Y1HD 8.3.2010 E.2010/1583 – K.2010/2510


 Y1HD 8.3.2010 E.2010/1583 – K.2010/2510

– ECRİMİSİL (Kira)

– KİRA (Ecrimisil – Tanık)

– KİRA SÖZLEŞMESİNİN KANITLANMASI

– TANIK (Kira Sözleşmesinin Kanıtlanması) –

HUMK.288,292,293 – TMK.995 – 5219 Sa.Ka.2 – BK.248

1. Kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem (muamele) dir.

2. Bu nedenle, dava değeri tanıkla ispat yasağı üzerindeki sözleşmeler hakkında tanık dinlenmesine olanak yoktur.
Kira sözleşmesinin varlığı ancak, yazılı delille ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki, sözü edilen miktar, yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir. Sözlü kira sözleşmesi kurulduğu yolundaki savunmanın, ilgilisine (davalıya yada davalılara) yemin teklif etme hakkı verebileceği; ayrıca HUMK.nun 292. ve 293. maddelerinde değinilen ayrıcalıklarında gözetilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.

3. Hal böyle olunca, tanık sözlerine değer verilerek davalıya kiracılık sıfatı tanınamayacağı gözetilerek hükme yeterli bir araştırma yapılması, ondan sonra işin esası yönünden bir hüküm kurulması gerekir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, kayden malik olduğu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü davalının, 8 yıldır haksız tasarruf ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.

Davalı çekişmeli taşınmazda kiracı olduğunu, fuzuli şagil olmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalının kiracı olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Ülkü Akdoğan`ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.

Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, davalının kayıttan kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, tarafların kardeş oldukları anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davalının çekişmeli taşınmazda kiracı olduğu davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmişse de, bu hususta hükme yeterli bir araştırmanın yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Bilindiği üzere; özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla, gerek taşınır gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni (üstü kapalı) olarakta vucuda getirilebilir. Yeterki taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarında anlaşmış olsunlar. Nitekim bu kural 18.3.1942 tarih 37/6 sayılı inançları birleştirme kararında açıkça vurgulanmıştır.

Ne varki kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem (muamele)dir.

Bu nedenle, dava değeri 40.- YTL. yi aşan (23.6.1996 gün ve 4146 Sayılı Yasa uyarınca) sözleşmeler hakkında tanık dinlenilebilmesine olanak tanımayan HUMK.`nun 288. maddesi 21.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Yasanın 2/b maddesi ise değiştirilmiş ve tanıkla ispat yasağı 400.- YTL.`nin üzerine yükseltilmiştir. Bu oran, 5219 ve 5236 Sayılı Yasalara göre yapılan katsayı artışı sonucu 2006 yılı itibari ile 430.- YTL., 2007 yılında ise 460.- YTL., 2008 yılında ise 490.- YTL., 2009 yılında 540 lira olmuştur. Bu düzenlemeye göre, bu miktarın üzerindeki sözleşmeler hakkında tanık dinlenmesine olanak yoktur. Kira sözleşmesinin varlığı ancak, yazılı delille ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki, sözü edilen miktar, yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir. Sözlü kira sözleşmesi kurulduğu yolundaki savunmanın, ilgilisine (davalıya yada davalılara) yemin teklif etme hakkı verebileceği; ayrıca HUMK.nun 292. ve 293. maddelerinde değinilen ayrıcalıklarında gözetilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.

Somut olayda, yukarıda değinilen nitelikte bir kira sözleşmesinin varlığı araştırılmamış, Borçlar Kanununun 248. maddesinde ifadesini bulan kiranın esaslı unsurunu teşkil eden bir bedelin ödendiğini gösterir belge olup, olmadığı da belirlenmemiştir.

Hal böyle olunca, tanık sözlerine değer verilerek davalıya kiracılık sıfatı tanınamayacağı gözetilerek hükme yeterli bir araştırma yapılması, ondan sonra işin esası yönünden bir hüküm kurulması gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

SONUÇ: Tarafların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.1.H.D. 8.3.2010 E.2010/1583 – K.2010/2510

PicLensButton Y1HD 8.3.2010 E.2010/1583 – K.2010/2510

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir