TESCİLLİ MARKAYA TECAVÜZ

T.C.

YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi
E: 2005/790
K: 2006/2934
T: 21.03.2006
TESCİLLİ MARKAYA TECAVÜZ
ÖZET: Somut olayda dava, davacının ticaret unvanı ve tescilli markasına vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuç­larının ortadan kaldırılması ve maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, her ne kadar maddi tazminat iste­minin 556 sayılı KHK’nin 66. maddesindeki üç hesaplama şekli ile TTK.nun 58/2. maddesi uyarınca belirlenecek mik­tarlardan hangisi fazla ise o miktarda hüküm altına alın­ması istemiyle kısmi dava açmış ise de, yargılama esnasın­da talebini 556 sayılı KHK.nin 66/2-b maddesine dayan­dırmıştır. 556 sayılı KHK.nin 6. maddesi uyarınca, anılan KHK ile sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceğinin açık olması karşısında, davalının elde ettiği kazancın belirlenmesinde, başlangıç tarihi olarak davacı markasının Türkiye’de tescil edildiği tarihin esas alınması gerekir.
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 58]
556 s. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARAR… [Madde 6]
556 s. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARAR… [Madde 66]
Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Birinci Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi)nce verilen 21.09.2004 tarih ve 2001/1317-2004/517 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafın­dan istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belge­ler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1911 yılında kurulup, o tarihten beri hiz­met sektöründe faaliyet gösterip, gerek Harry’s New York Bar S.A. olarak bizzat açtığı barlar ile gerekse üçüncü kişilere ve özellikle de büyük tanınmış uluslararası otel işletmecilerine franchising vermek suretiyle faaliyetlerini sürdürdüğünü, “Harry’s New York Bar”, “Harry’s Bar” ve “Harry’s” markala­rını kendi adına dünyanın pek çok ülkesinde tescil ettirdiğini, “Harry’s Bar” markasının bar hizmetlerini içeren 42. sınıf hizmetler için ülkemizde de tes­cilli olduğunu, müvekkili markalarının Paris Sözleşmesi’nin 6. mükerrer 1. maddesi kapsamında dünyaca tanınan markalar olduğunu, davalının ulus­lararası oteller zincirinin bir parçası olan Hyatt Regency otelinin İstanbul şu­besini ve otelin içerisinde “Harry’s Jazz Bar” ismiyle bir bar işlettiğini, dava­lının kullandığı “Harry’s Jazz Bar” ibaresinin müvekkilinin “Harry’s Bar” iba­reli tescilli markasıyla aynı olduğu, davalının müvekkilinin ticari unvan ve marka tecavüzü yoluyla oluşturulan aynılık ve aynılık derecesindeki benzer­liklerinin davalının işletmesinin müvekkilinin işletmesi veya müvekkilinin izni veya lisansı ile işletilmekte olduğu şeklinde algılanmasına neden olduğu ve bundan dolayı davalı tarafın haksız olarak kazanç elde ettiğini ileri sürerek, davalının müvekkili ticari unvanına ve marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet işlediğinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kal­dırılmasına 556 sayılı KHK.nin 66 ve 67. maddeleri ile TTK.nun 58/2. fıkrası gereğince belirlenecek en fazla miktar üzerinden ödenmesi gereken tazmi­natın belirlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (100.000) Euro’nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına kadar verilme­sini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvek­kilinin kullandığı izimde yer alan “Jazz” ibaresinin davacı markasıyla iltibas ihtimalini tamamen bertaraf eder mahiyette olduğunu, davacı iddiasının ak­sine “Harry’s Bar” markasının Türkiye’de tanınmış bir marka olmadığını, markasını tescil ettirdiği 42. sınıf dışındaki ürün ve hizmetler bakımından markasının himayesini talep edemeyeceğini, istenen tazminat miktarı ve fa­iz oranı ile başlangıç tarihinin de kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna na­zaran, davacının “Harry’s Bar”isminin tescilli marka olduğu, davalının ise iş yerinde Harry’s Jazz Bar ismini kullandığı, davalının kullandığı iş yeri ismin­de davacının tescilli markasının iki kelimesinin olduğu gibi yer aldığı, bu ha­liyle davalının davacının markasından yararlandığı ve söz konusu markayı bi­lenlerin davalının işyerinin davacıya ait işyeri zincirinin bir parçası olduğuna kanaat getirecekleri, bu nedenle davacı ticaret unvanı ve markasıyla davalı işyeri adının iltibas oluşturduğu, 856 sayılı KHK.nin 42. maddesi uyarınca haksız rekabetin işlenmekte olduğunun tespit ve önlenmesine karar verilme­sinin gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalının iş yerinde Harry’s Jazz Bar ismini kullanmasının davacı ticari unvanına ve markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının bu unvanı kullanmasının önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, (100.000) Euro tazminatın % 5.75 faiziyle birlikte 19.07.2001 tespit tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerek­çesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsa­mı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 Dava, davacının ticaret unvanı ve tescilli markasına vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi tazminat iste­mine ilişkindir. Davacı vekili, her ne kadar maddi tazminat isteminin 556 sa­yılı KHK.nin 66. madesindeki üç hesaplama şekli ile TTK.nun 58/2. madde­si uyarınca belirlenecek miktarlardan hangisi fazla ise o miktarda hüküm al­tına alınması istemiyle kısmi dava açmış ise de, yargılama esnasında talebi­ni, 556 sayılı KHK.nin 66/2-b maddesine yani, “Marka hakkına tecavüz ede­nin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre sınırlandırmıştır. 556 sayılı KHK.nin 6. maddesi uyarınca anılan KHK ile sağlanan marka koruma­sının tescil yoluyla elde edileceğinin açık olması karşısında, davalının elde
3 ettiği kazancın belirlenmesinde başlangıç tarihi olarak, davacı markasının Türkiye’de tescil edildiği 06.11.1998 tarihinin esas alınması gerekirken, da­valının faaliyete geçtiği 1994 yılının hesaplamada esas alınması doğru olma­dığı gibi, davalının markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın Türk Lira­
4 sı olması, davacının yabancı para üzerinden doğmuş bir zararın da söz ko­nusu olmaması nedeniyle yabancı para üzerinden tazminata hükmedilmeside doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulma­
5 sına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına (BOZULMASINA), öde­diği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2006 ta­rihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir