Y13HD 20.4.2009 E.2009/2067 – K.5424


 Y13HD 20.4.2009 E.2009/2067 – K.5424

– AVUKATIN AZLİ (Birden Fazla Dava ve İki Sözleşme)

– KESİN HÜKÜM (Birden Fazla Dava ve İki Ücreti Vekâlet Sözleşmesi) –

1136 Sa.Ka.174/2, 163/son

Taraflar arasında birden fazla iş için iki vekâlet ücreti sözleşmesi imzalanmış ve davacı Avukat ilk sözleşme gereğince 9.8.2004 tarihinde haklı olarak vekâletten azledilmiştir.  Vekâletten azlin haklılığı kesin hükme bağlanmıştır.
Bu durumda diğer işler için de aynı tarihte vukubulan vekâletten azil işleminin haklı nedenlerle gerçekleştirildiğinin kabulü gerekir.

DAVA ve KARAR:

Nazmi ile Duran aralarındaki dava hakkında Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 6.3.2006 gün ve 705-89 sayılı hükmün Dairemizin 27.3.2008 tarih ve 13050-4281 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı, davalının vekili sıfatıyla 22.8.2000 ve 20.7.2000 tarihli iki ayrı avukatlık ücret sözleşmesi gereğince vekalet görevini gereği gibi yerine getirdiği halde davalı tarafından 9.8.2004 tarihli azilname ile haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, vekalet ücretinin tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, boş olarak imzalatılan avukatlık ücret sözleşmelerinin sonradan iradesi dışında doldurulduğunu, bu nedenle geçersiz olduğunu, ayrıca davacının davaların görüldüğü yerden başka bir yargı alanında ve talimatı dışında icra takibi yaptığını, azlin haklı olması nedeniyle davacının herhangi bir ücret talebinde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 23.881,23 YTL`lik kısmına vaki itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyizi üzerine karar, Dairemizce sair temyiz itirazları reddedilmek suretiyle özetle “sözleşmelerin, başarıya göre değişmek koşuluna bağlanmadığı gibi hasılı davaya iştirak niteliğinde olduğundan geçersiz olduğu, bu nedenle yapıldıkları tarihte yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun ( 2.5.2001 tarihli 4667 sayılı kanun ile Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikten önceki haliyle yürürlükte bulunan)  163/son maddesi hükmüne göre avukatlık asgari  ücret   tarifesine göre ücret talep edilebileceği, ayrıca takipten önce temerrüt söz konusu olmadığından işlemiş faiz de talep edilemeyeceği belirtilerek bozulmuş, davalı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Taraflar  arasında bu davaya  konu olan sözleşmeden başka, diğer  sözleşme  ve davaların bulunduğu,   davacı avukatın davalı tarafından  azledilmesi  nedeniyle davacının takip ettiği  diğer dava ve takiplerle ilgili olarak vekalet ücreti alacağının tahsili için daha önce  Mersin 1. Asliye   Hukuk   Mahkemesinde açmış olduğu  2005/405 E.   2005/572  K. sayılı davada,   davanın kısmen   kabulüne   ilişkin   verilmiş olan   kararın, Dairemizce, 2007/6291   E.  – 2007/7903   K. sayılı ilamla,  9.8.2004   tarihli azlin haklı olduğu, haklı azil nedeniyle de davacının herhangi bir ücret talep edemeyeceği gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda davanın haklı   azil nedeniyle reddedildiği, davacının temyizi üzerine  Dairemizce 2008/8072 E. – 2008/14998 K. sayılı ilamla onandığı, yine 23.2.2009 tarihli 2009/1245 E. – 2009/2206 K. sayılı ilamla tashihi karar talebinin de reddedilmek suretiyle kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı müvekkilin davacı avukatı 9.8.2004 tarihli ihtarla haklı olarak azlettiği, bu şekilde kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğundan, aynı taraflar arasında ve aynı tarihli azlin   söz konusu olduğu eldeki davada da azlin haklı olduğunun kabulü ile  Avukatlık Kanununun 174/2. maddesi gereğince de haklı azil halinde avukat,   vekalet ücreti talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu gerekçeyle bozulması   gerekirken,   zuhulen Dairemizce  2006/13050   E. 2008/4281 K. sayılı ve 27.3.2008 tarihli ilamda belirtilen şekilde bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olduğundan, davalının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin anılan   bozma   ilamının   kaldırılmasına   ve   mahkeme kararının  yukarıda   açıklanan şekilde bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar  düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 2006/13050 E. –  2008/4281 K.  sayılı ve 27.3.2008 tarihli bozma ilamının kaldırılmasına, kararın yukarıda açıklanan değişik şekilde davalı yararına BOZULMASINA,  oybirliği ile  karar verildi.

Y.13.H.D. 20.4.2009 E.2009/2067 – K.5424

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİNİN 20.4.2009 TARİH E.2009/2067 –  K.2009/5424 SAYILI KARARIYLA, (KARAR DÜZELTME YOLUYLA) KALDIRILAN KARARI:

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı, davalının avukatı olduğunu, aralarında 22.8.2000 ve 20.7.2000 tarihli iki ayrı avukatlık ücret sözleşmesi düzenlendiğini, davalıya ait parsellerin kamulaştırma bedellerinin artırılması davası açarak davaları sonuçlandırarak tahsili için takibe konulduğu safhada 9.8.2004 tarihli azilname ile haksız olarak azledildiğini bildirerek,açtığı davalar sonucunda kabulüne karar verilen miktar üzerinden ve yazılı ücret sözleşmelerinde kararlaştırılan %25 oranında vekalet ücretinin yine sözleşmede kararlaştırılan %10 ve %20 oranında aylık gecikme faizi ile tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı avukatlık ücret sözleşmelerinin imzalanırken boş olduğunu, davacı tarafından sonradan doldurulduğunu, bu nedenle geçersiz olduğunu ayrıca davacının davaların görüldüğü yerden başka bir yargı alanında ve talimatı dışında icra takibi yaptığını,   bu sebeple azledildiğini, davacıya vekalet ücreti borcu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile % 25 oran esas alınarak, 22.661,23 YTL asıl alacak,1.120 YTL işlemiş faiz alacağı üzerinden itirazın iptaline ve asıl alacak üzerinden  %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm,   davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davacı avukat 7.9.1999 ve 4.2.2000 tarihli vekaletnameler ile davalının avukatı olarak, davalıya ait 4038 ve 242 parsel numaralı iki ayrı parsellerle ilgili olarak kamulaştırma bedellerinin artırılmasına ilişkin 10.2.2000 tarihinde 34.260 YTL ve 17.9.1999 tarihinde 100.000 YTL dava değeri gösterilerek dava açtığı bu davalarda  4038 parsel hakkında 30.260 YTL üzerinden ve 242 parsel hakkında 60.000 YTL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, bu kararların 4.5.2004 ve 2.7.2004 tarihinde davacı avukat tarafından tahsili amacıyla takibe konulduğu safhada davalının gönderdiği 9.8.2004 tarihli azilname ile gerekçe gösterilmeksizin azledildiği hususları dosya kapsamından anlaşıldığı gibi taraflar arasında da ihtilaflı değildir. Taraflar arasında 4038 parselle ilgili olarak düzenlenen 22.8.2000 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde 34.200 YTL dava değerinin % 25′i olan 8.565 YTL ücreti vekalet, 242 parselle ilgili olarak düzenlenen 20.7.2000 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde yine 100.000 YTL dava değerinin % 25′i olan 25.000 YTL avukatlık ücretinin ödenmesi kararlaştırılmıştır.  Davalı bu sözleşmelerdeki imzasını inkar etmemekle birlikte bu sözleşmede yazılı rakamların sonradan ve izni dışında davacı tarafından doldurulduğunu, yazılı miktarın fahiş olduğunu, bu nedenle sözleşmelerin geçersiz olduğunu savunmuştur.
Taraflar  arasında düzenlenen 22.8.2000 tarihli sözleşmenin incelenmesinde ücrete ilişkin başlık kısmında karalamalar ve silintiler olduğu ve bu kısımların davalı tarafından paraf veya imzasını taşımadığı gibi davalı tarafından da sonradan izni dışında eklendiği itirazında bulunulduğundan davalıyı bağlamayacağı gibi gerek yazılı ücret sözleşmelerinin içeriğine göre gerekse davacının sözleşmede kararlaştırılan dışında, takip edilen davalar hakkında kabulüne karar verilen kısım üzerinden % 25 oranında avukatlık ücreti hesaplayarak takip yapması nedeniyle dava değerinin % 25′inin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu avukatlık ücret sözleşmesi başarıya göre değişmek koşuluna  bağlanmadığı gibi hasılı davaya iştirak  niteliğinde olduğu için her iki sözleşmede geçersizdir. Davacı bu yazılı ücret sözleşmelerine dayanarak ücret isteyemez.

Anayasa Mahkemesince Avukatlık Kanununa 5043 sayılı kanun ile eklenen   geçici 21. madde de 7.2.2008 tarihli kararla iptal edildiğinden davacı ancak sözleşmelerin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1136 sayılı avukatlık kanununun  (2.5.2001 tarihli 4667 sayılı kanun ile Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikten önceki haliyle yürürlükte bulunan) 163/son maddesi hükmüne göre avukatlık asgari ücret tarifesine göre ücret isteyebilir. Mahkemece açıklanan bu hususlar gözetilerek davacının alacağı vekalet ücreti hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılarak ücretinin hesaplattırılması ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

3- Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler mahkemenin kabulünde olduğu gibi geçerli olsa dahi sözleşmelerde yazılı %10 ve %20 aylık gecikme faizi fahiş olduğu gibi BK.nun 19. ve 20.maddeleri hükmü uyarınca davacı ancak alacağına yasal faiz isteyebilir.Kaldı ki davacı davalıyı icra takibinden önce BK.nun 101 ve devamı maddeleri uyarınca temerrüde düşürmediğinden,icra takibinden önceki dönem içinde işlemiş faiz isteyemez. İcra takibinden sonraki dönem için yasal faiz oranında faiz isteyebileceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,  bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3.bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.13.H.D. 27.3.2008 E.2006/13050 – K.2008/4281

PicLensButton Y13HD 20.4.2009 E.2009/2067 – K.5424

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir