TASARRUFUN İPTALİ DAVASI

T.C.
YARGITAY
Onbeşinci Hukuk Dairesi
E: 2006/1517
K: 2006/3956
T: 27.06.2006
TASARRUFUN İPTALİ DAVASI
Özet: Somut olayda, borçlu hakkındaki haciz yoluyla takip 12.09.2003 tarihinde ve 11.08.1999 takip tarihinden itibaren İİK’nın 280. maddesi 1. fıkra ikinci cümlesindeki 5 yıllık süre içinde yapıldığından işin esasının incelenmesi gerekirken, mah­kemenin İİK’nın 278/2. maddesindeki 2yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle tasarrufun iptalinin istenemeyeceğine dair kabulü doğru değildir.
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 277]
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 278]
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 280]
Mahalli mahkemesinden verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, İİK’nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu ve tasarruftan iki yıl geçtikten sonra haciz yapıldığından tasarrufun iptali istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
30.07.2003 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı Yasa ile değişik İİK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde “malvarlığı borç­larına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir.” hükmü yer almaktadır. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde iptale ilişkin süre 2 yıldan 5 yıla çıkartılmıştır. Dosya kapsamından davalı Fatma’nın borçlu Övün’ün teyzesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu yakın akrabalık nedeniyle aynı maddenin ikinci fıkrasındaki aksi kanıtlanamayan alacaklı lehine karineye göre, davalı Fatma’nın yeğeni olan borçlu Övün’ün mali durumunu ve mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini bildiği kabul edilmelidir. Borçlu hakkındaki haciz yoluyla takip 12.09.2003 tarihinde ve 11.08.1999 takip tarihinden itibaren İİK’nın 280. maddesi 1. fıkra ikinci cümlesindeki 5 yıllık süre içinde yapıldığından işin esasının incelenmesi gerekirken mahke­menin İİK’nın 278/2. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden tasarrufun iptalinin istenemeyeceğine dair kabulü doğru olmamıştır.
Tasarrufun iptali davasının ön koşullarından birisi de borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasıdır. Eldeki davada takip dayanağı çekin keşide tarihi 22.08.2003, bankaya ibraz tarihi 15.08.2003 olup, iptali istenen tasarruflar 11.08.1999 tarihinde yapıldığından, borç tasarruftan sonra doğmuş görünmektedir. Kural olarak çeklerde vade bulunmaz. Ancak ticari hayatta ileri tarih atılarak çek düzenlendiği ve yaygın şekilde kullanıldığı bilinen bir vakıadır. Keşide tarihi 22.08.2003 olmakla birlikte 15.08.2003 günü bankaya ibraz edildiğinden takip konusu çekin ileri tarih atılarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda alacağın 1995 yılından beri devam eden ticari ilişki ve cari hesap bakiyesinden kaynaklandığı ve çekin yenileme suretiyle verildiği iddia edilmiştir. Çekin keşidesine neden olan temel ilişkinin tasarruf tarihinden önce gerçekleştiği iddiası yeterince araştırılmamış ve irdelenme-miştir,
O halde mahkemece yapılması gereken iş İİK’nın 280/1. maddesi 2. cümlesine göre takip ve haciz 5 yıllık süre içinde yapıldığından işin esasına girerek borcun doğum tarihi konusunda alacaklı ve borçlu isticvap edilip bu konuda tüm delilleri toplandıktan sonra, borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olduğunun kanıtlanması halinde İİK’nın 280/1. maddesindeki iptal koşulları gerçekleşeceğinden tasarrufların iptaline, aksi halde şimdiki gibi davanın reddine karar vermek olmalıdır.
Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlen­dirme sonucu davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 27.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir