YHGK 7.4.2010 E.2010/12-179 – K.2010/207


 YHGK 7.4.2010 E.2010/12 179 – K.2010/207

– Meskeniyet Şikayeti
– Şikayet (Meskeniyet) –

İİK.82/12 – TMK.2,327,339,340

Meskeniyet şikayetinin incelenebilmesi herhangi bir şarta bağlanmadığı gibi, borcun kaynağının ne olması gerektiğine ilişkin yasal bir düzenleme de getirilmemiştir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Hatay İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 22.1.2009 gün ve 2005/295 E. – 2009/9 K. sayılı kararın incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15.10.2009 gün ve 2009/10674 E. – 2009/19344 K. sayılı ilamı;

(“…Borçlu İİK.nun 82/12. maddesi gereğince meskeniyet iddiası ile haczin iptalini istemiş, mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.

İİK.nun 82/12. maddesinde meskeniyet şikayetinin incelenebilmesi herhangi bir şarta bağlanmadığı gibi borcun kaynağının ne olması gerektiğine ilişkin yasal bir düzenleme de getirilmemiştir. Bu itibarla dosyaya konulu bilirkişi raporu gereğince meskeniyet şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi isabetsizdir…”) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.

Y.H.G.K. 7.4.2010 E.2010/12-179 – K.2010/207
KARŞI OY YAZISI

Dava, İİY. 82/12. maddesine dayalı meskeniyet iddiası ile haczin iptali istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, nafaka borcundan dolayı yapılan takipte davacı- borçlunun meskeniyet iddiasının TMK.nun 2. maddesine aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

İİY. 82. maddesinde; kanun koyucu, borçlu ve ailesinin hayati ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri, yaşamlarını ve ekonomik varlıklarını en asgari düzeyde devam ettirebilmeleri ile topluma muhtaç duruma düşmemeleri gibi insani düşünceler ve kamu düzeninin sağlanması amaçları ile borçluya ait bir kısım mal ve hakların haczedilemeyeceğini kabul etmiştir.

İİY. 82. maddesinde belirtilen “Aile” terimi borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar.

İİY. 82/12. maddesi uyarınca; meskeniyet iddiasını borçlu babanın ileri sürmesi yasal olarak mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi TMK. 2. madde uyarınca dürüstlük, objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir, hakkın objektif iyiniyete açıkça aykırı kullanılması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Hukuken tanınan bir hakkın objektif iyiniyet kurallarına aykırı kullanılması ve bu hakkın kullanılması sonucunda diğer hak sahibinin yasal hak ve menfaatlerinin ihlal edilmesi bundan zarar görmesi hakkın kötüye kullanılması olduğu gibi ayrıca bir hakkın, yasa koyucunun düzenlediği amaca aykırı kullanılmasıda hakkın kötüye kullanılmasıdır, hukuken korunamaz.

Somut olayda davacı-borçlu baba, davalı-alacaklı ortak çocukları fiilen bakan daha sonrada velayet kendisine verilen anne ve eştir. İcra takibine konu borç, boşanma davasının devamı sırasında TMK.nun 169. maddesine göre eşin barınması, geçimi çocukların bakımı ve korunması için hükmedilen eş için aylık 100.00.- TL., anne ile birlikte yaşayan ortak çocukların her biri için aylık 50.00.- TL. olmak üzere 5.11.2001 – 5.12.2004 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ödenmeyen 37 aylık toplam 12.950.00.- TL. tedbir nafakası borcudur. Takip borçlusu baba meskeniyet iddiasında bulunmuştu.

Yüksek Özel Daire Kararında da belirtildiği gibi İİY. 82/12. maddesinde borcun kaynağının ne olması gerektiği konusunda yasal düzenleme yoktur. Adalet ve hakkaniyete uygun olmayan yasal bir boşluk varsa, TMK.nun 2. maddesi bu tür uyuşmazlıklarda uygulanmalıdır.

Davacı-borçlu baba nafaka borcu nedeniyle evin haczedilmesi üzerine meskeniyet iddiasında bulunmuştur. Takibin dayanağı nafaka borcu, eş ve çocukların barınması, korunması, bakım ve geçimi için yasadan kaynaklanan bir borç olup borçlu baba İİY. 82/12. maddesi uyarınca meskeniyet hakkını kullanırken bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocuklarının barınma, geçinme, bakım ve korunma haklarını açıkça ihlal ederek diğer aile bireylerini zararlandırmaktadır. Davacı baba bu durumda TMK.nun 327, 339. ve 340. maddeleri uyarınca kendisine yüklenen çocukların bakımı, eğitimi, bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanmasına yönelik yasal yükümlülüklerinden de kurtulmaktadır. Babanın yasal görevlerini ortadan kaldıracak ve nafakanın ödenmemesi sonucunu doğuracak bir hak kullanımı hukuken hiç bir şekilde korunamaz.

Sosyal güvenlik yasalarında, nafaka borcu hariç bağlanan gelir ve aylığın haczedilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Borçlunun haczedilemecek hak ve mallarını düzenleyen İİY. 82. maddesinin 12. fıkrasında borcun kaynağının ne olması gerektiğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığına göre bu yasal boşluk diğer yasalardaki düzenlemelerde gözetilerek TMK.nun 2. maddesi uyarınca nafaka borçları hariç olarak yorumlanıp uygulanması yasal boşluğun bu şekilde doldurulması adalet, dürüstlük ve objektif iyiniyet kuralının bir gereğidir, hakkın kötüye kullanılması da engellenmiş olacaktır.

Somut olayın özelliği yasal düzenlemeler, hukukun genel ilkelerine uygun olarak yerel mahkemenin meskeniyet iddiasının reddine ilişkin kararının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunlukça verilen bozma kararına katılmıyorum.

PicLensButton YHGK 7.4.2010 E.2010/12 179 – K.2010/207

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir