YHGK Esas : 2010/4-40 Karar : 2010/54 Tarih : 3.2.2010


 YHGK Esas : 2010/4 40 Karar : 2010/54 Tarih : 3.2.2010

-Usuli Kazanılmış Hakın Oluşması Ve İstisnaları
– Kazanılmış Hakların Korunması (Hukuk Devleti Niteliği)
– Kaçak Avlanma Tazminatı (Avların Doğaya Salıverilmesi)
– Avların Doğaya Salıverilmesi (Kaçak Avlanma Tazminatı) –

5199 Sa.Ka.4 – 4915 Sa.Ka.1,2,5,6,28 – 82An.2

I – 1.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir.
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
2.Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır: Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı, ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması; Uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilmesi; (bu durumda usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.) ve Kamu düzeni ile ilgili (görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulması gibi) konularda;
usuli kazanılmış haktan söz edilemez.
3.Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Doğmuş bulunan bu usuli kazanılmış hakka yerel mahkeme uymak zorunda olduğu gibi,Yargıtay da uymak zorundadır.
II- 1.Dava, usulsüz ve kaçak avlanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2.Yasa dışı avlanan canlı veya cansız av hayvanlarının müsaderesi (mülkiyetinin kamuya geçirilmesi) gerekmekte; bu olgu canlı veya cansız olsun ayrıca tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Yeni düzenlemede açıkça yaralı olmayan canlı hayvanların doğal yaşama ortamlarına bırakılacağının belirtilmiş olması ayrıca tazminat yükümlülüğünün varlığına etkili değildir. Tüm yasal düzenlemeleri ve özellikle 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 28.maddesi; Av ve Yaban Hayvanlarının Ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile Merkez Av Komisyonu İl ve İlçe Av Komisyonlarının Görevleri Çalışma Esas ve Usullerine Dair Yönetmelik hükümlerini gözeterek;
2005-2006 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararı ile Çevre ve Orman Bakanlığının 2005-2006 Av Sezonunda Avcılığın Düzenlenmesine İlişkin Esas ve Usullere Ait Kararının “Av Hayvanlarının Tazminat Bedelleri” başlıklı 6. maddesine ve olay tarihindeki esaslara göre, davalının yol açtığı zarar nedeniyle ödemesi gereken tazminat bedellerini belirlemek ve hüküm altına almak olmalıdır.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “Maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 5.5.2008 gün ve 2008/44 E.-160 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 27.11.2008 gün ve 2008/8599 E.-14730 K. sayılı ilamı ile;
(…Dava, usulsüz ve kaçak avlanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, canlı olarak el konulan davaya konu saka kuşlarının doğaya salıverilmeleri nedeniyle zararın doğmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda;
“…Gerek Kara Avcılığı Yasası gerekse Merkez Av Komisyon Kararları uyarınca usulsüz av bakımından canlı veya cansız hayvan ayrımı yapılmamıştır. Eş anlatımla usulsüz avlanmaya konu av hayvanının canlı olarak ele geçirilmesi halinde dahi tazminat sorumluluğu benimsenmiştir. Şu durumda davalı eylemi nedeniyle tazminat ile yükümlüdür. Açıklanan nedenlerle mahkemece yakalanan hayvanların canlı olmalarının sonuca bir etkisi olmadığı gözetilerek tazminat kapsamının belirlenerek hüküm altına alınması gerekir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve zarar kapsamının belirlenmesi amacıyla bilirkişi görüşü alınmıştır.
Bilirkişi raporunda; “…davaya konu usulsüz avlanma ile yakalanmış bulunan 20 adet saka kuşunun müsaderesini takiben sağlıklı bir şekilde tekrar doğaya salınmış olmalarından dolayı herhangi bir zararın ortaya çıkmadığı, usulsüz avlanma yapan davalının 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu gereğince 23.4.2006 tarihli idari yaptırım karar tutanağı ile toplam 428,68 YTL. idari para cezasına çarptırılmış olduğu böylelikle kanunlara aykırı olarak işlemiş bulunduğu suçtan dolayı cezasını çekmiş bulunduğu, bunun haricinde gerek doğal dengenin bozulması yönünden bir zararın oluşmadığı gerekse idarenin başkaca herhangi bir zararının söz konusu olmadığı, tazminata gerek olmadığı…” yönünde görüş bildirilmiştir.

Mahkemece bu bilirkişi raporu hükme esas alınarak yine davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Bozma kararına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemece de bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekir. (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İBK.). Uyulan bozma kararında, açıkça davalının tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozmanın bu açık niteliğine karşın Merkez Av Komisyon Kararına, yasaya, dosya içeriğine ve bozma ilamına aykırı gerekçelerle yine davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

Suç gününde yürürlükte bulunan 2005-2006 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararının tazminatları düzenleyen 38. maddesinde;
“ korunan ve belli sürelerde avlanan av hayvanlarının canlı olarak yakalanması durumunda da belirlenen tazminatın alınacağı ” hükme bağlanmıştır.

4915 sayılı Yasa ve Merkez Av Komisyonu Kararının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; amacın, doğal dengenin bozulmaması ve belirli dönemlerde liste halinde belirtilen hayvanların avlanmaması, yakalanmaması ve nakledilmemesi olduğu açıktır.

Açıklanan yasal düzenlemeler ve dosyaya yansıyan olgular gözetilerek, hukuka aykırı eylemi ile doğaya zarar veren ve doğal ortamı bozan davalının zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş; bozma ilamı doğrultusunda dava konusu 20 adet saka kuşunun, merkez av komisyonu kararının 6. maddesi ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 28. maddesine göre olay tarihindeki tazminat bedellerinin belirlenerek hüküm altına alınmasından ibarettir. Ancak mahkemece bozma ilamının gereği yerine getirilmemiş ve bozma ilamına uyulduktan sonra yine aynı sonucu içeren davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur. Açıklanan nedenlerle; mahkemece bozmaya uyulmakla doğan kazanılmış hak ilkesi göz ardı edilerek, uyulan bozma kararının gereği yerine getirilmeden ve yerinde bulunmayan gerekçeyle yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir….) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Dava, usulsüz ve kaçak avlanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı Çevre ve Orman Bakanlığı; davalının usulsüz ve kaçak avladığı, ancak elkonulduktan sonra doğaya canlı olarak salınan 20 adet saka kuşunun, Merkez Av Komisyonu tarafından her sene yayınlanan değerler nazara alınarak hesaplanan toplam 8.000,00.- YTL. tazminatın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.4.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, ortada tazminata konu bir zararın olmadığını, kuşların canlı olarak doğaya salındığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.

Mahkemece, canlı olarak el konulan davaya konu saka kuşlarının, doğaya salıverilmeleri nedeniyle zararın doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının temyizi üzerine, Özel Dairece; gerek Kara Avcılığı Yasası, gerekse Merkez Av Komisyon Kararları uyarınca, usulsüz av bakımından canlı veya cansız hayvan ayırımı yapılmadığı, eş anlatımla usulsüz avlanmaya konu av hayvanının canlı olarak ele geçirilmesi halinde dahi tazminat sorumluluğu benimsendiği, bu durumda davalının, eylemi nedeniyle tazminat ile yükümlü olduğu, Mahkemece, yakalanan hayvanların canlı olmalarının sonucuna bir etkisi olmadığı gözetilerek tazminat kapsamı belirlenip hüküm altına alınması gerekirken, istemin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, ancak tazminat hesabına esas olmak üzere zarar kapsamının belirlenmesi amacıyla bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak, usulsüz avlanma ile yakalanmış bulunan 20 adet saka kuşunun sağlıklı bir şekilde tekrar doğaya salınmış olmalarından dolayı herhangi bir zararın ortaya çıkmadığı, usulsüz avlanma yapan davalının toplam 428,68 YTL. idari para cezasına çarptırıldığı, böylelikle işlemiş bulunduğu suçtan dolayı cezasını çektiği, bunun haricinde gerek doğal dengenin bozulması yönünden bir zararın oluşmadığı, gerekse idarenin başkaca herhangi bir zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının temyizi üzerine, Özel Dairece; yukarıda belirtilen gerekçelerle ve özellikle mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında işaret edilen hususlar ve bu uyma nedeniyle gerçekleşen usuli kazanılmış hakkın varlığı gözetilmeden Merkez Av Komisyon Kararına, yasaya, dosya içeriğine ve bozma ilamına aykırı gerekçelerle yine davanın reddine karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiği vurgulanarak, karar bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, ilk bozma kararının, zarar tespitine yönelik olduğu ve bozma kararına uyularak gereğinin yerine getirilmesi için bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırıldığı, bilirkişi raporu ile zarar olmadığının anlaşıldığı, olmayan bir zararın da ödetilemeyeceği, bozma ilamına uyulmakla davacı lehine usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Uyuşmazlık, yerel mahkemece, bozma ilamına uyulmakla usulü kazanılmış hak doğup doğmadığı ve hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, noktalarında toplanmaktadır.

Öncelikle, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanması ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi yararlı olacaktır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “ Usuli kazanılmış hak ” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar, Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “ Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir ” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır: Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK. nun 21.1.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K.).

Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.7.2006 gün ve 2006/4-519-527; 31.5.2006 gün ve 2006/10-307-337; 10.5.2006 gün ve 2006/4-230-288; 3.12.2008 gün ve 2008/10-730-732; 27.5.2009 gün ve 2009/21-168-218 sayılı ilamları).

Somut olayda ilk bozma ilamına uyulmakla, gerek Kara Avcılığı Yasası, gerekse Merkez Av Komisyon Kararları uyarınca, usulsüz av bakımından canlı veya cansız hayvan ayırımı yapılmayıp; usulsüz avlanmaya konu av hayvanının canlı olarak ele geçirilmesi halinde dahi tazminat sorumluluğunun varlığının benimsendiği, davalının bu eylemi nedeniyle tazminat ile yükümlü olduğu; Mahkemenin, yakalanan hayvanların canlı olmalarının sonucuna bir etkisi olmadığını gözeterek tazminat kapsamını belirleyip hüküm altına alınması gerektiği, hususları kesinleşmiş ve bu hususta davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Doğmuş bulunan bu usuli kazanılmış hakka yerel mahkeme uymak zorunda olduğu gibi,Yargıtay da uymak zorundadır.

Açıklanan durum karşısında, yerel mahkemenin usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmediği yönündeki direnme gerekçesi yerinde değildir.
Yerel Mahkemenin bozma gereğini yerine getirdiği, bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporda zararın olmadığının tespiti üzerine tazminata hükmetmediği yönündeki direnme gerekçesine gelince;

1.7.2003 tarih ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun; “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1.maddesinde:
“ Bu Kanunun amacı; sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının milli ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamaktır.

(Değişik fıkra: 23.1.2008-5728 S.K./505.mad) Bu Kanun av ve yaban hayvanlarını ve yaşama ortamlarını, bunların korunmasını ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, işletilmesi ve işlettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suç ve kabahatler ile bunların takibi ve cezalarını kapsar. ” Hükmü yer almakta;

“Tanımlar” başlıklı 2.maddesinin 27.bendinde de;
“ Yasa dışı avlanma: Bu Kanun kapsamında korunan veya avına izin verilen yaban hayvanı türlerini; izin verilen yerler, belirlenen zamanlar, miktarlar dışında ve/veya zehirleyerek, tuzak ve kapan kurarak veya men edilen diğer usullerle canlı veya ölü ele geçirmeye çalışmayı veya ele geçirmeyi, ifade eder ” denilmektedir.

Kanunun 5. maddesinde “Av Sezonu” düzenlenmiş;
“Avlanma Esas Ve Usulleri” başlıklı 6. maddesinde de:
“ Avlanma, avcılık belgesi ve avlanma izni almak şartıyla, yasalarla izin verilen silah, araç ve eğitilmiş hayvanlarla, avlanma planlarına veya Merkez Av Komisyonu kararlarına göre yapılır. Zehirle avlanmak yasaktır. Haznesi iki fişek alacak şekilde sınırlandırılmamış otomatik, yarı otomatik, pompalı ve benzeri yivsiz av tüfekleri ile havalı tüfek ve tabancalar avda kullanılamaz. Eğitilmiş hayvanlarla ve mücadele kapsamında kullanım yeri, şekli ve özellikleri Merkez Av Komisyonunca belirlenecekler dışında kara, hava araçları ve yüzer araçlarla, ses, manyetik dalga, ışık yayan araç ve gereçler, canlı mühre, tuzak, kapan ve diğer benzeri araç, gereç ve usullerle avlanılamaz. Avda kullanımı Merkez Av Komisyonu kararı ile men edilen ses ve manyetik dalga yayan cihazlar, tuzak ve kapanlar ile benzeri araç ve gereçlerin pazar ve ticarethanelerde bulundurulması ve satışı yasaktır. Özellikleri Merkez Av Komisyonunca belirlenenlerin dışında gümeler kurulamaz ve bu gümelerde avlanılamaz. Avlanan hayvanların taşınması ve avlanma gayesi dışında mücadele kapsamında ve kişilerin kendilerini, tarlalarını ve sürülerini korumak maksadıyla avlaklarda avcılık belgesi ve avlanma izni olmadan avlanmada kullanılan silahları ve araçları taşıma veya köpek bulundurma ile eğitilmiş hayvanlarla ve avlanma zamanı dışında avlanma esasları Merkez Av Komisyonunca tespit edilir. Bu esas ve usullere aykırı şekilde avlanılamaz. ”Hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hükümlerde yer alan yasaklamalara uymamanın müeyyidelerinden birisi
“ Avdan Men Etme ve Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi ” başlıklı 28. maddede düzenlenmiş; maddenin suç tarihinde yürürlükte bulunan metninde aynen; “ Bu Kanunla yasak edilen fiilleri işleyenler derhal avdan men edilir. Bunların bizatihi av suçunda kullandıkları suç vasıtaları, suç aletleri kime ait olursa olsun idarece zapt ve yetkili sulh ceza mahkemesince müsadere edilir. Canlı ve cansız av hayvanları da müsadere olunur. Müsadere edilen silahlar dışındaki suç alet ve ekipmanları ile suç vasıtaları ve cansız av hayvanları orman idaresince satılarak ücreti Döner Sermaye İşletmesine gelir kaydedilir. 20 nci madde gereğince zapt edilerek satılan ve emanete alınan bedeller ise, müsadere kararının kesinleşmesini müteakip Döner Sermaye İşletmesine gelir kaydedilir.

Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak avlanan, öldürülen veya yaralanan hayvanlar müsadere edilmiş olsa dahi talep halinde hükmolunacak tazminat av hayvanı türlerine göre Bakanlıkça tespit edilen değerler üzerinden, zehirle avlanmalarda ise beş misli fazlasıyla hesaplanır ve tahsiline mahkemece karar verilir. Tahsil edilen para, Döner Sermaye İşletmesine gelir kaydedilir. ” düzenlemesi yer almıştır.
Bu hükümde avlanan canlı hayvanların da müsadere olunacağı belirtilmiş; tazminat hesabında öldürülen ya da yararlanan hayvanlar yanında genel ifade ile “ avlanan” hayvanların müsadere edilseler dahi talep halinde hükmolunacak tazminatın türlere göre Bakanlıkça tespit edilen değerler üzerinden hesaplanacağı ve tahsiline mahkemece karar verileceği hükme bağlanmıştır.

Anılan maddenin 23.1.2008 tarih ve 5728 Sayılı Kanun ile değişik halinin 4 ve 5.fıkralarında açıkça canlı hayvanlar için yapılacak işlem belirtilerek; “ ” Canlı olarak el konulan ve özel bakım ve tedaviye muhtaç olmayan av hayvanlarının, Bakanlık yetkilileri tarafından başka bir şekilde değerlendirilmesine karar verilmediği takdirde, doğal yaşama ortamlarında serbest bırakılacağı; …bu madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmiş olsa bile, yasak avlanma ile yaban hayatında ve ekosistemde meydana gelen tahribat ve eksilme nedeniyle hükmolunacak tazminatın av hayvanı türlerine göre Bakanlıkça tespit edilen değerler üzerinden hesaplanacağı ” düzenlemesi getirilmiştir.

Görülmektedir ki, hükmün gerek suç tarihindeki ve gerekse halen yürürlükteki şeklinde yasa dışı avlanan canlı veya cansız av hayvanlarının müsaderesi (mülkiyetinin kamuya geçirilmesi) gerekmekte; bu olgu canlı veya cansız olsun ayrıca tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Yeni düzenlemede açıkça yaralı olmayan canlı hayvanların doğal yaşama ortamlarına bırakılacağının belirtilmiş olması ayrıca tazminat yükümlülüğünün varlığına etkili değildir. Zira, bu halde tazminat yükümlülüğünün söz konusu olmayacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ayrıca, hayvanın doğal ortamından kısa bir süre için de olsa avlanma yoluyla koparılıp, tekrar doğal ortamına salıverilmesi halinde de zarar gerçekleşmiş olup, salıvermenin bu zararı ortadan kaldırdığından söz edilemez. Öyle ki, avlanan hayvanın hangi yolla olursa olsun doğal ortamında rahatsız edilmiş olması dahi ona verilmiş zarardır ve hayvan üzerinde yaratacağı olumsuz etki kaçınılmazdır. Tekrar salınsa bile bunun telafisi söz konusu olamaz (örn. kuluçkaya yatmış kuşun avlanıp, salınması).
Nitekim, konuya ilişkin 2005-2006 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararının 1. maddesinin 38.bendinde: Yasa dışı avlanmanın; 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve Merkez Av Komisyonunca korunan veya avına izin verilen yaban hayvanı türlerini; izin verilen yerler, belirlenen zamanlar, miktarlar dışında ve-veya zehirleyerek, tuzak ve kapan kurarak veya men edilen diğer usullerle canlı veya ölü ele geçirmeye çalışmayı veya ele geçirmeyi ifade edeceği belirtilmiştir.

Diğer taraftan, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu da hayvanları korumaya ilişkin hükümler getirmiş; 4.maddesinin (f) bendinde “Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.” Şeklindeki hükümle yaban hayvanlarının yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılması yasaklanmıştır.

24.10.2005 tarih ve 25976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde “doğal yaşama ortamı” da tanımlanmış; değiştirilmemiş, bozulmamış ve insan etkisinden uzak yaşam ortamı olarak, ifade edilmiştir.

Açıklanan tüm bu düzenlemeler göstermektedir ki, yasak avlanan hayvanın canlı olması ve doğal ortamına salıverilmiş olması zararın doğmasına engel olmadığı gibi idari yaptırım uygulanmış olması da ayrıca zararın tazmininin istenemeyeceği anlamına gelmemektedir.

O halde, Mahkemece yapılacak iş; Yukarıda açıklanan tüm yasal düzenlemeleri ve özellikle 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 28.maddesi; Av ve Yaban Hayvanlarının Ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile Merkez Av Komisyonu İl ve İlçe Av Komisyonlarının Görevleri Çalışma Esas ve Usullerine Dair Yönetmelik hükümlerini gözeterek; 2005-2006 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararı ile Çevre ve Orman Bakanlığının 2005-2006 Av Sezonunda Avcılığın Düzenlenmesine İlişkin Esas ve Usullere Ait Kararının “Av Hayvanlarının Tazminat Bedelleri” başlıklı 6. maddesine ve olay tarihindeki esaslara göre, davalının yol açtığı zarar nedeniyle ödemesi gereken tazminat bedellerini belirlemek ve hüküm altına almak olmalıdır.

Mahkemece, usuli kazanılmış hakka ilişkin açıklanan ilkeler ve yukarıda sayılan tüm yasal düzenlemeler göz ardı edilerek; yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda zarar olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.H.G.K. Esas : 2010/4-40 Karar : 2010/54 Tarih : 3.2.2010

PicLensButton YHGK Esas : 2010/4 40 Karar : 2010/54 Tarih : 3.2.2010

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir