Yargıtay 8. HD. 2013/23003 E. , 2015/5974 K., İstihkak Davasında İspat Şartları

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2013/23003 E. ,
2015/5974 K.
"İçtihat Metni"
İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından duruşmalı olarak istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, ……. İcra Müdürlüğü’nün 2011/15358 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca …… İcra Dairesi'nin 2011/1114 talimat sayılı dosyasında yapılan 17.10.2011 günlü hacze konu mahcuzların davacı üçüncü kişiye ait faturalı mallar olduğunu, borçlunun davacının oğlu olup adreste sigortalı olarak çalışmakta olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun haciz adresindeki işyerinin asıl işleteni olduğunu, haciz baskısından kurtulmak için işyerinin borçlunun babası olan davacı üzerinde gösterildiğini, borçlu ile alacaklı arasında görülen boşanma davası esnasında borçlunun işyerinde işçi olarak çalıştığı iddiasına itibar edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu mahcuzların babasına ait işyerinde haczedildiğini kendisinin adreste sigortalı çalışan olarak bulunduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; borçlunun adreste sigortalı çalışan olarak bulunduğu, bulunan evraklarda borçlunun adının Hasan Usta olarak geçmesinin işyerinin borçluya ait olduğunu göstermeyeceği, boşanma davasında kayden davacı üçüncü kişiye ait olarak görünen iş yerinin fiilen borçluya ait olduğu tespit edilerek kazancının asgari ücretin çok üzerinde olduğu esas alınarak karar verilmiş ise de, haczin gerçekleştiği işyerinin takibe dayanak olan boşanma davasının açılmasından önce davacı tarafından faaliyete geçirildiği, borçlunun tamir işlerinden anlaması nedeniyle iş yerinde sigortalı olarak çalıştırıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava üçüncü kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz esnasında borçlu hazır bulunmuş olup haciz esnasında borçluya ait muhtelif belgeler bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Adi nitelikli kira sözleşmesi gibi belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemeyeceği gibi, yine her zaman sağlanması mümkün olan ve borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan fatura karinenin aksini ispata yeterli değildir .
Bununla birlikte, Aile Mahkemesi'nin borçlu ile alacaklı arasında görülmekte olan boşanma davasında işyerinin borçlu tarafından fiilen işletildiği yönündeki tespiti de gözönüne alındığında, alacaklı ile borçlu arasında ki nizanın oluşumundan sonra işyerinin resmi kayıtlarının borçlu adına oluşturulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Üçüncü kişi ile borçlu arasında baba oğul ilişkisi bulunmakta olup, tarafların ticari faaliyetlerini aynı iş yerinde birlikte sürdürdüklerinin, resmi kayıtlarda işyerinin üçüncü kişi adına olmasının fiili durumu değiştirmeyeceğinin ve alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptıklarının kabulü gerekir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlu ve üçüncü kişi tarafından alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 768,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
13.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir