YHGK 3.11.2010 E.2010/19-508 – K.2010/558

– Borcun Kabulü (Ciro Silsilesinde Kopukluk)
– Senette Ciro Silsilesinin Kopuk Olması (Menfi Tesbit Davası)
– Menfi Tesbit Davası (Ciro Silsilesinde Kopukluk – İlk Cironun Lehdar Tarafından Yapılmaması)
– İlk Cironun Lehdar Tarafından Yapılmaması
– Ciro Silsilesinde Kopukluk (Borcun Kabulü – İlk Cironun Lehdar Tarafından Yapılmaması)
– Müracaat Borçluları
– Direnme Kararında Değişik Gerekçe Kullanılması
– Bozmaya Elemli Uyma

HUMK.429 – TTK.642

1. Takibe dayanak senedin ciro silsilesinin kopuk olduğu ve senedin hamil tarafından protesto ettirilmediğini
iddia edilerek açılan menfi tesbit davasının:

Davacının icra dairesine gönderdiği 29.5.2007 tarihli mal beyanı dilekçesinde,

“Bu borcumu ileride kazancım olduğunda ödeyeceğim”

şeklindeki beyanının üzerinde durulup, değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi
doğru görülmemiştir.

2. Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı bu karar, gerçekte direnme kararı olmayıp, eylemli olarak uyulan bozma
doğrultusunda inceleme yapılarak verilmiş, yeni hüküm niteliğindedir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen 13.12.2007 gün ve 2007/440 E. – 2007/524 K.
sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13.5.2009 gün ve 2008/8288 E. – 2009/4445 K. sayılı ilamı;

(…Davacı vekili, müvekkili aleyhine davaya konu senetten dolayı icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini,
takibe dayanak senedin ciro silsilesinin kopuk olduğunu ve senedin hamil tarafından protesto ettirilmediğini
iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, davacı aleyhine yaptıkları icra takibinin kesinleştiğini, davacının verdiği mal beyanı
dilekçesinde borcun tamamını kabul edip, taksitlerle ödeyeceğini taahhüt ettiğini, senet arkasındaki ciro
silsilesi incelendiğinde, davacının müracaat borçlularından biri olduğunun görüleceğini, davacının kötüniyetle
dava açtığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre icra takibine dayanak senedin lehtarı Hancıoğlu Yemek Gıda
Ltd. Şti. olduğu halde ilk cironun adı geçene ait olmayıp, davacıya ait olduğu, lehtar tarafından yapılmış bir
ciro bulunmadığı için davacının cirosu ile senedi ele geçiren davalının yetkili hamil olmadığı, ciro zincirinin
kopuk olduğu, dosyada davalı alacaklının ödememe protestosu çektiğine dair bir belge bulunmadığı gibi davalı
vekilinin de 13.12.2007 günlü celsede dava konusu senedin protesto edilmediğini bildirmiş olmakla takip
alacaklısı davalı, keşideci dışındaki diğer müracaat borçlularına karşı başvuru hakkını TTK.’nun 642. maddesi
gereği yitirdiği, davalının icra takibine geçmekte haksız ise de kötüniyetli olmadığı, gerekçesiyle davanın
kabulüne, tarafların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz
edilmiştir.

Davacının icra dairesine gönderdiği 29.5.2007 tarihli mal beyanı dilekçesinde “Bu borcumu ileride kazancım
olduğunda ödeyeceğim” şeklindeki beyanının üzerinde durulup, değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı
biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir…”) gerekçesiyle, diğer hususlar incelenmeksizin davalı yararına
bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda
direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki
kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemenin, davanın kabulüne dair verdiği karar; Özel Daire’ce, yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Mahkemece,
önceki kararda direnilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece davacının icra dairesine gönderdiği
29.5.2007 tarihli mal beyanı dilekçesinde yer alan beyanı üzerinde durulup, değerlendirme yapılıp yapılmadığı,
yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olup olmadığı noktasındadır.

Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi
bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre
genişletebilirse de değiştirmemelidir (HUMK.429 mad.).

Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından
söz edilemez.

Somut olaya gelince; mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar, Özel Dairece, davacının icra dairesine
gönderdiği 29.5.2007 tarihli mal beyanı dilekçesinde “Bu borcumu ileride kazancım olduğunda ödeyeceğim.”
şeklindeki beyanı üzerinde durulup, değerlendirilmeden eksik inceleme yapıldığına işaretle bozulmuş, bozma
nedenine göre öteki temyiz itirazları incelenmemiştir.

Mahkemece, açıkça bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak, davacının icra dairesine verdiği mal beyan
dilekçesindeki ibare üzerinde durulmuş ve bu ibarenin borcun kabulü anlamına gelmeyeceği gerekçesi ile direnme
olarak adlandırdığı son karar verilmiştir.

Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı bu karar, gerçekte direnme kararı olmayıp, eylemli olarak uyulan bozma
doğrultusunda inceleme yapılarak verilmiş, yeni hüküm niteliğindedir. Öteki deyişle, mahkeme bozma kararına
karşı eylemli olarak uymakla yeni bir hüküm kurmuştur. Bu yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının inceleme merci
ise Hukuk Genel Kurulu değil; Özel Daire’dir.

Hal böyle olunca; dosyanın yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesi
gerekir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için
dosyanın 19. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, oybirliği ile karar verildi.

Y.H.G.K. 3.11.2010 E.2010/19-508 – K.2010/558

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir