDA YANLIŞ YÖNTEM UYGULANMASI…

YARGITAY 13. Hukuk Dairesi
ESAS: 2014/127
KARAR: 2014/13346

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı sağlık kuruluşunda görevli sağlık görevlileri tarafından kendisine yapılan tedavi kapsamında, gerçekleştirilen safra kesesi ameliyatı sırasında kapalı ameliyatın yapıldığı kameranın ısıtılması için kullanılan sıcak su kompresinin gerekli önlem alınmadan bacaklarının üzerine konulması sonucu ayaklarının yandığını,bu yanık nedeniyle kan kanserine yakalandığını ileri sürerek 2.300 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın davalılardan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı, dava dilekçesinde ayaklarının yanması sonucu kan kanserine yakalandığını, bu durum nedeniyle maruz kaldığı sıkıntı,moral bozukluğu ve üzüntülerden dolayı manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerden doğan sorumluluğa ilişkin kuralları düzenleyen 49. maddesi, kıyas yoluyla aynı kanunun 98/2 maddesi ile sözleşmeye aykırı davranışlara da uygulanır. Sözleşme hükümlerine aykırılık hallerinde, bu aykırı davranış, eğer kişilik haklarını ihlal etmişse ve Borçlar Kanununun 49.maddesinde öngörülen koşulların varlığı sabit olursa, o takdirde manevi tazminata hükmedilebilir. Dava konusu olayda, davacının safra kesesi ameliyatının gerçekleştirilmesi sırasında ameliyatta kullanılan kameranın ısıtılması işleminde kullanılan sıcak su kompresinin dikkatsiz bir şeklide davacının ayağı üzerine bırakılması sonucu davacının ayaklarında yanıklar meydana gelmiş olup,bu husus davalı B… tarafından sağlık müdürlüğüne hitaben yazılan dilekçe içeriği, adli tıp raporu ve tüm dosya kapsamı ile sabittir. Davalı sağlık görevlilerinin dikkatsizliği sonucu davacının ayağında meydana gelen yanıklar nedeniyle davacının ayrıca yanık tedavisi gördüğü,bu yanık tedavisine bağlı olarak sıkıntı ve üzüntüye maruz bırakıldığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla, davacının kişilik hakları, davalılar tarafından hukuka aykırı biçimde ihlal edilmiştir. O halde, mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile ihlalin niteliği göz önüne alınarak davacı yararına makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, kişilik haklarına saldırı oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

3-Davacı, dava dilekçesinde dava konusu maddi tazminata ilişkin bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacının dava tarihinden itibaren faiz isteyebileceği gözetilerek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 31 Ara 2014, 11:23


YARGITAY 1. H.D E: 2013/7596 K: 2013/10645 * TAPUDA İSİM TAHSİSİNDE UYGULANMASI GEREKEN YÖNTEM

T.C. YARGITAY 

1. Hukuk Dairesi

 ESAS NO : 2013/7596

 KARAR NO : 2013/10645

 

 Y A R G I T A Y İ L A M I

 

 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :

GÖLBAŞI(ANKARA) SULH HUKUK MAHKEMESİ 

TARİHİ : 28/02/2013

 NUMARASI : 2013/94-2013/218 

DAVACI :

 DAVALI : GÖLBAŞI TAPU MÜDÜRLÜĞÜ 

DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM 

 

 

Yanlar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Süleyman Yumma'nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; 

 

-KARAR- 

 

Talep, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu dört adet taşınmazda Halime oğlu Mustafa’nın paydaş olduğu kayden sabittir. Davacı, anılan taşınmazların tapu kaydında “Halime oğlu Mustafa” yazan kimlik bilgilerinin “ Ali oğlu Mustafa Er” olarak düzeltilmesini istemiştir. Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür taleplerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. HMK'nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir. Bu tür kayıt düzeltme veya tespit taleplerinde, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.

 

Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.

 

 1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir. 

 

2- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.

 

 3- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup olmadıkları araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak Talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalıdır

 

4-Talep konusunda tanıklar dinlenmelidir. 

 

5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir. Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.

 

 Somut olaya gelince; çekişme konusu taşınmazların kadastro tespitlerine yapılan itiraz üzerine Çankaya Kadastro Mahkemesinin 1953/136-1061 Esas/Karar sayılı ilamı ile Havva varisi H. oğlu M. adına hükmen tescil edildiği, H.’nın ölmesi ile mirasının diğer çocukları ile kızı H.’ye kaldığı, H.’nin ölmesi ile de oğlu M.’ya kaldığı belirtilmekte olup mahkemece H. mirasçıları yönünden araştırma yapılmadan sonuca gidilmiştir.

 

 Hal böyle olunca; yukarıda anılan tescil ilamında adı geçen H.’nin anne baba ve kardeşlerini gösterir nüfus aile kayıt tablosunun nüfus müdürlüğünden getirtilmesi, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişinin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları (tescil ilamı) ile bağlantı kurulacak şekilde araştırılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA , 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.