Y.12.H.D. 9.2.2010 E.2009/21237 – K.2010/2515


 Y.12.H.D. 9.2.2010 E.2009/21237 – K.2010/2515

– Çeklerde Zamanaşımının Kesilmesi

– Kambiyo Senetlerinde Zamanaşımının Kesilmesi

– Zamanaşımının Kesilmesi (Kambiyo Senetlerinde)

– Dava Açılmasının Zamanaşımını Kesmesi (Çeklerde – Menfi Tesbit Davasında)

– Menfi Tesbit Davasının Zamanaşımını Kesmesi –

İİK.33/a,71 – BK.133 – TTK.662,663,726,730/18

Türk Ticaret Kanunu`nun 662. maddesi, çekler hakkında zamanaşımının hangi sebeplerle kesileceğini sınırlı bir şekilde açıklamıştır.
Bu sebeplerden biri de dava açılmasıdır.
Anılan maddede mücerret dava açılmasında söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacak bir dava olduğu hususunda bir açıklık bulunmamaktadır.

Ancak borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü cihetle; borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir.

DAVA ve KARAR:

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlular hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle borçlular vekili tarafından İİK.’in 71. ve 33/a. maddeleri uyarınca İcra Mahkemesinden icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde çek olduğunda olaya TTK.’nun 726. ve 730. maddesi göndermesi ile 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir.

Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve TTK.’nun 730/18. maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesi zamanaşımının hangi sebeplerle kesileceğini sınırlı bir şekilde açıklamıştır.

Bu sebeplerden biri de dava açılmasıdır. Anılan maddede mücerret dava açılmasında söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacak bir dava olduğu hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından açılacak davada alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü cihetle borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasında da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim Yargıtay HGK.’nun 20.1.1996 tarih 1996/12-654 Esas – 1996/805 Karar sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir.

Somut olayda alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde borçluların Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 2008/399 Esas sayılı menfi tespit davası ve Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne 2007/793 Esas sayılı çek iptali davası açtıkları ileri sürüldüğüne göre mahkemece duruşma açılarak, anılan dava dosyaları getirtilip incelendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinde ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.12.H.D. 9.2.2010 E.2009/21237 – K.2010/2515   

PicLensButton Y.12.H.D. 9.2.2010 E.2009/21237 – K.2010/2515

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir