YCGK 2.3.2010 E.2010/1-22 – K.2010/42


 YCGK 2.3.2010 E.2010/1 22 – K.2010/42

– Kırmızı Işıkta Geçmek (Olası Kastla Yaralamaya Sebebiyet)
– Olası Kastla Yaralamaya Sebebiyet (Kırmızı Işıkta Geçmek)
– Yaralamaya Sebebiyet (Kırmızı Işıkta Geçmek)
– Bozmaya Karşı Savunma Alınmadan Hüküm Tesisi –

5320 Sa.Ka.8 – CMK.283,307 – TCK.22,52,62,89 – 1412 Sa.Ka.326

1. Yasa hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Bu yasa hükümleri savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanmakta olup, uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
Sanık aleyhine olan bozma kararına karşı sanığın diyecekleri saptanmadan hüküm verilmesi yasaya aykırıdır.
2. Yargıtay 1. Ceza Dairesi Görüşü:
Kendisine kırmızı ışık yandığı halde durmayarak kavşağa giren sanığın, kaza olabileceğini ve meydana gelen yaralanma neticesinin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen bunları kabullendiği, meydana gelen neticeden sorumlu olduğu ve eyleminin olası kastla yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığı halde, yazılı şekilde bilinçli taksirle yaralamaya neden olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, isabetsizdir.

DAVA ve KARAR:
Sanık S. H.`in,
5237 sayılı TCY.’nın 89/4, 22/3, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 8.100.- YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına,
52/4. maddesi gereğince adli para cezasının ikişer aylık sürelerle iki yılı geçmemek koşulu ile on eşit taksitle infazına ilişkin,
Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 22.5.2006 gün ve 40-195 sayı ile verilen hüküm katılan E. Y. vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen
Yargıtay 1. Ceza Dairesince 28.12.2007 gün ve 559-9867 sayı ile;
“1-) Oluşa ve dosya içeriğine göre; Olay günü saat 06:30 sıraları sanığın kullandığı LPG tankeri ile seyrederken, kendisine kırmızı ışık yandığı halde durmayarak kavşağa girdiği ve kendilerine yeşil ışık yandığı için kavşağa giren mağdurların da içinde bulunduğu otomobile çarpması sonucu kazaya ve mağdurların yaralanmasına sebep olduğu olayda; Sanığın kaza olabileceğini ve meydana gelen yaralanma neticesinin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen bunları kabullendiği, meydana gelen neticeden sorumlu olduğu ve eyleminin olası kastla yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığı halde, yazılı şekilde bilinçli taksirle yaralamaya neden olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,
2-) Gerekçeli kararda yargılama gideri miktarı gösterildiği halde, hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama gideri miktarı ve dökümünün gösterilmemesi suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında karışıklığa neden olunması ”
isabetsizliklerinden bozulmuştur.
Yerel Mahkemece 24.3.2008 gün ve 61-78 sayı ile; 1 numaralı bozma nedenine direnilerek aynı şekilde karar verilmiştir.
Bu hükmün de katılan E. Y. vekili ve sanık müdafi tarafından temyizi üzerine,
Yargıtay C. Başsavcılığının 20.10.2008 gün, 189851 sayılı bozma istemli tebliğnamesi ile;
Yargıtay 1. Ceza Dairesine, Özel Dairece de 2.12.2009 gün ve 9622-7389 sayı ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümü gereken uyuşmazlık;

Sanığın yaralama suçunu olası kastla mı, yoksa bilinçli taksirle mi işlediğine ilişkin ise de, öncelikle yerel mahkemece aleyhine bozulan hükme karşı sanıktan bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmamasının usule aykırılık oluşturup oluşturmayacağı belirlenmelidir.

İncelenen dosya içeriğine göre; Bozmadan sonra yapılan yargılamada, sanığa duruşmada hazır olması için gönderilen davetiyenin adreste bulunamadığı için tebliğ olunamadığı, sanık müdafiine ise davetiye tebliğ olunduğu halde duruşmaya gelmediği ve bu suretle önceki hüküm aleyhine bozulmuş olmasına rağmen duruşmaya gelmeyen sanığa bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan, yokluğunda hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.

İlkeleri Ceza Genel Kurulunun 6.2.2007/146-21; 8.10.2002/199-347; 19.3.2002/85-212; 7.7.2009/106-190 gün ve sayılı kararlarında belirtildiği üzere; hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY.’nın 326. maddesi uyarınca sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunludur.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren, ancak 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca henüz uygulanma olanağı kazanmamış bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 307/2. maddesinde de aynı kurala yer verilmiştir. Anılan bu yasa hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır.

Bu yasa hükümleri savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanmakta olup, uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.

Somut olayda, sanık Salih’in aleyhine olan bozma kararına karşı diyecekleri saptanmadan hüküm verilmesi yasaya aykırıdır.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün sair yönleri incelenmeksizin, belirtilen usule aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1- Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.3.2008 gün ve 61-78 sayılı direnme hükmünün, sair yönleri incelenmeksizin, öncelikle saptanan usul yanılgısı nedeniyle BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, oybirliği ile karar verildi.

Y.C.G.K. 2.3.2010 E.2010/1-22 – K.2010/42

PicLensButton YCGK 2.3.2010 E.2010/1 22 – K.2010/42

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir