YHGK 21.10.2009 E.2009/2-437 – K.2009/450


  YHGK 21.10.2009 E.2009/2 437 – K.2009/450

– VASİYETNAMENİN İPTALİ (Mirastan İskat)

– MİRASAN İSKAT SEBEPLERİNİ İSBAT KÜLFETİ (İskattan Yararlanan Mirasçılar)

– TENKİS (Mirastan İskat Sebeplerinin İsbat Olunamaması) –

4722 Sa.Ka.7,17 – 743 Sa.Ka.457,458,459

Dava, mirastan ıskat hükmünü taşıyan vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Mirasçılık ve miras geçişi miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.
1. Davacılar bildirilen sebeplere itiraz etmiş olduğuna göre, ıskat sebeplerinin varlığının ıskattan yararlanacak olan davalı tarafça kanıtlanması gerekirken davalı yan bu hususu kanıtlayamamıştır.
2. Miras bırakan ıskat sebebi olarak kabul ettiği olaylar bulunmadığı halde, kendisi bulunmayan bu olayları varmış gibi algılayıp açık hataya düşmüşse ölüme bağlı tasarruf tam olarak iptal edilmelidir. Ne var ki, dosya içeriğine göre miras bırakanın aşikar yani diğer bir deyişle esaslı bir hataya düştüğü sabit olmamış; bilakis miras bırakan ıskat sebeplerinin varlığına samimi olarak inanmış ve bu itibarla tasarrufta bulunmuştur. Kaldıki, 1996 yılında ölen miras bırakan tarafından, 1994 yılında düzenlenmiş bulunan vasiyetnameden bu süre zarfında dönülmüş de değildir. Bu durumda, TKM’nin 459/son madde hükmü gözetilerek ıskatı içeren ölüme bağlı tasarrufun davacıların saklı payı dışında(tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği kabul edilmelidir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “Vasiyetnamenin İptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesince  davanın kabulüne dair verilen 06.04.2006 gün ve  2002/1751 E. – 2006/102 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar Sevil Ören, Mustafa Ören ve Tuğba Berna Ören  vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.04.2007 gün ve 2007/5238-7109 sayılı ilamı;

(…1- Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 S.K.md.7)

2- Davalı Sevil Ören, miras bırakanın boşandığı eşi olup, dosyadaki mirasçılık belgesinden de görüleceği üzere mirasçı değildir. Bu davada davalı sıfatı bulunmamaktadır. Davalı Sevil yönünden davanın “sıfat yokluğundan” reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

3- Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi miras bırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülükleri önemli ölçüde yerine getirmemesi halinde miras bırakanın yapacağı ölüme bağlı tasarrufuyla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkartabilir. (743 S.K.m.457) Mirasçılıktan çıkartılan (ıskat edilen) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. (743 S.K.m.458) Ölüme bağlı tasarrufta mirastan çıkarma sebebi gösterilmişse ıskat geçerlidir. Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait bulunmaktadır.

Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebebinin varlığı, davalı (ıskattan yararlanan) tarafından kanıtlanamamıştır. Mahkemece mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun; davacı mirasçıların saklı payları dışında (tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Dava, mirastan ıskat hükmünü taşıyan vasiyetnamenin iptali  istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, babaları Savaş ÖREN’in, ortada ıskatı gerektirir hiçbir haklı nedeni yokken, özellikle ikinci eşi davalı Sevil Ören`in dayatmaları ve hileleriyle iradesi sakatlanarak 29.04.1994 tarihli Büyükçekmece Noterliği`nin 15239 yevmiye nolu vasiyetname ile  davacıları mirasından ıskat ettiğini ileri sürerek, mirastan ıskatı içeren vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Bir kısım davalılar vekili, davalılardan Sevil Ören yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, miras bırakanın kendi iradesi ile dava konusu vasiyetnameyi düzenlediğini bildirmişler, davalı Ayça Ören ise davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, mirastan ıskat sebeplerinin bulunmadığı ve murisin gerçek olmayan sebepleri varmış gibi göstererek, 1.derecede kanuni mirasçıları olan davacıları mirastan ıskat etmesinin, yasal açıdan olanaklı olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne  karar verilmiştir.Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçe ile verilen hüküm bozulmuştur.Yerel mahkeme direnme kararında, aynı gerekçeyi tekrarlayarak miras bırakanın çocukları hakkında düştüğü açık bir yanılma sonucu  mirastan ıskat ettiği, dolayısıyla ıskatın geçersiz olduğu,öte yandan davalı Sevil Ören ile ilgili bozmanın yerinde olduğu gerekçesi ile davalı Sevil Ören yönünden bozma ilamına uyularak,açılan davanın sıfat yönünden reddine,diğer davalılara karşı açılan davanın kabulü ile vasiyetnamenin geriye etkili bir şekilde iptaline karar verilmiştir.

1- Öncelikle davalı Ayça Ören yönünden; Yerel Mahkemece verilen ilk karar Ayça Ören dışındaki davalılar tarafından temyiz edilmiş; Özel Dairece davalılar lehine yapılan bozma üzerine, direnme kararı bu kez davalı Ayça Ören tarafından da temyiz edilmişse de;davalı Ayça Ören,verilen ilk kararı temyiz etmemiş olduğundan,verilen hükmün davalı Ayça Ören yönünden kesinleştiği açıktır. Bu durumda hakkında hüküm kesinleşen davalı Ayça’nın direnme kararını temyize hakkı bulunmadığından temyiz isteğinin reddi gerekir.

2- Diğer davalıların temyiz itirazlarına gelince;

Bilindiği üzere,4722 Sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 17.Maddesinde “…Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.”  hükmüne göre eldeki davada 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 457 ve devamı maddeleri uygulanacaktır.

Buna göre, Özel Daire bozma ilamında da belirtildiği üzere, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 457.maddesine göre,”…1-Murisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm ika ederse. 2-Murisine veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük bir kusur irtikap eylerse…”  mirasçı, mirastan ıskat edilebilir.

Yine 459.maddede de, miras hakkından ıskatın geçerli olması için müteveffa tarafından iskatın sebebinin beyan edilmiş olması gereklidir.

Davaya konu 29.04.1994 tarihli Büyükçekmece Noterliği`nde düzenlenen vasiyetname incelendiğinde miras bırakanın “…Bana karşı ağır suçlar ve aynı zamanda ailesine  karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük kusur gösterdikleri ve aynı zamanda kendilerine verilen vekaletname ve yetkileri kötüye kullanarak büyük israflarda bulundukları ve büyük borç altına soktukları gibi büyük zararlar meydana getirdiğinden…” demek suretiyle  ıskatın sebebini bildirdiği görülmektedir. Davacılar bildirilen bu sebeplere itiraz etmiş olduğuna göre,ıskat sebeplerinin varlığının ıskattan yararlanacak olan davalı tarafça kanıtlanması gerekirken davalı yan bu hususu kanıtlayamamıştır.

Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında da uyuşmazlığa neden olan TKM’nin 459/son maddesinde düzenlenen “…Bu beyyine, ikame edilememiş veya ıskatın sebebi beyan olunmamış ise müteveffanın arzuları, ıskatın sebebi hakkında aşikar bir hatanın neticesi olmadıkça; tasarruf nisabı miktarında infaz olunur.”  hükmü karşısında, miras bırakanın aşikar bir hataya düşüp düşmediği, yani müteveffanın arzularının, aşikar (diğer bir ifade ile esaslı) bir hata sonucu oluşup oluşmadığı, ıskatın tamamen mi geçersiz olacağı yoksa ölüme bağlı tasarrufun davacıların saklı payı dışında (tasarruf nisabı oranında) mı yerine getirileceği hususudur.

Belirtmek gerekir ki, Hukuk Genel Kurulu’nun 11.4.1990 tarih, 2-130 Esas, 239 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere, miras bırakan ıskat sebebi olarak kabul ettiği olaylar bulunmadığı halde, kendisi bulunmayan bu olayları varmış gibi algılayıp açık hataya düşmüşse ölüme bağlı tasarruf tam olarak iptal edilmelidir. Ne var ki, dosya içeriğine göre miras bırakanın aşikar yani diğer bir deyişle esaslı bir hataya düştüğü sabit olmamış; bilakis miras bırakan ıskat sebeplerinin varlığına samimi olarak inanmış ve bu itibarla tasarrufta bulunmuştur. Kaldıki, 1996 yılında ölen miras bırakan tarafından, 1994 yılında düzenlenmiş bulunan  vasiyetnameden bu süre zarfında dönülmüş de değildir.

Bu durumda, TKM’nin 459/son madde hükmü gözetilerek ıskatı içeren ölüme bağlı tasarrufun davacıların saklı payı dışında(tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca, Özel Dairenin bozma kararına yukarıda açıklanan ve bozma ilamında belirtilen gerekçelerle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: 1- Yukarıda açıklandığı üzere hakkında hüküm kesinleşmiş bulunan davalı Ayça Ören’in direnme kararını temyize hakkı bulunmadığından temyiz isteminin REDDİNE,

2- Diğer davalılar vekilinin temyiz itirazlarının ise kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.

Y.H.G.K. 21.10.2009 E.2009/2-437 – K.2009/450

PicLensButton  YHGK 21.10.2009 E.2009/2 437 – K.2009/450

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir