YHGK 10.6.2009 E.2009/11-173 – K.2009/247


 YHGK 10.6.2009 E.2009/11 173 – K.2009/247

– İFLAS KAPANDIKTAN SONRA OLUŞAN ŞÜPHELİ HAK (Tapu İptali veya Tazminat Talebi)

– İFLAS MASASI DIŞINDA KALAN TAPU İPTALİ DAVASI DAVA EHLİYETİ (İflas Masası Dışında Kalan Hakkın Talebinde)

– İFLAS EDEN ŞİRKETİN TİCARET SİCİLİ KAYDININ SİLİNMESİ (İflastan Sonra Ortaya Çıkan Hak İçin Dava Ehliyeti)

– MÜFLİS ŞİRKETİN GEÇİCİ İHYASI (İflastan Sonra Ortaya Çıkan Hak)

– ŞİRKET GENEL KURULUNDA VASIFLI ÇOĞUNLUKLA İBRA (Yetkisiz Alımların Geçerlik Kazanması)

– İBRA (Şirket Yönetim Kurulunun Yatkısız Alımlarının Geçerlik Kazanması) –

İİK.245, 255 – TTK.317,319,321,388

1. Müflis şirket hakkındaki iflasın kapanmasından sonra, iflas masası dışında kalan dava konusu taşınmazların bulunduğu anlaşılmıştır.
İflas masası, iflasın kapanması ile sona erdiğinden, iflas dairesince alacaklı SGK vekiline, eldeki dava bakımından dava ve takip hakkı verilmesi usul ve yasaya uygundur. SGK vekili eldeki davayı takip etmek istediğini bildiren dilekçesini mahkemeye 24.9.2007 tarihinde sunmuştur. Bu durumda, iflas etmekle ve ticaret sicilinden silinmekle dava ve taraf ehliyeti sona eren davacı şirket (Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s.1021 ), iflas etmezden önce açtığı davayı takip edemezse de, SGK vekili davada davacı yerine taraf olarak davayı takip edebileceğinden, görülmekte olan dosyada aktif dava ehliyeti yönünden bir sorun bulunmamaktadır.

2. Dava konusu taşınmazlar davanın devamı sırasında bir üçüncü kişiye devredilmiş bulunmaktadır. Bu durumda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 186. maddesi uygulaması gündeme gelmektedir. Bu maddeye göre; “Dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından sarfınazar ederek müddeabihi temlik eden kimseye karşı dava eder. Bu suretle davayı kazanırsa mahkumunaleyh, müddeabihi kendisine temlik eden kimse ile beraber masarifi muhakemeyi kefaleti müteselsile ile vermeğe mahkûm olur.
Dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına tebdil eder.” Öyle ise; mahkemece, davayı takip etme yetkisine sahip SGK vekiline, bu madde gereğince seçimlik hakkı kullandırılmalıdır.

3. SGK vekili, davasını eski malike karşı tazminat davası olarak devam etmek isterse, bir sorun bulunmamaktadır. Dava sonunda dava kazanılırsa İİK m. 255. madde hükmüne göre SGK vekilinin alacağına öncelik verilir. O alacağını aldıktan sonra kalan para mevcutsa, iflas dairesi diğer alacaklılara sırasına göre ödeme yapar.
Buna karşın, SGK vekili yeni malike karşı tapu iptali ve tescil davası olarak sürdürmek isterse ve dava sonunda davanın kazanılması durumunda, dolu pafta sistemine göre, iptal edilen tapu kaydının mutlaka bir kişi adına kaydedilmesi gerekeceğinden, müflis Gentra AŞ’nin sadece bu iş için geçici olarak ihya edilmesi gerekecektir. Bu nedenle, bu seçeneğin tercih edilmesi durumunda SGK vekiline ticaret sicili ve iflas memuru aleyhine müflis şirketin geçici olarak ihya edilmesi konusunda dava açmak üzere süre verilmesi ve müflis şirket ihya edildiğinde davaya devam edilmesi zorunlu bulunmaktadır. Bu ihtimalde, iptal edilen tapu kaydı geçici olarak ihya edilen şirket adına kaydedilecek ve iflas dairesince taşınmazın satışını müteakip İİK m. 255 gereğince işlem yapılacaktır.

4. Mahkemece araştırılması gereken bir diğer husus ise ibra konusudur. Gentra AŞ.’nin Ana Sözleşmenin “Toplantı Nisabı” başlıklı 17.maddesine göre; “Genel Kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabı T.T.K. hükümlerine tabidir. Ancak, sermaye artırımı, gayrimenkul alım ve satımı konularındaki kararlar ile hisse devirleri, toplam sermayenin 2/3 oy çokluğu ile onanması sonucu kesinleşir. TTK. 388.m. hükümleri mahfuzdur.” kuralı bulunmaktadır. Bununla birlikte; şirketin 2001-2002 ve 2003 yıllarına ilişkin 29.3.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısında; yönetim kurulu 2001-2002 ve 2003 yılları faaliyetlerinden dolayı Genel Kurulca oybirliği ile ibra edilmişlerdir. Ne var ki, dosyadaki bilgi ve belgelere göre mezkur genel kurul toplantısında davaya konu edilen taşınmazların satışlarının gündeme gelip gelmediği belli değildir.
Eğer, bu taşınmaz satışlarının genel kurulda gündeme geldiği ve buna rağmen yönetim kurulunun sermayenin 2/3 nün katılımı ile ibra edildiği anlaşılırsa, artık taşınmazları satın alanın iyi yada kötüniyeti aranmaksızın bu satışın geçerli olduğu kabul edilebilir.
Bu nedenle, SGK vekiline tercih hakkı tanınıp, bu konudaki usuli işlemler tamamlandıktan sonra, 29.3.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait toplantı tutanakları ile genel kurul karar suretlerinin getirtilerek, bu hususun da araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile verilen karar hatalı olup bozulması gerekir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “Tapu İptali ve Tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 7.6.2005 gün ve 698-291 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 5.4.2007 gün ve 2006/2216 – 2007/5399 sayılı ilamı;
(…Davacı vekili, müvekkili şirkete ait olan iki parsel taşınmazın davalı şirkete satıldığını, ancak bu satışın bir karar alınmadan ve yalnızca iki yönetim kurulu üyesinin imzasıyla gerçekleştirildiğini, ana sözleşmenin 17. maddesi gereğince genel kurulda 2/3 oy çokluğu ile onaylanmadığını, bu nedenle yok hükmünde olduğunu, davalının bu yeri satın aldıktan sonra da muvazaalı icra takibi ile üçüncü kişilere devretmeye çalıştığını ileri sürerek, taşınmazların satışın iptalini ve tapu kayıtlarının şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaların davacı şirketin iç işi olduğunu, müvekkilinin haberinin olmadığını, davalı şirketin 2004 yılı genel kurulunda önceki işlemleri ibra ettiğini, satışın yapıldığı ve davanın açıldığı dönemde aynı yöneticilerin görevde olduğunu, buna göre kendi muvazaalarına dayandıklarını, bunun mümkün olmadığını ve satışın şekil şartlarına uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın 293.100.000.000.TL. bedelle ve birçok yükümlülükleri ile birlikte satıldığı, satış dönemine ilişkin yönetim kurulunun ibra edildiği, bu nedenlerle satışın iptalinin istenemeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı şirkete ait taşınmazın, şirket ana sözleşmesine aykırı olarak gerçekleştirilen satışının iptali istemine ilişkindir.

TTK`nun 317 vd. maddelerine göre, anonim şirketler, kural olarak yönetim kurulunca yönetilirler. TTK`nun 319. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri arasında, şirket ana sözleşmesi ile genel kurul kararları ve buna bağlı olarak alınan yönetim kurulu kararları uyarınca, yönetim kurulu üyeleri, murahhas üye veya müdürler arasında yönetim paylaştırılabilir. Bu durumda, bu şekilde yetkili kılınan kimselerce şirket adına işlem yapılabilir. Şirketi borç altına sokulabilir.

Diğer yandan, TTK. nun 321/2. maddesi hükmüne göre, ana sözleşme ile şirket yöneticilerinin yetkilerine kısıtlamalar getirilebileceği öngörülmüş olup, anılan maddenin 3. fıkrasına göre bu tür düzenlemelerden haberi olmayan iyiniyetli üçüncü kişilerin, yapılan işlemler nedeniyle şirkete başvurabilmeleri mümkündür. Ancak, bu hükme göre, kötüniyetli kişiler bakımından, ana sözleşmede öngörüldüğü şekilde yapılmayan işlemler için şirkete başvurulamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı şirketin ana sözleşmesinin 17. maddesinde, taşınmaz satışının genel kurulun 2/3 oranında oy çokluğu ile onaylanmadıkça geçerli olamayacağı öngörülmüştür. Öte yandan, davacı şirketin iflasın eşiğinde olduğu, bu nedenle, davalı şirket ile işbirliğine girdiği, borçlarının davalı şirketçe ödendiği, buna karşılık davacı şirketin malları üzerinde davalı şirketin bir kısım tasarruflarda bulunduğu anlaşılmış olup, TTK. nun 321/3. maddesi kapsamında, bu kadar ilişkilerden sonra, davalı şirketin, davacı şirketin ana sözleşmesinden haberi olmayan iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabulü mümkün değildir.

Bu durumda, mahkemece, dava konusu iki parselin satışının, yukarıda açıklanan ana sözleşme ve anılan yasa hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken, somut olaya uymayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, davacı Gentra AŞ’ye ait üzerinde fabrika binası bulunan iki adet taşınmazın ana sözleşmede öngörülen prosedüre uyulmadan satıldığından geçersiz olduğu, bu yeri satın alan davalının ise muvazaalı olarak icra yoluyla üçüncü şahsa devre çalıştığı iddiasıyla satış işleminin iptali ve tapu kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece; davacılar tarafından verilen 25.5.2005 tarihli dilekçede yapılan işlemin yönetim hatalarından kaynaklandığının açıklanmış bulunmasına, dava konusu taşınmazın muvazaa ile bağdaşmayacak bir şekilde, 293.100.000.000.- TL.. bedelle ve birçok yükümlülükleri ile birlikte satılmasına ve satış dönemine ilişkin Yönetim Kurulu’nun ibra edildiğinin anlaşılmasına göre, satışın iptalinin istenemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.

Özel Dairece; yukarıda açıklanan gerekçelerle hüküm bozulmuştur.

Yerel mahkemece, önceki gerekçeye ilaveten, davacı şirketin temsilcilerinin davranışlarının dürüstlük kuralına uymadığı, yetki tecavüzünün bir ehliyet sorunu olmayıp, tasarruf yetkisine ilişkin olması ve tasarruf yetkisine bağlı temsil eksikliğine rağmen işlem yapılmış ve sonradan icazet verilmiş olması durumunda, davalı taraf iyiniyetli olmasa bile işlemin geçerlik kazanacağının kabulünün gerektiği gerekçeleri ile ilk hükümde direnilmiştir.

Burada üzerinde önemle durulması gereken ilk konu, dava açıldıktan bir süre sonra davacı Gentra Genel Müh. ve İnş. Tic. A.Ş. hakkında iflas davası açılmış ve Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.5.2006 gün ve 2006/93-139 sayılı kararı ile iflas kararı verilmiştir. Ardından mahkemenin 21.3.2007 gün ve 2007/95-114 sayılı kararı ile iflasın kapatılmasına karar verilmiştir. İflasın kapatıldığı hususu İİK. m.254 ve 166 gereğince 24 Nisan 2007 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde tebliğ ve ilan olunmuştur.

Yine aynı tarihli gazetede yayımlanan başka bir ilanda ise; “şirketin iflasının kapatıldığı bildirildiğinden Ticaret Sicil Tüzüğü’nün hükümleri gereğince 18.4.2007 tarihinde şirketin sicil kaydından resen silindiği” belirtilmiştir.

Bu aşamadan sonra, davacı müflis şirket vekili Beyoğlu İflas Müdürlüğüne verdiği 18.7.2007 tanzim tarihli dilekçe ile haklarındaki iflas kararı onandığından, tapu iptali ve tescil davasında dava ve takip ehliyetlerinin ortadan kalktığını belirterek gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

Beyoğlu İflas Müdürlüğü 2006/2 sayılı ve 2.8.2007 tarihinde olağanüstü alacaklılar toplantı yapmıştır. Olağanüstü alacaklılar toplantı tutanağından; olağanüstü alacaklılar toplantısı için alacaklılara gerekli tebligatların yapıldığı, toplantı yeter sayısının mevcut olduğu ve eldeki tapu iptali ve tescil dosyası bakımından oybirliği ile isteyen alacaklılara İİK.m.245 uyarınca dava ve takip hakkı verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
SGK. vekili tarafından icra müdürlüğünden, 13.9.2007 tarihinde eldeki tapu iptali ve tescil davasını yürütmek üzere İİK.m. 245’e göre dava ve takip yetkisi alınmıştır. Ardından, SGK vekili mahkemeye verdiği 24.9.2007 tarihli dilekçe ile iflas masasından aldığı bu yetkiye dayanarak, “davaya; müflis şirket yerine, davalı şirketle katılmak istediğini” bildirmiştir.

İcra İflas Kanunun “İflasın Kapanması” kenar başlıklı 245. maddesi “Paralar dağıtıldıktan sonra idare, iflasa hükmeden mahkemeye son bir rapor verir.

Mahkeme, iflasın idaresinde hata ve noksan görürse, icra mahkemesine bundan haber verir.

Mahkeme, tasfiyenin bittiğini anladıktan sonra kapanma kararı verir…

İflas dairesi kapanmayı ilan eder.” hükmünü amirdir.

“İflas Kapandıktan Sonra” kenar başlıklı 255. maddesi ise; “İflas kapandıktan sonra tasfiyeden hariç kalmış bir mal bulunduğu haber alınırsa, iflas dairesi o mala vaziyed edip sattıktan sonra, başka bir merasime hacet kalmaksızın bedelini eksik alan alacaklılara sıralarına göre dağıtılır. Evvelce bankaya yatırılmış olupta tasarrufu kabil bir hale gelen paralar hakkında da hüküm böyledir.

Şüpheli bir hak mevzuubahis oldukta, iflas dairesi alacaklılara keyfiyeti ilan eder yahut mektupla bildirir ve 245 inci madde mucibince muamele yapılır.” hükmünü içermektedir.

Somut olayda; müflis şirket hakkındaki iflasın kapanmasından sonra, iflas masası dışında kalan dava konusu taşınmazların bulunduğu anlaşılmıştır. İcra İflas Kanunun 255. maddesinin yollaması ile aynı yasanın 245. maddesine göre; iflas masası, iflasın kapanması ile sona erdiğinden, iflas dairesince alacaklı SGK vekiline, eldeki dava bakımından dava ve takip hakkı verilmesi usul ve yasaya uygundur. SGK vekili eldeki davayı takip etmek istediğini bildiren dilekçesini mahkemeye 24.9.2007 tarihinde sunmuştur. Bu durumda, iflas etmekle ve ticaret sicilinden silinmekle dava ve taraf ehliyeti sona eren davacı şirket (Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s.1021 ), iflas etmezden önce açtığı davayı takip edemezse de, SGK vekili davada davacı yerine taraf olarak davayı takip edebileceğinden, görülmekte olan dosyada aktif dava ehliyeti yönünden bir sorun bulunmamaktadır.

Üzerinde durulması gereken ikinci husus ise; dava konusu 1881 sayılı arsa vasıflı taşınmaz ve üzerinde bulunan fabrika binası ile 1882 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmaz ve üzerinde bulunan fabrika binası 6.12.2004 tarihinde yapılan açık arttırmada, sırasıyla 370.000.000.000.- TL. ve 662.000.000.000.- TL..’ye alacaklı Ayrancı Metal Ürünleri Ltd. Şti.’ne ihale edilmiştir. Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen cevaba göre, 1881 ve 1882 parsel numaralı taşınmazlar satış nedeni ile tam hisse olarak Ayrancı Metal Ürün. Tic. Ltd. Şti. adına 8.8.2006 tarihli olarak kayıtlı olduğu belirlenmiştir.
Görüldüğü gibi, dava konusu taşınmazlar davanın devamı sırasında bir üçüncü kişiye devredilmiş bulunmaktadır. Bu durumda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 186. maddesi uygulaması gündeme gelmektedir. Bu maddeye göre; “Dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından sarfınazar ederek müddeabihi temlik eden kimseye karşı dava eder. Bu suretle davayı kazanırsa mahkumunaleyh, müddeabihi kendisine temlik eden kimse ile beraber masarifi muhakemeyi kefaleti müteselsile ile vermeğe mahkûm olur.

Dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına tebdil eder.” Öyle ise; mahkemece, davayı takip etme yetkisine sahip SGK vekiline, bu madde gereğince seçimlik hakkı kullandırılmalıdır.

Eğer SGK vekili, davasını eski malike karşı tazminat davası olarak devam etmek isterse, bir sorun bulunmamaktadır. Dava sonunda dava kazanılırsa İİK m. 255. madde hükmüne göre SGK vekilinin alacağına öncelik verilir. O alacağını aldıktan sonra kalan para mevcutsa, iflas dairesi diğer alacaklılara sırasına göre ödeme yapar.(Mustafa Oskay, Coşkun Koçak, Doç. Dr. Adnan Değnekli, Ayhan Doğan, İİK şerhi, Ankara 2007, s.5241)

Buna karşın, SGK vekili yeni malike karşı tapu iptali ve tescil davası olarak sürdürmek isterse ve dava sonunda davanın kazanılması durumunda, dolu pafta sistemine göre, iptal edilen tapu kaydının mutlaka bir kişi adına kaydedilmesi gerekeceğinden, müflis Gentra AŞ’nin sadece bu iş için geçici olarak ihya edilmesi gerekecektir. Bu nedenle, bu seçeneğin tercih edilmesi durumunda SGK vekiline ticaret sicili ve iflas memuru aleyhine müflis şirketin geçici olarak ihya edilmesi konusunda dava açmak üzere süre verilmesi ve müflis şirket ihya edildiğinde davaya devam edilmesi zorunlu bulunmaktadır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.6.2007 gün ve 2007/10-358-337; 27.1.1999 gün ve 1999/10-1-1;17/9.1997 gün ve 1997/11-441-649 sayılı kararları). Bu ihtimalde, iptal edilen tapu kaydı geçici olarak ihya edilen şirket adına kaydedilecek ve iflas dairesince taşınmazın satışını müteakip İİK. m. 255 gereğince işlem yapılacaktır.

Mahkemece araştırılması gereken bir diğer husus ise ibra konusudur.

Dava konusu taşınmazlar 15.8.2003 tarihinde Genta Gen. Müh. İnş. A.Ş.’yi temsilen müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyeleri Faruk Günel ve Göksenin Karagül (bizzat) alıcı Devmark Ev Gereç. San. Tic. Ltd. Şti.’ni temsilen Aydın Üstündağ’a Gebze, Pelitli Köyü Yeniçeşme mevkiinde kâin 1881 parsel sayılı 10.596 m2 miktarındaki tarla ile aynı yer 1882 parsel sayılı 8944 m2 miktarındaki tarla vasıflı taşınmazların tamamını üzerlerindeki ipoteklerle ve ayrıca birçok icra takibi nedeniyle konulan hacizler ile birlikte, 1881 parsel 158.940.000.000.- TL.., 1882 parsel 134.160.000.000.- TL. bedelle (üzerindeki haciz ve ipotekler ile birlikte kabul eden) alıcıya satış bedelinin tamamını nakten ve peşin olarak satmışlardır.
Gentra AŞ.’nin Ana Sözleşmenin “Toplantı Nisabı” başlıklı 17. maddesine göre; “Genel Kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabı T.T.K. hükümlerine tabidir. Ancak, sermaye artırımı, gayrimenkul alım ve satımı konularındaki kararlar ile hisse devirleri, toplam sermayenin 2/3 oy çokluğu ile onanması sonucu kesinleşir. TTK. 388.m. hükümleri mahfuzdur.” kuralı bulunmaktadır. Bununla birlikte; şirketin 2001-2002 ve 2003 yıllarına ilişkin 29.3.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısında; yönetim kurulu 2001-2002 ve 2003 yılları faaliyetlerinden dolayı Genel Kurulca oybirliği ile ibra edilmişlerdir. Ne var ki, dosyadaki bilgi ve belgelere göre mezkur genel kurul toplantısında davaya konu edilen taşınmazların satışlarının gündeme gelip gelmediği belli değildir. Eğer, bu taşınmaz satışlarının genel kurulda gündeme geldiği ve buna rağmen yönetim kurulunun sermayenin 2/3 nün katılımı ile ibra edildiği anlaşılırsa, artık taşınmazları satın alanın iyi yada kötüniyeti aranmaksızın bu satışın geçerli olduğu kabul edilebilir.

Bu nedenle, SGK vekiline tercih hakkı tanınıp, bu konudaki usuli işlemler tamamlandıktan sonra, 29.3.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait toplantı tutanakları ile genel kurul karar suretlerinin getirtilerek, bu hususun da araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile verilen karar hatalı olup bozulması gerekir.

SONUÇ: 1- Davacı müflis Gentra Genel Müh. ve İnş. Tic. A.Ş. vekilinin dava ve taraf ehliyetini kaybettiği anlaşıldığından temyiz dilekçesinin REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine,

2- Dava ve takip yetkisi sahibi SGK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.

Y.H.G.K. 10.6.2009 E.2009/11-173 – K.2009/247

PicLensButton YHGK 10.6.2009 E.2009/11 173 – K.2009/247

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir