Y1HD 3.2.2010 E.2009/13840 – K.2010/1006


 Y1HD 3.2.2010 E.2009/13840 – K.2010/1006

– Kıyı Kenar Çizgisi
– Tapu Sicil Kaydının Kütükten Terkini (Kıyı Kenar Çizgisi)
– Hak Düşürücü Süre (Kadastro Tutanaklarının Kesinleşmesi)
– Kadastro Tutanaklarının Kesinleşmesi (Hak Düşürücü Süre – Kıyı Kenar Çizgisi)
– Kanunların Geçmişe Etkili Yürümesi (Yargılama Giderleri)
– Yargılama Giderleri (Dava Açıldığında Haklı Olan Taraf Aleyhine Karar)
– Dava Açıldığında Haklı Olan Taraf Aleyhine Karar (Kanun Değişikliği – Yargılama Giderleri) –

3621 Sa.Ka. – 3402 Sa.Ka. 12, geçici madde 10

1. Dava, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu`ndan kaynaklanan iptal, sicil kaydının kütükten terkini istemine ilişkindir.
Somut olayda, tescilin dayanağı olan tespit tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece davanın her aşamasında res`en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle, bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

2. Ancak; bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğü giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.

3. Somut olayda, mahkemece yapılan keşif sonucu elde edilen bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 8.7.2009 ve 17.4.2009 tarihli krokili raporlarda çekişmeli taşınmazın tamamının 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, dava tarihinde davacı Hazinenin davasında haklı olduğu anlaşıldığına; ve fakat yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre; davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken aksine yazılı düşüncelerle hüküm kurulması isabetsizdir.

DAVA ve KARAR:
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, davalıların iştirak halinde malik oldukları çekişmeli … parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı yasa ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesine eklenen 3. fıkra 2. ve 3. cümle ve geçici 10. maddedeki düzenlemeler karşısında 10 yıllık hak düşürücü sürenin hazine yönünden dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı Hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan iptal, sicil kaydının kütükten terkini istemine ilişkindir.

Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli … parsel sayılı taşınmazın, … kadastral parselden ifrazen geldiği, anılan kadastral parselin tapu kaydına dayalı olarak 10.10.1988 tarihinde kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescil gördüğü, ifrazen çok sayıda parsele ayrıldığı ve … parselin davalıların murisi … adına tescil edildiği, ölümü ile 23.11.1993 tarihinde davalılara miras yoluyla intikal ettiği, davanın 29.1.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir.

Somut olayda, tescilin dayanağı olan tespit tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece davanın her aşamasında res`en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır.

Özellikle, bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir, reddine,
Ancak hemen belirtmelidir ki; bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğü giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.

Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159: 10. H.D. 21.12.1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5.H.D. 12.9.1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.H.D. 24.2.1976, 6296/1297) Ayrıca her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 4.9.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı Hazine, temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir.
Hal böyle olunca; somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucu elde edilen bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 8.7.2009 ve 17.4.2009 tarihli krokili raporlarda çekişmeli taşınmazın tamamının 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, dava tarihinde davacı Hazinenin davasında haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken aksine yazılı düşüncelerle hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ: Davacı Hazinenin, temyiz itirazları yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından yerindedir. Kabulüyle hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Y.1.H.D. 3.2.2010 E.2009/13840 – K.2010/1006

PicLensButton Y1HD 3.2.2010 E.2009/13840 – K.2010/1006

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir