Y17HD 16.6.2009 E.2009/2065 – K.2009/4314


 Y17HD 16.6.2009 E.2009/2065 – K.2009/4314

– TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

– TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA HUSUMET

– ALACAĞIN KESİNLEŞMESİ ŞARTI (Tasarrufun İptali)

– ACİZ VESİKASI  (Tasarrufun İptali)

– GEÇİCİ ACİZ VESİKASI   (Tasarrufun İptali)

– KESİN ACİZ VESİKASI (Tasarrufun İptali) –

İİK.78,105,143,277,278,279,280,281,282,283

Tasarrufun iptali davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Borçlu ve tasarrufta bulunan davalı Sinan hakkındaki takip ve aslında herhangi bir tasarrufu bulunmadığından davaya dahil edilmesi de gerekmeyen diğer borçlu Hasan Fehmi aleyhindeki takip de kesinleşmiş ve aciz halini göstermesi açısından bir belge ile haciz tutanakları dosyaya ibraz edilmiştir. Bu belgeler borçlular aleyhindeki takibin kesinleştiğini ve aciz halinin varlığını göstermeye yeterlidir. Kaldı ki karar sonrası her iki borçlu hakkında alınarak dosyaya sunulan kesin aciz belgesi de bu aciz halini göstermektedir.  Hal böyle iken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla  Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi,   gereği düşünüldü.

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı vekili, davalı Sinan aleyhine icra takibi yaptıklarını,   borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek, borçlunun sahibi olduğu taşınmazını diğer davalı amcası Necati`ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece diğer borçlu Hasan Fehmi davaya dahil ettirilmiş; ancak,  davalı borçlu gibi duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.

Davalı Necati vekili,  davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın açıldığı sırada kesinleşmiş bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; hüküm, davacı vekili  tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali  istemine ilişkindir.

İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini  sağlamaktır.

Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan   o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptali davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu  tarafından kendilerine ödeme  yapılan  kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır.  Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.

Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı) . Genelde denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.

Tasarrufun iptali davasının açılması koşullarından birisi de takip tarihinde kesinleşmiş bir alacağın bulunmasıdır. İcra takibi ancak ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşir. Borçlular, icra takibine itiraz etmişse takip kesinleşmez. Şayet borçlunun itirazı üzerine, alacaklı itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası açmışsa ortada kesinleşmiş bir icra takibi bulunmayacağından, borçlu hakkında haciz uygulaması da istenemez (İİK. madde 78 vd.) ve dolayısıyla geçici aciz vesikası yerine geçecek, alacaklıya tasarrufun iptali davası açma hakkı veren tutanak düzenlenemez   (İİK.  madde 105)   veya  kesin  aciz vesikası verilemez (İİK. madde 143). Somut olaya dönüldüğünde borçlu ve tasarrufta bulunan davalı Sinan hakkındaki takip ve aslında herhangi bir tasarrufu bulunmadığından davaya dahil edilmesi de gerekmeyen diğer borçlu Hasan Fehmi aleyhindeki takip de kesinleşmiş ve aciz halini göstermesi açısından bir belge ile haciz tutanakları dosyaya ibraz edilmiştir. Bu belgeler borçlular aleyhindeki takibin kesinleştiğini ve aciz halinin varlığını göstermeye yeterlidir. Kaldı ki karar sonrası her iki borçlu hakkında alınarak dosyaya sunulan kesin aciz belgesi de bu aciz halini göstermektedir. Hal böyle iken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.17.H.D. 16.6.2009 E.2009/2065 – K.2009/4314

PicLensButton Y17HD 16.6.2009 E.2009/2065 – K.2009/4314

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir