Y1HD 15.6.2010 E.2010/3851 – K.2010/7019


 Y1HD 15.6.2010 E.2010/3851 – K.2010/7019

–  Yüklenicidan Bağımsız Bölüm Satın Alan Kişilerin Hakları Ve Sorumlulukları
– Ruhsata Aykırı Binanın Yıkımı (Yükleniciden Bağımsız Bölüm Alan Kişilerin Hakları)
– Yükleniciye Halefiyetin Sonuçları
– Tapu İptali (Yüklenicinin Edimi Karşılığı Yapılan Temlikler)
– Yüklenicinin Edimi Karşılığı Yapılan Temlikler (Tapu İptali)
– Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi (Yüklenicinin Edimi Karşılığı Yapılan Temlikler)
– Kat Karşılığı İnşaat (Yükleniciden Bağımsız Bölüm Satın Alanların Hakları)
– Davada Karar Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (Davanın Atiye Terk Edilmesi) –

3194 Sa.Ka.32,42 – BK.162,355,356

1.    Tapu iptali ve tesçil davasında :
Davalıların çekişmeli bağımsız bölümleri edinme sebepleri, yüklenicinin edimini tam olarak ifa etmesine bağlı olup, davalılar yüklenicinin halefi durumundadırlar.
Yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan borcunu yasalara ve sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirmediği gözetildiğinde; onun edimine bağlantılı olarak bağımsız bölümleri satın alanların edimlerinin korunmasına yasal açıdan olanak bulunmamaktadır.
Kaldı ki, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmeyip ayakta durması eldeki davanın çözümüne hukuken mani bir sebep teşkil etmez.
Ayın isteme hakkı gerçekleşmeyen yüklenicinin halefi olan davalılar üzerindeki sicil kayıtlarının korunmasına da yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. Pek tabiidir ki, davalıların taşınmazları satın almaktan kaynaklanan ödedikleri bedel konusunda kendi bayileri olan yükleniciye yönelik hak aramaları da olanaklıdır.
2. Hal böyle olunca; davalılardan Mustafa A. dışındaki davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi yönde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi;
davalılardan Mustafa A. aleyhindeki davanın atiye terk edildiği gözetilerek, bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi yerine, kesin hükmün hukuki neticelerini doğuracak şekilde ret kararı verilmiş olması da isabetsizdir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden maliki oldukları 144 ada 2 parsel sayılı taşınmazla ilgili dava dışı yüklenici Latif ile 13.1.1998 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlediklerini ve bu sözleşme gereğince yükleniciye düşen bağımsız bölümleri yüklenicinin talimatı ile davalılara temlik ettiklerini ancak ruhsata aykırılık nedeniyle belediye encümeni tarafından yıkım kararı verildiğini ve inşaatın büyük kısmının yıkıldığını, yüklenici tarafından açılan tazminat davasının da reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, ikinci el konumundaki davalı Mustafa A`nın da  iyi niyetli olmadığını, yüklenicinin herhangi bir hak talebinde bulunması mümkün olmadığından ondan pay satın alanların da tapuya hak kazanamayacaklarını ileri sürüp, davalılar adına kayıtlı bağımsız bölümler bakımından tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlar, bilahare davalılardan Mustafa A. hakkındaki davayı atiye bıraktıklarını bildirmişlerdir.

Davalı Mustafa U., davaya yanıt verememiş; diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından  temyiz edilmiş olmakla,  süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi S.T. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı.  Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların maliki olduğu 144 ada  2 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak dava dışı yüklenici Latif ile  Borçlar Kanunu`nun 355 ve takip eden maddeleri uyarınca kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıkları ve yapılacak olan binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin yükleniciye ait olacağının kararlaştırıldığı ve buna göre yüklenicinin talimatı ile arsa maliklerinin yükleniciye isabet edecek bağımsız bölümleri davalılara temlik ettikleri anlaşılmaktadır.

Davacılar, dava dışı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini sözleşme koşulları dairesinde yerine getirmediğini, inşa edilen yapıların sözleşmeye uygun düşmediğini ve yüklenicinin kendileri aleyhine edimini yerine getirdiğinden bahisle açmış olduğu tazminat davasının da sözleşme koşullarının tam olarak ifa edilmediği gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek eldeki  davayı açmışlardır.

Gerçekten de, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalılara  temlik edilen bağımsız bölümlerin yükleniciye düştüğü ve arsa maliklerince davalılara temlik edildiği; öte yandan, yüklenici tarafından inşa edilen yapıların imar mevzuatına aykırılık teşkil ettiği, esasen 3194 sayılı İmar Yasası`nın 32 ve 42. maddeleri uyarınca Manavgat Belediye Encümenince 21.5.2003 tarih ve 123 sayılı yıkım ve para cezası kararı tesis edildiği ve bir kısım yapıların da yıkıldığı dosya kapsamı ile sabittir.

Hemen belirtilmelidir ki; davalıların çekişmeli bağımsız bölümleri edinme sebepleri yüklenicinin edimini tam olarak ifa etmesine bağlı olduğu, başka bir ifadeyle davalıların yüklenicinin halefi durumunda bulundukları açıktır.

Oysa yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan borcunu yasalara ve sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirmediği gözetildiğinde; onun edimine bağlantılı olarak bağımsız bölümleri satın alanların edimlerinin korunmasına yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmeyip ayakta durması eldeki davanın çözümüne hukuken mani bir sebep teşkil etmez.

Öyle ise; ayın isteme hakkı gerçekleşmeyen yüklenicinin halefi olan davalılar üzerindeki sicil kayıtlarının korunmasına da yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. Pek tabiidir ki, davalıların taşınmazları satın almaktan kaynaklanan ödedikleri bedel konusunda kendi bayileri olan yükleniciye yönelik hak aramaları da olanaklıdır.

Hal böyle olunca; davalılardan Mustafa A. dışındaki davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi yönde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi; davalılardan Mustafa A. aleyhindeki davanın atiye terk edildiği gözetilerek, bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi yerine kesin hükmün hukuki neticelerini doğuracak şekilde ret kararı verilmiş olması da isabetsizdir.

SONUÇ: Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.1.H.D. 15.6.2010 E.2010/3851 – K.2010/7019

PicLensButton Y1HD 15.6.2010 E.2010/3851 – K.2010/7019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir