TAZYİK HAPSİ / DİSİPLİN HAPSİ / YASA YOLU

T.C.

YARGITAY
Ceza Genel Kurulu
E: 2006/16 HD – 123
K: 2006/127
T: 25.04.2006
TAZYİK HAPSİ
DİSİPLİN HAPSİ
YASA YOLU
ÖZET: 5237 sayılı Yasa ile cürüm kabahat ayrımı ve buna bağlı hafif hapis, hapis, ağır hapis ayrımına son verilmiş, kabahatlerin bir kısmı idari yaptırım gerektiren eyleme, bir kısmı da suç haline getirilmiştir. Bu sistem ve yaptırım de­ğişikliğinin sonucu olarak yasalardaki yaptırım sisteminin de 5237 sayılı Yasaya uyarlanması amacıyla 5252 sayılı Yasanın 7. maddesi ile yaptırımı hafif hapis veya hafif pa­ra cezası olan eylemler idari para cezasını gerektiren ka­bahatlere dönüştürülmüştür. Ancak 5358 sayılı Yasa ile, İcra ve iflas Yasasında yer alan yaptırımlar yeniden düzen­lenmiştir. Buna göre; tazyik hapsi, disiplin hapsi, hapis ce­zası veya adli para cezası biçiminde yaptırımlar belirlen­miştir. 2004 sayılı Yasanın değişik 346. maddesi ile de, di­siplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi tarafından karar verileceği, diğer ceza davaları ile birleştirilemeyeceği hük­me bağlanmış, 353. madde ile de icra mahkemelerince ve­rilen tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı itiraz yolu öngörülmüştür.
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 346]
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 353]
Ödeme şartını ihlal etmekten sanığın beraatına ilişkin (Beyoğlu Birinci İcra Ceza Mahkemesi)nce verilen 30.06.2005 gün ve 3106/450 sayılı karar, şikâyetçi vekilince 07.07.2005 tarihinde temyiz edilmekle, temyiz istemi ka­rar mahkemesince itiraz olarak, itiraz mercii olan Beyoğlu Üçüncü Ağır Ce­za Mahkemesince ise; verilen beraat kararının hüküm niteliğinde ve dolayı­sıyla temyize tabi olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Temyiz mercii olarak dosyayı inceleyen Yargıtay Onaltıncı Hukuk Daire­since de, 01.03.2006 gün ve 12557/1330 sayı ile; verilen kararın İİY.nın 366. maddesi uyarınca onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 07.04.2006 gün ve 162977 sayı ile; “Beyoğlu Birinci İcra Ceza Mahkemesinin 30.06.2005 gün ve 2004/3106 Esas, 2005/450 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık aleyhine Beyoğlu Beşinci İcra Müdürlüğünün 2004/2754 esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğu, borçlu sanığın 29.04.2004 tarihli haciz işlemi sırasında ödeme taahhüdünde bulunduğu ancak taahhüdüne uymadığı, bu nedenle cezalandırılması için süresinde dilekçe ile başvurulduğu, şirket yetkililerinin müşterek imza ile işlem yapabileceği, ancak taahhüdün tek yetkili tarafından yapılmış olması nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesi ile sanığın beraatına karar veril­diği, müşteki vekili tarafından 07.07.2006 günü temyiz isteminde bulunuldu­ğu, söz konusu talep mahkemesince itiraz dilekçesi olarak kabul edilip dos­yanın ilgili Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği ancak Beyoğlu Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesince, temyize tabi kabul edilen hükmün mahkemesine iade edildiği ve mahkemesince gönderilen dosyada Yüksek Yargıtay Onaltıncı Hu­kuk Dairesince onama kararı verildiği anlaşılmıştır.
765 sayılı TCK.nun 1. maddesinin 2. fıkrasında, “suçlar cürüm ve kaba­hattir” denmesine rağmen, 5237 sayılı TCK.da bu ayrıma son verilerek tüm suçlar cürüm olarak kabul edilmiş ve aynı Kanunun 45. maddesinde, suç kar­şılığında uygulanacak yaptırımlar hapis ve adli para cezası olarak belirlenmiş­tir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren, 5349 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkın­daki Kanunun 7. maddesi ile Kanunlarda hafif hapis ve hafif para cezası ola­rak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür.
Aynı tarihte yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 2. madde­sinde “Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanma­sını öngördüğü haksızlık anlaşılır” denmek suretiyle kabahatlerin tanımı yapıl­mıştır.
Kanunun 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu belirtilmiş­tir.
Kanunun 29. maddesinde ise, mahkemece verilecek kabahatlere ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebileceğini düzenlemiştir.
01.06.2005 tarihinden önce işlenen ve bu tarih öncesinde müeyyidesi ha­fif hapis olarak düzenlenen, 2004 sayılı icra ve iflas Yasasının 340. madde­sinde düzenlenen ödeme şartını ihlal suçunun cezası idari para cezasını ge­rektirmekte ve verilen karar itiraz yasa yoluna tabi bulunmaktadır.
5358 sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Yasasının 340. madde­si, 01.06.2005 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak “111. madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde karşılaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra vezne­sine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tek­rar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez” şeklinde ve öncesinde hafif ha­pis olan müeyyidesi de tazyik hapsi olarak değiştirilerek düzenlenmiştir.
5252 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca, 2004 sayılı İcra ve İflas Yasasında 5358 sayılı Yasa ile yapılan ve 01.06.2005 tarihli mükerrer gazete­de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan değişiklik ile müeyyidesi hafif ha­pis ve hafif para cezası olan suçlar, disiplin hapsi-tazyik hapsi ve hapis ceza­sı olarak yeniden düzenlenmiştir.
5358 sayılı Kanunla değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Yasasının 346. mad­desinde, “Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mah­kemesi karar verir. İcra Mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahke­melerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez.
Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesinde bakılır.” denmek suretiyle müeyyidesi disiplin ve tazyik hapsi olarak belirlenen eylem­ler suç olarak nitelendirilmemiştir.
5358 sayılı Yasa ile değişiklik yapılmadan önce “Şikâyet süresi” başlıklı 347. madde “Tetkik merciince bakılan suçlardan dolayı şikâyet hakkı…” şek­linde düzenlenmiş olmasına karşın değişiklik sonrası, “Bu Bapta yer alan fiil­lerden dolayı şikâyet hakkı…” denilmek suretiyle disiplin ve tazyik hapsini içe­ren eylemleri de kapsayacak şekilde daha geniş bir düzenlemeye yer veril­miştir.
5358 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenen 348. madde “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı yetkili İcra Mahkemesi….” demek suretiyle, bu yasada düzen­lenen disiplin tazyik hapsi ve hapis ve adli para cezalarını kapsayacak ve disiplin-tazyik hapsi cezalarını suç nitelendirmesi dışında bırakacak yeni bir dü­zenleme getirmiştir.
5271 sayılı CMK.nun 2. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde disiplin hap­si tanımlanmış olup, İzzet özgenç TCK. Şerhinde “hapis cezasından farklı olarak, disiplin hapsinin kişi hakkında, belli bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılmasının dışında, hak yoksunluğu gibi başka herhangi bir huku­ki sonucu bulunmamaktadır.”demek suretiyle bu tür cezaların suç kavramı dışında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
5358 sayılı Yasanın 21. maddesi ile değiştirilen 2004 sayılı İcra ve İflas Ya­sasının başlığı “itiraz” olarak düzenlenen 353. maddesinde, bu yasa uyarınca verilen kararlara karşı gidebilecek kanun yolları düzenlenmiş olup, kanun tek­lifinde adı geçen madde,
“Madde 19- İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
İtiraz:
Madde 353-(1) İcra Mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı tefhim veya tebliğ tari­hinden itibaren yedi gün içinde, yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
(2) İcra Mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği idari para cezası ile ilgili olarak 31.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanu­nu hükümleri uygulanır.
(3) İcra Mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 04.12.2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanununun Kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde dü­zenlenmiş olup
Madde gerekçesinde de;
“Maddeyle İcra ve İflas Kanunun 353. maddesinde değişiklik yapılmakta­dır. Maddenin birinci fıkrasında tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara Ağır Ceza Mahkemesinde itiraz edilebileceği, ikinci fıkrasında idari para cezasıyla ilgili olarak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ve üçüncü fıkrasında suçlardan dolayı verilen hükümlerle ilgili olarak 5271 sayı­lı Ceza Muhakemesinin Kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanacağı dü­zenlenmiştir. ” Denilmek suretiyle bu kanunda müeyyideye bağlanan eylem­leri, Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezası, disiplin ve tazyik hap­sini gerektiren eylemler ile suçlar olarak üçe ayırmış olup, disiplin ve tazyik hapsine bağlanan eylemleri suç olarak nitelendirmemiştir.
Madde, tasarı ve Adalet Komisyonu raporu gerekçeleri ile birlikte değer­lendirildiğinde, suç olarak nitelendirilen eylemler için temyiz; kabahat, yaptı­rımı disiplin ve tazyik hapsi olarak belirlenen eylemler için itiraz yasa yolunun benimsendiği anlaşılmaktadır.
Adalet Komisyonu tarafından, İcra ve İflas Kanunun 16. Bap kapsamında tanımlanan fiiller karşılığında idari para cezasının verilmesinin uygun olmaya­cağı düşüncesiyle ikinci fıkranın metinden çıkarılması suretiyle madde kabul edilmiştir.
Kabul edilen maddenin birinci fıkrasında “İcra Mahkemesinin bu Bap hü­kümlerine göre verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı… itiraz edilebilir” denmek suretiyle müeyyidesi tazyik ve disiplin hapsi olarak düzen­lenen eylemlerden dolayı verilecek tüm kararlara karşı (niteliğine bakılmaksı­zın) itiraz kanun yoluna gidileceği kabul edilmiştir. Aksi düşünce, disiplin hap­si ve tazyik hapsi ile cezalandırılma durumunda itiraz yasa yoluna gidilerek, kararın bağlı bulunulan Ağır Ceza Mahkemesine, beraat kararı verilmesi du­rumunda ise temyiz yasa yoluna gidilerek Yargıtay’a gönderilmesi anlamına gelecektir. Ayrıca; müeyyidesi disiplin veya tazyik hapsi olarak belirlenen eytemlerden dolayı yargılama sonucu mahkemece verilen “beraat” kararı da 5271 sayılı CMK.nun 223/2. fıkrası kapsamında bir beraat kararı niteliğinde olmayıp, eylemin sübut bulmaması halinde “disiplin-tazyik” hapsi verilmesi­ne yer olmadığı” veya “talebin reddi” niteliğindeki bir karardır. Çünkü beraat kararı suçlar nedeniyle yapılan yargılama sonucunda verilebilen bir hüküm­dür.
Maddenin ikinci fıkrasında, İcra Mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlar­dan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 5271 sayılı CMK.nun kanun yolları­na ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, 2004 sayılı İcra ve İflas Yasasının 340. maddesi müeyyidesi itibariyle suç olarak düzenlenmedi­ği için bu fıkranın olayımızda uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Müeyyidesi disiplin ve tazyik hapsi olarak belirlenen ve yukarıdaki açıkla­malar ışığında suç olarak nitelendirilmeyen eylemlerden dolayı (01.06.2005 tarihinden sonra verilen kararların, “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2005 gün ve 2005/16 HD-146 Esas, 2005/139 Karar sayısı ilamında da belirtildiği üzere) yasa değişikliğinde geçici düzenlemeyle aksi belirtilmediği için 5358 sayılı Yasanın 353/1. fıkrası uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olması gerekmektedir.” gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak;
Özel Dairenin 01.03.2006 gün ve 12557/1330 sayılı kararının kaldırılarak, Beyoğlu Birinci İcra Ceza Mahkemesinin 30.06.2005 gün 3106-450 sayılı hükmü hakkında, itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesince bir karar veril­mesi için incelenmeksizin mahalline gönderilmesine karar verilmesi istemin­de bulunulmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle itiraz, Ceza Genel Ku­rulunca değerlendirildi, gereği konuşulup düşünüldü.
Sanık aleyhine Beyoğlu Beşinci İcra Müdürlüğünün 2004/2754 esas sa­yılı dosyasında yapılan icra takibinde, borçlu sanığın 29.04.2004 tarihli haciz sırasında ödeme taahhüdünde bulunup, ancak taahhüde uymaması nede­niyle, cezalandırılması istemiyle yapılan başvuru üzerine, Beyoğlu Birinci İc­ra Ceza Mahkemesince, taahhüdün geçersiz olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararına karşı yasa yoluna başvurulması üzerine, istemin karar mah­kemesince itiraz, itiraz mercii olan Beyoğlu Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesince ise; verilen beraat kararının hüküm niteliğinde ve dolayısıyla temyize tabi olduğu, hükmü inceleyen Onaltıncı Hukuk Dairesince de, istemin temyiz ni­teliğinde olduğu kabul edilerek, temyiz incelemesi yapılan somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, tazyik ve disip­lin hapsini gerektiren eylemler yönünden verilen kararların temyiz yasa yolu­na mı, yoksa itiraz yasa yoluna tabi olacağı noktasında toplanmaktadır.
5237 sayılı TCY’sında, cürüm-kabahat ayrımı ve buna bağlı olarak da yaptırım sisteminde yer alan ağır-hafif hapis ayrımına son verilmesi üzerine, yasada kabahat olarak öngörülen bir kısım eylemler 5326 sayılı Kabahatler Yasası ile idari yaptırımı gerektiren eylemler olarak düzenlenmiş, bir kısım eylemler ise suç haline getirilmiş, bu sistem ve yaptırım değişikliğinin zorun­lu sonucu olarak, özel Yasalardaki yaptırım sisteminin de 5237 sayılı Yasa­ya uyarlanması amacıyla 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe konulan, 5252 sa­yılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın 7. maddesi ile yasalarda, yaptırımı hafif hapis ve hafif para cezası olarak öngö­rülen eylemler ve buna bağlı olarak, İcra ve İflas Yasası’nda, yaptırımı hafif hapis olarak öngörülen eylemler idari para cezası gerektiren kabahatlere dö­nüştürülmüştür.
Ancak bu genel uyarlama hükmünün yetersiz olduğunu gören yasa ko­yucu, 01.06.2005 gün ve 25832 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlana­rak aynı gün yürürlüğe giren, 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa ile İcra İf­las Yasasında yer alan eylemler ve yaptırımları yeniden düzenlemiş, bu kap­samda bir aydan üç aya kadar hafif hapis cezasını gerektiren İcra İflas Ya­sasının 340. maddesi de; “111. madde mucibince veya alacaklının muva­fakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatır­mak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borç­tan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde değiştirilmiş, ayrıca 337, 338/2, 339, 341, 343 ve 344. maddelerdeki eylemler kabahat olarak düzenlenip, disiplin hapsi veya tazyik hapsi şeklinde yaptırımlara bağlanmış, 331, 332, 333, 333/a, 334, 335, 336, 337/a, 338/1, 342, 345/a, 345/b, maddelerindeki eylemler ise suç olarak düzenlenip, hapis cezası ve­ya adli para cezası biçiminde yaptırımlara bağlanmıştır.
Anılan Yasanın 5358 sayılı Yasa ile değişik 346. maddesinde; “Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir.
İcra mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez.
Bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakılır.” hük­müne yer verilip, “İtiraz” başlıklı 353. maddesinde ise; “İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin karar­lara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hü­kümlerle ilgili olarak 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü getiril­miştir.
Anılan maddenin değişiklik gerekçesinde; “Maddenin birinci fıkrasında tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara ağır ceza mahkemesinde itiraz edi­lebileceği, ikinci fıkrasında idari para cezasıyla ilgili olarak 5326 sayılı Kaba­hatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ve üçüncü fıkrasında suçlardan dolayı verilen hükümlerle ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu­nun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.” şek­linde açıklamalara yer verilmiş, Adalet Komisyonunca, İcra ve İflas Yasası­nın 16. Bap kapsamında tanımlanan fiiller karşılığında idarî para cezasının verilmesinin uygun olmayacağı düşüncesiyle söz konusu maddenin ikinci fıkrası metinden çıkarılmıştır.
Görüldüğü gibi, İcra ve İflas Yasasının 16. bab kapsamındaki fiiller ikili bir ayrıma tabi tutularak, bir kısım eylemler suç olarak düzenlenip, hapis ve ad­lî para cezası şeklinde yaptırımlara bağlanmış, diğer bir kısım eylemler ise, kabahat olarak düzenlenmek suretiyle, yaptırımları disiplin veya tazyik hap­si şeklinde belirlenmiştir.
Suç olarak düzenlenen eylemler nedeniyle verilen hükümlerle ilgili olarak 5271 sayılı Yasanın yasa yollarına ilişkin hükümleri uygulanacağın­dan, bu suçlar nedeniyle 5271 sayılı Yasanın 223. maddesinde hüküm ola­rak belirtilen “beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları ile adlî yargı dı­şındaki bir yargı mercine yönelik görevsizlik kararı” 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca temyize ilişkin hükümleri yürürlükte bulunan 1412 sayılı Yasanın 305 vd. maddelerindeki koşulların da bulunması halinde temyiz ya­sa yoluna tâbi olacaktır.
Kabahat olarak düzenlenen eylemler nedeniyle verilen kararlar ise, İcra ve İflas Yasası’nın 353/1. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tâbi olacaktır. Anılan fıkradaki “İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tari­hinden itibaren yedi gün içinde, yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenleme tek başına ele alındı­ğında, tazyik ve disiplin hapsine karar verilmesi halinde, bu kararlara karşı itiraz yasa yoluna başvurulabileceği yolunda yorumlara yol açabilmekte ise de, hükmün konuluş amacı, 5358 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler ve ge­tirilen yeni sistem ve 353. maddenin 2. fıkrasındaki düzenleme birlikte de­ğerlendirildiğinde, vasa koyucunun yalnızca verilen tazyik veva disiplin hap­sine ilişkin kararları deâil. disiplin veya tazyik hapsini gerektiren fiiller nede­niyle verilen her türlü kararı itiraz vasa yoluna tâbi kılmayı amaçladığı açıkça anlaşılmaktadır. Aksi kabul aynı eylem nedeniyle, daha ağır sonuç doğuran “disiplin ve tazyik hapsi” kararlarının itiraz yasa yoluna, daha lehe sonuç do­ğuran kararların ise temyiz yasa yoluna tâbi kılınmasını sonuçlayacaktır. Böyle bir kabul ise yasanın dayandığı sisteme aykırı olacağı gibi hüküm so­nucuna bakılarak yasa yolunun saptanmasına yol açacak ve verilen hükme bağlı olarak başvurulacak yasa yolu değişeceğinden hukuki istikrarı zedele­yecektir.
Diğer yönden, Beyoğlu Birinci İcra Ceza Mahkemesince, taahhüdün ge­çersiz olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararının da, 5271 sayılı CMY.nın 223. maddesi anlamında hüküm sayılmasına olanak bulunmamaktadır. Zira 5271 sayılı Yasanın 223. maddesinde anılan hükümler, ceza yasası veya özel ceza yasalarında ve bu bağlamda İcra ve İflas Yasasında suç olarak düzenlenen eylemler bakımından yapılan yargılama sonucu verilen kararları ifa­de etmektedir. Bu nedenle eylemin tazyik hapsini gerektirmediği yönündeki saptamayı ifade eden karar teknik anlamda beraat hükmü sayılmadığından, CMY’nın 223. maddesinde belirtilen hükümlere yasa yolu açısından bağla­nan sonuçların bu karara bağlanmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Somut olayda; itiraz yasa yoluna tabi bulunan karara yönelik başvuru­nun, Özel Dairece de, 5320 sayılı Ceza Yargılama Yasasının Yürürlük ve Uy­gulama Şekli Hakkındaki Yasa’nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bu­lunan 1412 sayılı CYUY’nın 317. maddesi uyarınca reddi ile itiraz konusun­da karar verilmek üzere, dosyanın 5271 sayılı Yasanın 264 ve İcra ve İflas Yasası’nın 353/1. maddeleri uyarınca icra mahkemesinin yargı çevresi için­de bulunduğu ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gere­kirken onama kararı verilmesi isabetsizdir.
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri, mahkemece verilen beraat kararının 5271 sayılı Yasanın 223 ve 1412 sayılı Yasanın 305. maddesi uya­rınca temyiz yasa yoluna tabi bulunduğu gerekçesiyle, Yargıtay C.Başsavcı­lığının itirazının reddi yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç:Açıklanan nedenlerle,
1-Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının (KABULÜNE),
2-Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesinin 01.03.2006 gün ve 12557-1330 sayılı onama kararının (KALDIRILMASINA),
3-Şikayetçi vekilinin temyiz inceleme isteminin CMUY.nın 317. maddele­ri uyarınca (REDDİNE),
4- Dosyanın, 5271 sayılı Yasanın 264 ve İcra ve İflas Yasasının 353/1. maddeleri uyarınca icra mahkemesinin yargı çevresi içinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine gönderilmek üzere, Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 25.04.2006 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir