Y9HD 8.4.2010 E.2008/23697 – K.2010/9755


 Y9HD 8.4.2010 E.2008/23697 – K.2010/9755

– YEMİN (Tüzel Kişiye – Yasal Şekle Uygun Olmayan Uygulama – Kesin Delil – İsbat Yükü Olmayan Tarafın Yönelttiği)

– ÜCRET ALACAĞININ İSBATI (Yemin)

– KESİN DELİL (Yemin)

– TAMAMLAYICI YEMİN (Ücret Alacağı)

– TÜZEL KİŞİYE YEMİN TEKLİFİ –

HUMK.179,180,195,200,339,340,344,356

1. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ücret alacağının ödenmediğine ilişkin ettiği yeminin usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir.
Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur.
İspat külfeti kendisinde olmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yemin hukuki sonuç doğurmaz.
3. Yasanın aradığı şekle uygun olarak eda ettirilmeyen yemin, bozma sebebidir.

DAVA ve KARAR:

Davacı, kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ve hafta tatili alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Başbayraktar Taşkın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ KARARI:

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı iş sözleşmesinin ücretleri ödenmediği için haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacağı isteğinde bulunmuştur.

Davalı ücretlerini tam ödendiğini savunmuştur.

Mahkemece bir kısım istekler hüküm altına alınmıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ücret alacağının ödenmediğine ilişkin ettiği yeminin usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğinde olup; uygulama ve öğreti de iki başlık halinde ele alınmaktadır. Bunlardan birisi taraf yemini (Kesin yemin), diğeri de resen yemin (hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin) dir.

Kesin yemin, ispat yükü kendisine düşen tarafın davanın halline etkili bir vakıanın ispatı için diğer tarafa teklif ettiği yemin olup, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 344 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır.

Hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin ise 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 356. maddesinde düzenlenmiş olup; maddede yer alan “iddia olunan hususun kesin delillerle ispat edilememiş olması” ve “iddia olunan hususun ispatı için gösterilen delillerin hüküm verilebilecek derecede hakimi ikna edememesi” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Yine, Aynı Kanunun 195 ve devamı maddelerinde esasa cevap düzenlenmiş olup;
davalının varsa karşı delillerini bildirmesi gereği, 200. maddede 179. ve 180. maddelere atıfla açıkça belirtilmiştir.

Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ancak ispat yükü kendisine düşen tarafın yemin deliline başvuru hakkının varlığı ile mümkündür. Yasal olarak kullanılma hakkı bulunmayan bir hakkın varlığının mahkemece hatırlatılması da düşünülemez. Yemin deliline dayanılabilmesi de ancak, ya tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya davacının dava dilekçesinde, davalının da cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları veya uygulamada kabul edildiği şekliyle sair deliller ifadesine yer vermeleri ile olanaklıdır (20.10.2008 gün ve 2007/29532 Esas – 2008/27966 Karar sayılı ilamı).

Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur.

İspat külfeti kendisinde olmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yemin hukuki sonuç doğurmaz.

Somut olayda; davalının ücret alacağını alıp almadığına ilişkin davacıya yemin teklif ettiği anlaşılmaktadır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 339. maddesine göre gerek iki taraftan birinin talebiyle ve gerek res`en teklif olunan yemin mahkeme huzurunda alenen icra olunur. Tahkikat hakimi sorulacak suali okuyup hal ve vaziyetin ehemmiyeti ve yalan yere yeminin neticeleri hakkında yemini edecek kimsenin nazarı dikkatini celbeder. Sonra “size sorulan sualler hakkında hakikate muvafık cevap vereceğinize ve hiç birşey saklamıyacağınıza Allahınız ve namusunuz üzerine yemin edermisiniz” ve o kimse de “Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum” der ve aynı kanunun 340. maddesine göre Hakim, yemin eden kimsenin ifadesini dinleyip aynen zapta geçirdikten ve alenen okuduktan sonra bu ifadesinde sebat edip etmediğini sorar hükümleri gereğince mahkemece yaptırılan yemin yasanın aradığı şekle uygun değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.9.H.D. 8.4.2010 E.2008/23697 – K.2010/9755

PicLensButton Y9HD 8.4.2010 E.2008/23697 – K.2010/9755

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir