Y11HD 25.1.2010 E.2008/9631 – K.2010/660


 Y11HD 25.1.2010 E.2008/9631 – K.2010/660

– Şirket Müdürünün Suiistimali (Görev – Ticari Dava)
– Hizmet Sözleşmesi (Şirket Müdürünün Suistimali – Ticaret Dava – Görev)
– Görev (Hizmet Akdi İle Çalışan Şirket Müdürünün Suiistimali – Ticari Dava)
– İhtiyari Dava Arkadaşlığı (Görev)
– Ticari Dava (Hizmet Akdi İle Çalışan Şirket Müdürünün Suiistimali – Görev) –

TTK.4,5,319,336/5,341,342,556

Müdür tayini ortaklık ile müdür arasında düzenlenen bir sözleşmeye dayanır.
Uygulamada çoğunlukla sözleşmenin bir hizmet sözleşmesi olduğu görülür. Ne var ki, hizmet sözleşmesi ile görev yapan müdürün sorumluluğu, TTK.nunda düzenlendiğinden iş mahkemesi görevli değildir.

Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden, iş kanunundan doğan bir uyuşmazlık değildir.
Bu durumda, gerek davalılardan, Şirket Müdürü Kadir, gerekse diğer davalılar olan bankalar hakkındaki dava, ticari nitelikte olup; dava ticaret mahkemesine açıldığına göre, mahkemece bu davaya bakılması gerekirken, yazılı şekilde tüm davalılar bakımından görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi`nce verilen 26.5.2008 tarih ve 2008/178-2008/262 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan Kadir vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı vekili, müvekkili şirketi davalılardan Kadir`in dava dışı M. Kemal Naci ile birlikte A grubu imza yetkilisi olarak şirket adına müşterek imza ile temsil ve ilzama yetkili müdürü/muhasebe müdürü olduğu dönemde, Kadir`in, diğer müdürün imzasını taklit ederek şirket adına düzenlediği talimatları diğer davalılardan bankalara ibraz edip, talimatlarda yer alan para çekme yetkisi nedeniyle paraları zimmetine geçirdiğini, ceza yargılamasında suçunu kabul ettiğini, şirket kayıtlarını tağyir ve tahrif ederek muhasebe hileleriyle eylemini bir süre gizlediğini, bankaların imza sirkülerini ve yetki belgelerini incelemeden anılan talimatları işleme koymalarının hata olduğunu ve Kadir`in dolandırıcılık eylemini kolaylaştırdıklarını ileri sürerek, 304.500,00.- Euro ve 45.550.00.- USD.`nın davalılar Kadir ve Finansbank A.Ş.`den 61.000,00.- Euro`nun ise davalılar Kadir ve Akbank T.A.Ş.`den faiziyle müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri, davanın reddini ayrı ayrı istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalılardan Kadir`in davacı şirketin çalışanı olduğu şirketin muhasebe işlerine baktığı, aynı zamanda şirkette müdür olarak görev yaptığı, hizmet sözleşmesi sırasında işçi ve işveren arasında çıkan uyuşmazlıklara bakmak görevinin iş mahkemesine ait olduğu, diğer davalılar bakımından genel mahkeme görevli ise de ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu böyle durumlarda, özel mahkemenin diğer davalılar için de görevli olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılarak, tüm davalılar bakımından görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan Kadir vekili temyiz etmiştir.

Davalılardan Kadir davacı şirketin ortaklar kurulu kararı ile atanmış ve beraberce temsile yetkili oldukları kararlaştırılmış olan iki müdürden biridir. Bu davalının diğer müdürün imzasını taklit ederek bankaya verdiği talimat yazıları ile kendisine diğer davalılar olan bankaların ödeme yapmasını sağladığı iddia edildiğine göre, TTK. nun 336/5 nci maddesi uyarınca Kadir`in davacı şirkete uğrattığı zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüş olmaktadır. Aynı Kanun`un 342 nci maddesinde, icrai işlerle görevli olan müdürlerin yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu hükümler uyarınca şirkete karşı da sorumlu oldukları hüküm altına alınmış olup, şirketin dava açma koşulları bakımından aynı kanunun 341 nci madde hükmüne tabidirler.

Davalılardan Kadir hakkında TTK. nun 556 ncı madde yollaması ile 336/5, 341 ve 342 nci maddelerinin uygulanması gerektiğine göre, dava TTK.nda düzenlenen sorumluluk nedeniyle TTK.nun 4/1 nci maddesi uyarınca mutlak ticari davadır. Bu tür davalara TTK.nun 5 nci maddesi uyarınca o yerde ticaret mahkemesi varsa bu mahkemece bakılmalıdır. Zira TTK.nun 319 ncu maddesi uyarınca anasözleşme uyarınca, yönetim işlerinin hepsinin veya bir kısmının yönetim kurulu başkan ve üyelerden birine murahhas üye sıfatıyla bırakılması mümkündür. Aynı Yasa`nın 342 nci maddesi, ortaklık işlerinin dış ilişkide icrasıyla görevi müdürlerin tayinine izin vermiştir. Bunlar 319 ncu maddede düzenlenen murahhas müdürlerden farklıdır. Murahhas müdür tayini, anasözleşme de buna izin veren bir hükmün bulunmasına bağlı olduğu halde, icra organı olan müdürlerin tayin edilebilmesi için anasözleşmede bir hüküm bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Bu tür müdürlerin ortaklardan, yönetim kurulu üyelerinden veya üçüncü kişilerden tayin edilmesi mümkündür. Müdürler ortakların günlük işlerini görürler.

Müdür tayini ortaklık ile müdür arasında düzenlenen bir sözleşmeye dayanır. Uygulamada çoğunlukla sözleşmenin bir hizmet sözleşmesi olduğu görülür. Ne var ki, hizmet sözleşmesi ile görev yapan müdürün sorumluluğu, yukarıda açıklandığı üzere TTK.nunda düzenlendiğinden iş mahkemesi görevli değildir.

Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden, iş kanunundan doğan bir uyuşmazlık değildir. Dairemizin yerleşik uygulaması ve YHGK.`nun 7.11.2001 tarih ve 2001/13-1026 E., 2001/765 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.

Bu durumda, gerek davalılardan Kadir, gerekse diğer davalılar olan bankalar hakkındaki dava ticari nitelikte olup, dava ticaret mahkemesine açıldığına göre, mahkemece bu davaya bakılması gerekirken, yazılı şekilde tüm davalılar bakımından görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalılardan Kadir vekilinin (göreve ilişen) temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.11.H.D. 25.1.2010 E.2008/9631 – K.2010/660

PicLensButton Y11HD 25.1.2010 E.2008/9631 – K.2010/660

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir