VEKİLİN AZLİ

T.C.

YARGITAY
Onüçüncü Hukuk Dairesi
E:2005/16998
K: 2006/6398
T: 24.04.2006
VEKİLİN AZLİ
ÖZET: Davacı avukatın, vekil olarak borçları BK.nun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, öncelikle vekil BK.nun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sa­dakat ve özen ile ifa etmekle yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davra­nışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan ka­çınmak zorundadır. Şayet vekili görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, vekil edenin vekilini azli haklıdır.
Avukatlık Kanunu 174. maddesi hükmüne göre azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez, haksız ise ücretin tamamına avukat hak kazanır.
818 s. BORÇLAR KANUNU [Madde 13]
818 s. BORÇLAR KANUNU [Madde 389]
818 s. BORÇLAR KANUNU [Madde 390]
1136 s. AVUKATLIK KANUNU [Madde 163]
1136 s. AVUKATLIK KANUNU [Madde 174]
Ahmet vekili ile Türkiye H ………. Bankası A.Ş. P…… Şubesi vekili aralarında­ki dava hakkında (Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesi)nden verilen 14.02.2005 gün ve 2043-24 sayılı hükmün Dairemizin 14.10.2005 tarih ve 6451-15193 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraf­lar avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelen­di, gereği konuşuldu.
Davacı, davalı banka şubesi ile aralarında düzenlenen 26.05.1998 tarihli sözleşme ile avukatlık işlerini yürütmekteyken 04.09.2002 tarihinde azledildiğini, azlin haksız olduğunu, davacı vekili olarak 2001 ve 2002 yıllarında esas numaralarını bildirdiği 135 adet takip yaptığını, bir kısmının taksitlendirilmeye bağlandığını, bunlardan tahakkuk eden 21.285.000.000 TL. veka­let ücretinden 2.619.000.000 TL.nin ödenip, 18.666.000.000 TL.nin öden­mediğini, sözleşmeye göre karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin % 30’unun banka tarafından kesildiğini, ancak Yasanın değişik 164/son mad­desine göre bunun tamamen avukata ait olduğundan, 164/son maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bankaca haksız olarak kesilen 2.134.000.000 TL. ile , haksız azil nedeniyle henüz sonuçlandıramadığı dosyalardan fazlası saklı 15.000.000.000 TL. olmak üzere toplam 35.800.000.000 TL.nin ve 24.10.2003 tarihli ıslah dilekçesi ile de 52.932.290.308 TL.nin tahsilini iste­miştir.
Davalı, esas numaralarını bildirdiği dosyalarda gerekli işlemleri yapmadı­ğını, bankaya dosyaların aşamaları hakkında bilgi vermeyerek görevini ihmal ettiğinden haklı olarak azil edildiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, azlin haksız olduğu, davacı ücretinin tamamının ödenmesi gerektiği, hak ettiği 52.932.290.308 TL. vekalet ücretinin BK.nun 325. mad­desine göre % 6O’ı olan 31.759.374.185 TL.nin davalıdan faiziyle tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş;hüküm, taraflarca temyiz edilmiş daire­mizce bozulmuş, bu kez taraflar karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
1 Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan tarafların sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.
2 Davacının dayandığı 26.05.1998 tarihli taahhütname başlıklı belgenin,temyiz incelemesi yapılırken dosyada bulunan fotokopisinde sadece dava­cının tek taraflı imzası olup, davalı banka temsilcilerinin imzası olmadığından bu belge, dairemizce geçerli bir avukatlık sözleşmesi olarak kabul edilme­miştir. Ancak, davacı tarafın karar düzeltme dilekçesine ekli olarak sunduğu fotokopi nüshada, davacı imzasından ayrı olarak davalı bankanın P…. Şu­besi kaşesi ile şube yetkililerinin ıslak imzalarının olduğu da görülmüştür.Davalı tarafın bu belgeye bir itirazı da olmadığından, BK. 13. maddesi kap­samında bir sözleşme olduğunun kabulü gerekir. Öyle olunca taraflar arasın­daki uyuşmazlık bu sözleşmenin Avukatlık Kanunu açısından irdelenerek çözümlenmelidir.
Taahhütname başlıklı belgenin 1. maddesi ile, davacı avukat, davalı ban­kanın P Şubesi ile Genel Müdürlük ve diğer şubeler aleyhinde A………. İli P…… İlçesinde açılmış ve açılacak her türlü dava ve icra takiplerini, takip ederek sonuçlandırmayı üstlenmiştir. Sözleşmenin 3, 4, 5, 7 ve 8. maddeleri ile, da­vacıya banka tarafından ödenecek ücreti vekalet ile karşı tarafa yüklenen ve­kalet ücretinden ne kadarının ödeneceği, hangi hallerde bankadan başkaca ücret istenmeyeceği, 9. madde ile tarafların bir ay önceden yazılı ihbarda bulunarak sözleşmeyi fesih edebileceği kararlaştırılmıştır. Bu haliyle yapıldı­ğı tarihte davacının dayandığı sözleşme, Avukatlık Kanunu açısından da ge­çerli ve tarafları bağlayıcı, hizmet hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme­dir. Sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanunu 164. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinde belirtilen anlamda ve asgari ücret tarifesi altında üc­ret olduğu kabul edilemez. Taraflar arasındaki ihtilafın, serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşmenin hükümlerine göre çözülmesi gere­kir.
Davacı avukatın 1998 yılından beri davalı bankanın vekili olarak icra ta­kiplerini yürüttüğü, davalarda temsil ettiği ve 04.09.2002 tarihinde vekillikten azil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, azlin haksız olduğunu, dava dilekçesin­de belirtildiği 2001 ve 2002 yılında yaptığı icra takip dosyaları ile ilgili olarak kendisine ödenmesi gereken ücretlerinin ve karşı tarafa yüklenecek olan avukatlık ücretinin tamamını haksız azil nedeniyle hakettiğini, ancak öden­mediğinden bahisle bu davayı açmıştır. Davalı ise, davacının görevini gerek­tiği şekilde özen göstererek yapmadığını, cevap layihasında esas numarala­rını bildirdiği dosyalarda ihmali olduğunu, dosyaların sürümcemede bırakılıp, alacağın tahsilinde gecikmeye sebebiyet verdiğinden haklı olarak azledildiğini savunmuştur. Gerçektende davacı avukatın, vekil olarak borçları BK.nun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, öncelikle vekil BK.nun 390 maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin ya­rarına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan ka­çınmak zorunluluğundadır. Şayet vekili görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, vekil ede­nin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun 174. maddesi hükmüne göre azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez, haksız azil halinde ise ücretin tamamına avukat hak kazanır. Davalının azlin haklı olduğuna dair sa­vunması üzerinde gerektiği şekilde durulup araştırılmamıştır. Her şeyden ön­ce numaraları bildirilen dosyalarda davacının görevini yerine getirip getirme­diği, bir ihmal ve kusurunun olup olmadığı hususu hükme esas alınan bilir­kişi raporunda belirtilmemiş, mahkemece de bu yönden bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Öyle olunca davacının gerekli şekilde özen ve dik­kati göstererek dosyaları takip ettiği, azlin haksız olduğu yönündeki mahke­menin görüşünün, doğru olup olmadığı denetlenememektedir. Zira kararda dosyalara göre değerlendirme ve belirleme olmadığından, davacının bir dosya ile ilgili müessir fiile maruz kaldığına dair ceza mahkemesi kararı da diğer dosyalarla ilgili olmadığından, davalının bildirdiği dosyalarda görevini layıkı ile yerine getirdiğini göstermez. Mahkemece davacının bildirdiği dos­yalarda, davacının bir ihmal ve kusurunun bulunup bulunmadığı, alacağın tahsilini geciktirip geciktirmediği, gerektiğinde bilirkişi aracılığı ile araştırıla­rak, azilin haksız olup olmadığı belirlenmeli, şayet azil haksız ise taraflar ara­sında geçerli olan sözleşme hükümlerine göre davacının hak ettiği ve talep edebileceği ücret belirlenmeli, davacının talebi ile kararı temyiz etmemekle davalı yararına oluşan kazanılmış hakta nazara alınarak karar verilmeli, azil haklı ise davacı ücrete hak kazanmayacağından dava red edilmelidir. Mah­keme kararının açıklanan bu gerekçe ile bozulması gerekirken yanılgı sonu­cu değişik gerekçe ile bozulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığın­dan, tarafların karar düzeltme istemlerinin kabulüne ve dairemizin bozma ilamındaki 2 nolu bentteki bozma sebebinin yukarıda açıklanan şekilde değiş­tirilerek kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
S o n u ç : 1. bent gereği tarafların diğer karar düzeltme istemlerinin red­dine, 2. bentte açıklanan nedenlerle dairemizin 6451-15193 sayılı 24.10.2005 tarihli bozma ilamının 2. bendindeki bozma sebeplerinin yukarı­da açıklanan şekilde değiştirilerek kararın (BOZULMASINA), 24.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir