YHGK 25.2.2009 E.2009/4-51 – K.2009/96


 YHGK 25.2.2009 E.2009/4 51 – K.2009/96

– YARGITAY KARARININ ELEŞTİRİLMESİ (Yargıtay Üyesinin Manevi Tazminat Hakkı)

– YARGITAY ÜYESİNİN MANEVİ TAZMİNAT HAKKI (Kararın Eleştirilmesi)

– YAYIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI (Karar Eleştirisi Sebebiyle Yargıtay Üyesinin)

– KARAR ELEŞTİRİSİ (Hakimin Kişilik Haklarına Saldırı)

– HAKİMİN KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI (Karar Eleştirisi)

– MANEVİ TAZMİNAT (Karar Eleştirisi Sebebiyle Hakimin) –

818 Sa.Ka.49

Dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, Yeni Şafak Gazetesinin 19.9.2002 tarihli sayısında Cengiz Çandar köşesinde “Yeter Karar Milletin” başlıklı yayından dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkemece yazı bütün olarak değerlendirildiğinde eleştiri niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Yayında, sözü edilen kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesi Kararı olduğu açıkça belirtilip, kararın yargı kararı niteliği taşımadığı, bu karar ile milletin kararının gaspedildiği, kararın hukuki ayrıntı niteliğinde olduğu açıklanmıştır.

Davacı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin üyesi olup, yayına konu kararda imzası vardır. Bir yüksek yargı mensubu olarak imzasını taşıyan kararın bu şekilde nitelendirilmesi kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, manevi tazminatın koşulları oluşmuştur. Yerel Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 18. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 1.10.2003 gün ve 2002/999 E. – 2003/783 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 6.10.2005 gün ve 2004/285 E. – 2005/10390 K. sayılı ilamı;
(…Dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı Yeni Şafak Gazetesinin 19.9.2002 tarihli sayısında Cengiz Çandar köşesinde “Yeter Karar Milletin” başlıklı yayından dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuş, Yerel Mahkemece yazı bütün olarak değerlendirildiğinde eleştiri niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekten hükümlü Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın adli sicil kaydının silinmesi talebinin reddine dair Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 1.8.2002 gün ve 2002/36 E. – 2002/69 K. sayılı hükmüne karşı yapılan itiraz üzerine Diyarbakır 4 no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan inceleme sonunda; 3 no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ret kararının kaldırılmasına ve adli sicildeki mahkumiyet kaydının silinmesine ilişkin 6.9.2002 gün ve 2002/159 mut. karar sayılı hükmüne ilişkin evrakın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile 10.9.2002 günü Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine dairece inceleme yapılmıştır. 8. Ceza Dairesi 16.9.2002 tarihli kararında; Diyarbakır 3 no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1.8.2002 tarihli adli sicil kaydının silinmesine ilişkin talebin reddine dair karara karşı yapılan itirazın temyiz niteliğinde olduğu, itirazın dosyayı inceleyerek Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki sabıka kaydının silinmesine ilişkin Diyarbakır 4 no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 6.9.2002 tarihli kararın hukuki değerden yoksun hiçbir sonuç doğurmayan yok hükmünde olduğu kabul edilerek talebin reddine ilişkin Diyarbakır 3 no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararının onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bu kararından hemen sonra yayınlanan dava konusu yazıda “hiç kimsenin anlamasına imkan olmayan, anladığı takdirde vicdanen kabulüne imkan bulunmayan hukuki ayrıntılarla, 2002 seçimlerinin iktidar adaylarından biri, belki de birincisi olan bir siyasi partinin genel başkanının önünün kesilmeye kalkışılması; Ankara`nın milletin kararını gaspetme girişimi olarak algılanmalıdır, hiç kimse hele siyasi şahsiyetler Yargıtay 8. Ceza Dairesinin Tayyip Erdoğan ile ilgili kararın altına yargı kararıdır diyerek saklanmamalı, sözde bir kuvvetler ayrılığından dem vurarak kaçak dövüşmemeli, hiçbir parti lideri, ülkede büyük seçmen teveccühüne hedef bir partinin genel başkanının fi tarihinde okuduğu bir şiirden ötürü ömür boyu siyasi haklarından mahrum bırakılmasını hukuk adına izah edemez. Hele AB. uyum yasaları çıkarmış ve bu yolla AB.`den müzakere tarihi talep eden bir ülkenin sorumlu siyasi şahsiyetleri olarak, Türkiye`nin AB. üyeliğini hakettiğini, böyle bir uygulama manzarasında hiç savunamaz” denilmektedir.

Yayında sözü edilen kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararı olduğu açıkça belirtilip, kararın yargı kararı niteliği taşımadığı, bu karar ile milletin kararının gaspedildiği, kararın hukuki ayrıntı niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Davacı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin üyesi olup yayına konu kararda imzası vardır. Bir yüksek yargı mensubu olarak imzasını taşıyan kararın bu şekilde nitelendirilmesi kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, manevi tazminatın koşulları oluşmuştur. Yerel Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.2006 gün ve 2006/4-670 E. – 664 K.; 6.12.2006 gün ve 2006/4-763 E. – 770 K.; 17.1.2007 gün ve 2007/4-5 E. – 6 K.; 7.2.2007 gün ve 2007/4-23 E. – 51 K.; 2.5.2007 gün ve 2007/4-224 E. – 228 K.; sayılı ilamlarında da aynı ilkenin kabul edilmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.

Y.H.G.K. 25.2.2009 E.2009/4-51 – K.2009/96

PicLensButton YHGK 25.2.2009 E.2009/4 51 – K.2009/96

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir